Kategori arşivi: Boşanma Hukuku

Boşanma avukatı tarafından kaleme alınan boşanma hukuku konulu makaleler bu kategori altında yayınlanmaktadır. Ayrıca anlaşmalı boşanma davası, velayet davaları, nafaka davaları, mal paylaşımı davaları hakkında yazılar da bu kategoride yer almaktadır.

Boşanma hukukuna ilişkin yasal düzenlemeler Türk Medeni Kanunu’nda yer almakta ve boşanma hukukuna ilişkin boşanma davası, ayrılık davası, mal paylaşımı davası gibi davalar aile mahkemelerinde görülmektedir. Aile mahkemelerinin bulunmadığı yerlerde bu davalar aile mahkemesi sıfatıyla asliye hukuk mahkemelerinde görülmektedir. Boşanma hukuku alanında uzmanlaşan avukatlar uzman boşanma avukatı olarak adlandırılmaktadır. Uzman boşanma avukatları genel olarak yukarıda sayılan dava türlerinde avukatlık yapmakta ve bu alanda kendilerini geliştirmektedirler.

Biz de sizlerle boşanma hukuku ve aile hukukuna ilişkin güncel hukuki makaleleri bu başlık altında paylaşıyor olacağız. Yayınlanan konularla ilgili sorunuz olması halinde bu sorularınızı ilgili yazının altındaki yorum bölümüne ekleyebilirsiniz. Sorularınıza mümkün olan en kısa süre içerisinde cevap vermeye çalışmaktayız.

iştirak nafakası

İştirak Nafakası Nedir Nasıl Belirlenir ?

İştirak nafakası, boşanma davasında tarafların müşterek çocuklarının geçim giderleri için velayeti kendisine verilmeyen eş aleyhine hükmedilen nafaka türüdür. Çocuk nafakası, katılım nafakası, eğitim nafakası şeklinde de halk arasında ifade edilen bu nafaka boşanma davası içerisinde talep edilebileceği gibi ayrı bir dava şeklinde talep edilebilmesi de mümkündür.

Velayet kendisine verilen eş lehine hükmedilen bu nafakanın genel itibariyle aylık olarak ödenmesine hükmedilmektedir. Nafakanın ödenmemesi halinde ise icra kanalıyla tahsili mümkündür. Geçmiş dönemlere ilişkin ödenemeyen nafakalarla ilgili olarak icra ceza mahkemesine suç duyurusunda bulunulması da mümkündür.

İştirak Nafakası Ne Kadar Belirlenir ?

Türk Medeni Kanunu‘nun 182. ve 183. maddesinde iştirak nakafasından bahsedilmektedir. Ancak burada nafakanın miktarı ile ilgili açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Kanun bunun takdirini durumun özelliklerine göre hakime bırakmıştır.

İştirak nafakasının belirli bir miktarı yoktur. “İştirak nafakası hesaplama” veya “maaşın yüzde kaçı gibi” sitemize gelen sorulara verebileceğimiz yanıt nafaka miktarının mahkemece tarafların ekonomik durumlarına ve müşterek çocuğun ihtiyaçlarına bakılarak karar verileceğidir.

Genel olarak diğer nafakaların miktarının belirlenmesindeki esaslar iştirak nafakası için de geçerlidir. Daha önceden sitemizde yayınladığımız yazıda nafakanın mahkeme tarafından nasıl belirlendiğine değinmiştik; o yazımızı da okumanızı tavsiye ederiz: https://www.tabakhukuk.com/bosanmada-nafaka/

iştirak nafakası

İştirak Nafakası Ödenmezse Ne Olur ?

İştirak nafakasının ödenmemesi halinde öncelikle lehine nafaka hükmedilen eş geçmiş dönem nafakaların tahsili için icra takibi başlatabilir. Takibin kesinleşmesi ile birlikte nafakanın tahsili diğer alacakların tahsili gibi icra ve iflas hukuku kuralları kapsamında borçlu olan nafaka yükümlüsünden tahsil edilir.

Nafaka ödememin bir diğer boyutu ise cezai sorumluluktur. Yani nafaka yükümlülüğünün ihlali halinde alacaklı icra ceza mahkemesine şikayette bulunabilir. Mahkeme geçmiş dönem nafaka borçlarının ödenmediğini tespit eder ve nafaka yükümlüsü de bu süre içerisinde borcu ödemezse 3 aya kadar tazyik hapsi kararı verebilir.

Nafaka yükümlülüğünün ihlali halinde uygulanan hapis cezası ile ilgili olarak sitemizde daha önceden yazdığımız şu yazıyı da okumanızı tavsiye ederiz: https://www.tabakhukuk.com/nafaka-yukumlulugunun-ihlali/

Kaç Yaşına Kadar Ödenir ?

İştirak nafakası 18 yaşından küçük olan müşterek çocuklar için belirlenmektedir. Dolayısıyla nafaka yükümlüsünün iştirak nafakasını ödeme yükümlülüğü de müşterek çocuk 18 yaşına gelene kadar sürer ve çocuğun 18 yaşını doldurması ile kendiliğinden sona erer.

Eğer müşterek çocuk hayatını idame ettirebilmek adına ekonomik yardıma ihtiyaç duyuyorsa, örneğin eğitiminin devam etmesi ve henüz çalışmıyor olması buna örnek gösterilebilir, bu durumda kendisinin açacağı ayrı bir dava ile yardım nafakası talep etmesi mümkündür.

Hangi Durumlarda Ne Zaman Kesilir ?

İştirak nafakası yukarıdaki başlık altında da ifade edildiği şekilde müşterek çocuğun 18 yaşını doldurması ile birlikte kendiliğinden kesilmektedir. Ancak yukarıda da ifade ettiğimiz gibi bu durumda çocuğun kendi açacağı dava ile yardım nafakası talep etmesi gündeme gelebilir.

Ancak mahkemenin nafakaya hükmettiği dönemdeki ekonomik şartların, yani tarafların ekonomik durumlarının değişmesi halinde iştirak nafakasının kaldırılmasının talep edilmesi mümkün olabilir.

İştirak Nafakasının Kaldırılması veya Arttırılması Talebi

Sitemize en çok gelen sorulardan bir tanesi de iştirak nafakası evlenince kesilir mi sorusudur. Velayet kendisine bırakılan eş yani iştirak nafakası alacaklısının evlenmesi tek başına iştirak nafakasının kaldırılması sebebi değildir. Eğer nafaka borçlusu diğer eşin evlenmesi ille artık nafakaya ihtiyacı kalmadığını iddia ediyorsa açacağı dava ile bu durumu ispat etmesi gerekir.

Tersi bir durum nafaka alacaklısının iştirak nafakası miktarının arttırılmasını istediği durum için de geçerlidir. Örneğin nafaka borçlusunun ekonomik olarak daha iyi duruma gelmesi ya da müşterek çocuğun ihtiyaçlarının artması gibi durumlarda açacağı dava ile iddiasını da ispatlayarak nafakanın arttırılmasını talep etmesi mümkündür.

İştirak nafakasının kaldırılması, azaltılması ya da arttırılması gibi davalar aile mahkemelerinde görülür. Bu tür davalar doğrudan çocuğun menfaatin ilgilendirdiğinden kanun tarafından kamu düzenine ilişkin hususlar arasında sayılır ve bu hususta arabulucuya başvurulması da mümkün değildir.

Eğer bu tür bir dava açmayı planlıyorsanız, davanızı iyi gerekçelendirmeniz ve talebinizin dayanağını oluşturacak ekonomik sebepleri iyi ortaya koymanız gerekir. Bunu yaparken de bir avukattan yardım almanız sizin için daha sağlıklı bir tercih olacaktır. Örneğin nafaka ödemekle yükümlü olan bir kimsenin işten çıkartılması ancak buna mukabil velayeti kendisine bırakılan eşin başka bir kimse ile evlenmesi ve durumlarının da nafaka yükümlüsüne göre daha iyi olduğunun anlaşılması halinde dayanak belgeler toplanmalı ve delillerle birlikte mahkemeye başvurulmalıdır. Dayanaksız bir şekilde, gerekçelendirilmemiş talepler muhtemelen mahkemece reddedilecektir.

Konuyla ilgili yardım almak istiyorsanız bizimle iletişime geçebilirsiniz.

boşanma hukuku

Boşanmak İstiyorum Haklarım Neler ?

Bu sayfa boşanmak istiyorum ancak haklarımın neler olduğunu bilmiyorum ve nasıl bir yol izlemeliyim, nasıl boşanırım sorularını soranlar için hazırlanmıştır. Boşanma aşamasına gelmiş olan kişilerin harekete geçmeden önce yazımızı okumasını tavsiye ederiz. Boşanmanın tazminat, nafaka, müşterek çocukların velayeti, ziynet eşyası, ortak eşyalar ve mal paylaşımı gibi çeşitli önceden değerlendirilmesi gereken hukuki sonuçları bulunmaktadır.

boşanmak istiyorum

Boşanmak İstiyorum Ne Yapmam Lazım ?

Öncelikle Boşanma konusunda karar verdiyseniz boşanmanın ne gibi hukuki sonuçları olacağı konusunda bilgi sahibi olmanızı tavsiye ederiz. Yukarıda da belirttiğimiz gibi boşanmanın mal paylaşımı, nafaka, maddi manevi tazminat, nafaka, velayet gibi sonuçları bulunmaktadır. Bununla ilgili daha önce sitemizde yayınlanan yazıları okuyarak işe başlayabilirsiniz:

Nafakanın nasıl belirleneceği hakkında ve yoksulluk nafakası hakkındaki yazılar:

Maddi ve manevi tazminat hakkındaki yazılar:

Boşanma neticesinde müşterek çocukların velayetinin nasıl belirlendiğine ilişkin yazı:

Boşanma davasında kadının düğün altınları olarak ifade edebileceğimiz ziynet eşyası hakkındaki hukuki durum:

Yukarıdaki yazılar boşanma davasındaki hukuki süreçler hakkında yüzeysel de olsa bilgi sahibi olmanızı sağlayacaktır.

Kanundaki Boşanma Davası Türleri Nelerdir ?

Türk Medeni Kanunu‘nda çeşitli boşanma türleri bulunmaktadır. Bunlardan bazıları özel boşanma davaları olup belirli olguların ispatlanması ile boşanmanın gerçekleşmesi genel boşanma davasına göre daha kolay olabilmektedir. Akıl hastalığı nedeniyle, terk, zina gibi boşanma sebepleri bunlardan bazılarıdır.

Bunların dışında iki ana boşanma davası türü bulunmaktadır. Bunlardna biri anlaşmalı boşanma diğeri ise çekişmeli boşanma davasıdır. Anlaşmalı boşanma her iki tarafın da boşanma konusunda mutabık olmaları ile mümkün hale gelir. En hızlı boşanma yöntemi olarak da ifade etmek mümkündür. Çekişmeli boşanma ise genel olarak boşanma gerekçesi olan fiziksel şiddet, ekonomik ve psikolojik şiddet gibi hususların çeşitli delillerle ispatlanması neticesinde gerçekleşebilecek olan bir boşanma türü olup diğer boşanma davalarına göre süreç biraz daha uzayabilmektedir.

Anlaşmalı boşanma hakkında sitemizde daha önce yayınladığımız yazımızı okuyabilirsiniz:

Çekişmeli boşanma davası hakkında yayınlanan yazımız:

Çekişmeli Boşanma Davasında Kanıtlanması Gereken Boşanma Sebepleri

Özel boşanma sebepleri hakkında daha önce sitemizde yayınlanmış yazılar

Boşanma Davası Süreci Nasıl İlerler ?

Bunlarla birlikte bir boşanma davası nasıl açılır, duruşmalar nasıl yapılır, mahkeme ne tür deliller toplar, ispat vasıtları nelerdir gibi hususlarda bilgi sahibi olmak için aşağıdaki yazıları okumanızı öneririz.

Boşanma davası nasıl açılır, gerekli belgeler nelerdir ?

Boşanma dilekçesi nasıl yazılır, dilekçede neler bulunması gerekir ?

Boşanma yargılama süreci nasıl ilerler ?

Boşanma Davasında Avukatın Önemi

Boşanma sürecinde manevi olarak en az yıpranma ile çıkabilmek için boşanma avukatı önemli bir faktördür. Karşı tarafla görüşmeleri yürütmesi, gerekirse süreci anlaşmalı boşanma aşamasına taşıyabilmesi, karşılıklı tazminat ve nafaka görüşmelerini yapması bakımından avukat sizin yardımcınız olacaktır.

Ayrıca İstanbul boşanma avukatı sayesinde karşı tarafla tatsız hadiselerin yaşanması, gereksiz tartışmaların içerisinde girilmesi ve moral bozucu durumlarla karşılaşılması engellenmiş olur, tüm süreci ve görüşmeleri yasal prosedürleri ve yargılamayı avukatınız takip eder ve neticelendirir.

Ayrıca boşanma davasında yazacağınız dilekçeler, sunacağınız deliller ve duruşmadaki beyanlar son derece önemlidir. Hukuk usulünün bilinmemesinden kaynaklı yanlış ifade ve talepler hak kaybına uğramanıza sebep olabilir, avukatınız bu ihtimalleri engelleyecektir.

Bunların dışında boşanma avukatı size neler sağlar ve avantajı nedir ayrıntılı bilgi için:
https://www.tabakhukuk.com/bosanma-avukati/

nafaka yükümlülüğünün ihlali

Nafaka Yükümlülüğünün İhlali ve Hapis Cezası

Dünyada kabul gören değerlerin değişmesi ile birlikte artık insanların birbirlerine olan ihtiyacı azalmaya başladı. Bu durumun dolaylı etkisi neticesinde de evli çiftlerin boşanma oranlarında her yıl büyük bir artışın görülmesine neden oldu. Ancak boşanmak hali tamamen bir ayrılık anlamına gelmeyip beraberinde pek çok farklı sorumluluğu getiriyor. Bu sorumluluklardan insanın aklına ilk geleni ise nafaka yükümlülüğü. Nafaka yükümlülüğünün ihlali ise hukukumuzda tazyik hapsini gerektirir bir suç olarak düzenlenmiş bulunmaktadır.

nafaka yükümlülüğünün ihlali

Sanılanın aksine nafaka boşanan eşlerden birinin ölümüne kadar sürmek zorunda değildir. Çeşitli şartların mevcudiyeti ile nafaka yükümlülüğünün kaldırılması mümkündür. Nafaka veren ya da nafaka alanın sosyal ve ekonomik durumunda meydana gelen değişiklikler ile nafaka yükümlülüğü kendiliğinden ortadan kalkabilir. Ayrıca Aile Mahkemesine yapılacak bir başvuru neticesinde hâkim artık nafaka verilip; alınmasına yer olmadığı kanaatine ulaşılırsa yardım nafakası sona erebilir. Çocuklar için ödenen iştirak nafakasının sona ermesi ise daha farklı koşullara bağlanmıştır. Nafaka ödenen çocuğun belirli bir yaşa ulaşması; eğitim hayatının sona ermesi, kız çocuklar için evlenmesi gibi hallerde babanın iştirak nafakası ödeme yükümlülüğü sona erecektir.

Nafaka Ödememe Cezası

Hukukumuzda nafaka; yardıma muhtaç kimsenin hayatını idame ettirebilmesi için ihtiyacı olan asgari tutarı alabilmesidir. Hal böyle iken nafakanın ödenmesinin bir keyfiyete bırakılması mümkün değildir. Kanun koyucu da bu durumu böyle yorumlamış ve kanunu hazırlarken bir nafaka ödememe cezası öngörmüştür. Bu düzenleme uyarınca; nafaka veren ödeme yükümlülüğünü yerine getirmez ve nafaka alanı mağdur edecek olursa; nafaka alanın yapacak olduğu şikâyet neticesinde 3 aya kadar tazyik hapsi ile karşılaşır.

Nafaka ödememe cezasında şikâyet zamanaşımı süresi 3 aydır. Ödenmeyen nafaka borçları hakkında 3 ay içerisinde bir şikâyette bulunulmaz ise şikâyet hakkı düşecektir. Bu da aslında son 3 aya ait gecikmiş nafakanın ödenmesi ile hapis cezasından kurtulma imkanını doğurmaktadır.

Yardım Nafakası Hakkında Bilgi Almak İçin:
https://www.tabakhukuk.com/yardim-nafakasi/

Bu hapis cezasının amacı tam bir cezalandırma olmayıp; nafaka vereni birikmiş nafaka borcu hakkında ödeme yapmaya teşvik etmektir. Bu nedenle nafakada alınan hapis cezasının HAGB ya da para cezasına çevrilme gibi bir durum söz konusu değildir. Ancak nafaka yükümlüsü eğer nafaka borcunu öder ise hakkında başlatılan şikâyet iptal olacak ya da hüküm kesinleşip infaz aşamasına gelinmiş ise de hapis cezasını tamamlamasına gerek olmaksızın özgürlüğüne kavuşacaktır.

Belirtilmesi gereken bir diğer husus da birikmiş nafaka alacakları için şikâyette bulunulamaz. Yukarıda değindiğimiz gibi geriye dönük 3 ay için bu şikayet mümkündür. Zira bu cezanın amacı aylık ödemelerin devamlılığını sağlamaktır. Hal böyle olunca; toplu ve yüklü miktarda nafaka alacaklarının nafaka verenden tahsil edilememesi halinde geçmiş borçlarla ilgili şikayet dikkate alınmayacaktır. Böyle durumlarda birikmiş nafaka borcu taksitlendirilmelidir. Bu çözüm yolu hem nafaka veren hem de nafaka alan için mantıklı olacaktır.

Nafaka Hapis Cezası Nasıl Kalkar?

Nafaka yükümlülüğünün ihlali sebebiyle nafaka ödememe hapis cezası İcra Ceza Mahkemeleri’nde görülen bir dava türüdür. Duruşmalı bir yargılama yapılır ve hâkim önündeki delillere ve taraf beyanlarına göre bir karar verir. Şunu söyleyebilirim ki İcra Ceza Mahkemesi hakiminin hüküm verirken göz önüne alması gereken ilk unsur şikâyete konu ödemelerin yapılıp yapılmadığıdır. Bu nedenle hakkınızda böyle bir ceza yargılaması devam ediyorsa doğrudan şikâyetin konusu olan taksiti öderseniz nafaka alacaklısının şikayeti düşüyor ve herhangi bir hapis cezası ile karşılaşmıyorsunuz.

Yoksulluk Nafakası İçin Bilgi Almak İçin:
https://www.tabakhukuk.com/yoksulluk-nafakasi/

Olur da ödemeyi yapamazsanız ya da ödeme yaptığınız bir aylık nafaka ödemesi şikâyet konusu olursa hâkimi bu konuda duruşmada savunma yapmanız gerekiyor. Eğer savunmanız kabul görmez ve hâkim nafaka veren aleyhine 3 aylık tazyik hapis cezasına hükmederse; sanık 7 gün içerisinde bir sonraki numaralı İcra Ceza Mahkemesine verecek olduğu itiraz dilekçesi ile nafaka hapis cezasını kaldırabilir.

Eğer müşteki yani nafaka alacaklısı şikayetçi duruşmaya gelmezse hakim şikayeti düşürür ve dosyayı kapatır. Ancak bu durum nafaka borçlusu için geçerli değildir. Nafaka borçlusu usulüne uygun davete rağmen duruşmaya gelmese dahi yokluğunda hapis cezası verilmesi mümkündür. Ödemenin yanında alacaklı ile anlaşarak nafakanın ödenmesi doğrultusunda bir ödeme planı için mutabakata varılırsa, bu aynı zamanda şikayetten vazgeçme anlamına geleceğinde dosya kapanacak ve dava düşecektir.

terk nedeniyle boşanma

Terk Nedeniyle Boşanma Davası

Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenen özel boşanma sebeplerinden bir tanesi de terk nedeniyle boşanma davasıdır. Kanun eşlerden birinin diğerini 6 ay süreyle terk etmesini başlı başına bir mutlak boşanma sebebi olarak görmektedir.

Terk nedeniyle boşanma davası açılabilmesi için eşlerden birinin en az 6 ay süreyle ortak hayatı sonlandırmış olması gerekmektedir. Ortak hayatı sonlandırmak ortak konutu terk etmek şeklinde olabileceği gibi, diğer eşi ortak konuttan kovmak, ortak konuta almamak şeklinde de olabilir.

Ancak terk haklı bir nedene dayanmamalıdır. Örneğin eşin askere gitmesi, hastalık nedeniyle hastaneye yatması, iş gezisine çıkması terk nedeniyle boşanma davası açabilmek için haklı bir sebep teşkil etmez. Hali hazırda boşanma davasının mevcudiyeti, taraflar arasında örneğin bir ceza davasının olması veya uzaklaştırma kararının bulunması da terk olgusunu engeller. Hakim terkin haklı nedene dayanıp dayanmadığını yargılama esnasında takdir eder.

terk nedeniyle boşanma

Terkin başladığı tarihten itibaren 4 ayın dolması ile eşe ihtar gönderilmesi gerekir. Bu ihtarda iki ay içerisinde ortak konuta dönmesi aksi halde terk nedeniyle boşanma davası açılacağı eşe bildirilir. İhtar ile birlikte eşin ortak konuta dönebilmesi için gerekli tedbirler alınır. Ortak konut evlilik birliğine uygun olmalıdır. Eş evlilik birliğine uygun olmayan bir konuta dönmek zorunda da değildir. Örneğin eş kocanın ailesi ile birlikte yaşamaya zorlanamaz. Tüm bunlar terk hususunun değerlendirilmesinde hakimin takdir edeceği hususlardır.

Terk eden eşe ulaşılamaması halinde ihtar ilan suretiyle de yapılabilir. Terk olgusu başladıktan sonra eşin samimi olmayan eve dönüşleri ve kısa süre içerisinde evden ayrılışları hakkın kötüye kullanılması kapsamında terk süresini yeniden başlatmaz ve kesintiye uğratmaz. Ancak eşin samimi bir şekilde evlilik birliğinin devamı maksadıyla eve dönmesi terk süresini sonlandırır.

Terk nedeniyle yapılan ihtar eşin ihtara kadar kendisine yapılan tüm kusurlu davranışları affettiği şeklinde yorumlanmaktadır. Bu da eşin o tarihten önceki sebeplere dayalı olarak terk haricinde bir daha başka bir sebebe dayalı boşanma davası açamayacağı anlamına gelmektedir. Ayrıca terk nedeniyle boşanma davasında davacı lehine manevi tazminata hükmedilmesi de mümkün değildir.

Terk nedeniyle boşanma davasının genel boşanma sebeplerine dayalı olarak açılan boşanma davasından farkı terk olgusunun ve bu terkin haklı nedene dayalı olmadığının ispatlanması halinde boşanmaya karar veriliyor olmasıdır. Mahkeme genel boşanma davasında olduğu gibi tarafların kusur durumlarını araştırmaz, buna bağlı olarak da tanıkların dinlenmesi, rapor alınması gibi süreçler olmadığından dava daha kısa sürer.

Terk nedeniyle boşanma davası hakkındaki soru ve görüşlerinizi, ayrıca varsa bu alandaki tecrübelerinizi yazının altındaki yorum bölümü aracılığı ile bizlere gönderebilirsiniz.

ziynet eşyası davası

Ziynet Eşyası Davası ve Boşanmada Ziynet

Düğünde takılan ziynet eşyası Yargıtay içtihatlarına göre kadına ait kabul edilmektedir ve kadın ziynet eşyası davası açabilir. Ziynet eşyasının damada takılmış olması bu kabulü değiştirmez. İster damada takılsın ister geline düğünde takılan ziynet eşyası kadına bağışlanmış sayılır.

Boşanma davası sırasında kadın düğünde takılan ziynet eşyasını ziynet eşyası davası ile talep edebilir. Boşanma davasını kadın açıyorsa diğer taleplerin yanında ziynet eşyası talebinde de bulunabilir. Eğer erkek kadına boşanma davası açmışsa kadın vereceği cevap dilekçesinde ziynet eşyasının iadesini talep edebilir. Boşanma davası karara bağlanıp kesinleştikten sonra da ziynet eşyası talep edilebilir.

BAKINIZ: Boşanma Davası Nasıl Açılır ? 
https://www.tabakhukuk.com/bosanma-davasi-nasil-acilir/

ziynet eşyası davası

Talep Çeşitleri

Ziynet eşyası aynen iade şeklinde talep edilebileceği gibi parasal karşılığı olan değerin tazimini de talep edebilir. Bu talep terditli şekilde yani mümkünse aynen iadesi mümkün değilse değerinin tespit edilerek davalıdan faiziyle tahsili şeklinde talepte bulunmak da mümkündür.

Ziynet eşyasının iadesi talebi boşanma talebi ve boşanmaya bağlı olan maddi manevi tazminat, nafaka gibi taleplerden bağımsız olarak harca tabidir. Yani ziynet eşyası talep eden taraf talep ettiği ziynet eşyasının değerinin %68,31’inin 1/4’ü oranında nispi harcı mahkeme veznesine yatırmak mevcburiyetindedir.

Zamanaşımı

Ziynet eşyası talebi için aynen iade talebi halinde zamanaşımı süresi bulunmamaktadır. Ancak aynen iade değil de parasal karşılığının tazmini talep ediliyorsa 10 yıllık zamanaşımı süresi söz konusudur. Bu süre en geç boşanma davasının kesinleşmesinden itibaren 10 yılın geçmesi ile sona erer.

Zamanaşımının dolması halinde de ziynet eşyası davası açmak ve ziyanet eşyasını talep etmek mümkündür. Ancak karşı tarafın itiraz ederek zamanşımını öne sürmesi halinde mahkeme başka hiçbir araştırma yapmaksızın bu gerekçe ile davayı reddedecektir.

İspat Kuralı

Ziynet eşyası davası bakımından ziynet eşyasının varlığını, miktarını ve değerini ispatlama külfeti kadın üzerindedir. Kadın düğünde takılan ziynet eşyasının miktarını, türünü, değerini fotoğraf, video, tanık ve benzeri deliller ile ispatlayabilir. Ziynet eşyasının değerinin tespiti için mahkeme kuyumcu bilirkişi görevlendirir.

Ziynet eşyası evlilik süresince düğün masrafları, evin giderleri, erkeğin borçları için harcanmış olsa da bu harcamanın kadına iade edilmek üzere yapıldığı Yargıtay tarafından karine olarak kabul edilmektedir. Erkek aksini iddia ediyorsa, örneğin altınların kadının kendi kişisel ihtiyaçları için harcandığını veya kadın tarafından kendisine iade edilmemek üzere verildiğini ileri sürüyorsa bu iddiasını ispatlamakla yükümlüdür. Aksi halde mahkeme kadın lehine karar verecektir.

avukat

Yoksulluk Nafakası Talebi Hakkında

Yoksulluk nafakası boşanma halinde yoksulluğa düşecek olan tarafa diğer eş tarafından ödenen parasal yardımı ifade etmektedir. Boşanma davası açılırken talep edilen nafaka, boşanma davası neticelendikten sonra da nafaka davası ile talep edilebilmektedir.

Nafaka Şartları

Öncelikle boşanma davasını açan veya boşanma davasına cevap veren eşin nafaka talep etmiş olması gerekmektedir. Nafaka talebi halinde mahkeme daha ağır kurulu olmaması şartıyla nafaka talep eden kişinin boşanma ile yoksulluğa düşeceğini tespit ederse nafakaya hükmeder.

Nafaka talep edenin kusursuz olması gerekmez, nafaka ödeme yükümlüsünden daha kusurlu olmaması gerekli ve yeterlidir. Mahkeme nafaka talep edenin ve nafaka yükümülüsü olacak eşin ekonomik ve sosyal durumunu ilgili kurumlara yazacağı müzekkereler ile öğrenir. Tarafların ekonomik durumlarını tespit ettikten sonra gerekli görürse nafaka yükümlüsünün ekonomik durumu ile orantılı şekilde nafakaya hükmeder.

Yoksulluk Nafakası Nasıl Hesaplanır ?

Mahkeme tarafından boşanma nafakası ne kadar belirlenir ve nasıl hesaplanır soruları akla gelen en önemli sorulardandır. Yoksulluk nafakası bakımından genel geçer bir hesaplama yöntemi yoktur. Burada en önemli belirleyici faktör nafaka yükümlüsünün ekonomik durumu, hali hazırdaki mevcut gelirleridir. Nafaka yükümlüsünün ekonomik refahı ve geliri arttıkça mahkemenin hükmedeceği yoksulluk nafakası miktarı da tabi şekilde daha fazla olacaktır.

Boşanma davasının asıl belirlendiğine ilişkin ilgili yazımızı da okuyabilirsiniz: https://www.tabakhukuk.com/bosanmada-nafaka/

Nafaka talebi boşanma davası esnasında talep edilebileceği gibi, boşanma davasının neticelenmesi ve kesinleşmesi ardından 1 yıl içerisinde de talep edilebilir. Bunun için nafaka davası açılması gerekir. Peki nafaka davası nasıl ve nerede açılır ?

Nafaka Davası Hakkında

Boşanmada nafaka talep edilmese dahi boşanma davası neticelendikten sonra 1 yıl içerisinde nafaka talep edilmesi mümkündür. Buna nafaka davası denilmektedir. Boşanma ile yoksulluğa düşen eş bu durumunu ispatlamak şartıyla boşandığı eşinden yoksulluk nafakası talep edebilir.

Nafaka davasının diğer bir türü de nafakanın arttırılması, nafakanın azaltılması ve nafakanın sonlandırılması talepli davalardır. Mahkemenin nafakayı hüküm aldığı zamanki ekonomik koşulların değişmesi halinde nafaka yükümlüsü veya nafaka alacaklısı nafakanın kaldırılmasını veya nafaka miktarının değiştirilmesini talep edebilirler.

Yoksulluk nafakası davası tıpki boşanma davasında olduğu gibi aile mahkemelerinde görülecektir. Ayrı bir aile mahkemesinin olmadığı yerlerde bu davalara asliye hukuk mahkemeleri aile mahkemesi sıfatı ile bakmaktadırlar. Nafaka davası nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesinde açılmaktadır.

 Süreli Nafaka Hükmü Kurulabilir mi ?

Mevcut hukuk sistemimizde yoksulluk nafakasının süreli verilmesi mümkün değildir. Ancak yoksulluk nafakasının süre ile sınırlandırılabilmesi konusunda kanuni düzenleme yapılması talepleri her geçen gün artmakta ve siyasi iradeden bu yönde bir değişiklik yapması beklenmektedir.

Şuanki sisteme göre yoksulluk nafakası, nafaka alacaklısının evlenmesi veya ölümüne kadar devam etmektedir. Nafaka alacaklısının evlenmese dahi fiilen evli yaşaması, yoksulluk durumunun ortadan kalması veya haysiyetsiz yaşam sürmeye başlaması halinde nafaka yükümlüsü nafakanın kaldırılması talepli dava açması mümkündür.

Nafakanın Ödenmemesi Halinde Hapis Cezası

Nafaka borcunun ödenmemesi halinde nafaka alacaklısının icra ceza mahkemesine şikayette bulunması mümkündür. İcra ve iflas kanunundaki cezai düzenlemeler gereği nafaka yükümlülüğüne aykırı davranmak 3 aya kadar tazyik hapsini gerektirmektedir.

Burada 3 aylık zamanaşımı söz konusudur, dolayısıyla şikayet ancak son 3 aylık nafaka yükümlülüğüne ilişkin gerçekleştirilebilir. Nafaka yükümlüsü nafaka borcunu ödemek şartıyla tazyik hapsinden kurtulabilir. 

Konuyla ilgili soru ve görüşlerinizi bizimle paylaşabilirsiniz.

Çekişmeli Boşanma Davası Ne Demektir

Çekişmeli boşanma davası, anlaşmalı boşanma dışında kalan eşlerin ihtilaf halinde oldukları tüm boşanma davaları olarak tanımlanabilir. Eşlerin boşanma hususunda veya boşanmanın tazminat, nafaka, velayet gibi sonuçları hakkında anlaşamamaları halinde ancak çekişmeli boşanma ile boşanmaları mümkün olacaktır. Bu durumda tazminat, nafaka ve velayet gibi konularda nihai kararı hakim verecektir. Anlaşmalı boşanma davasında ise eşler tüm konularda mutabakat halinde olduklarından bir çekişme söz konusu değildir ve eşlerin iradeleri doğrultusunda boşanma gerçekleşebilmektedir.

çekişmeli boşanma davası

Çekişmeli Boşanma Davası Sebepleri

Çekişmeli boşanmada dava eşlerden biri tarafından açılır. Bu davada boşanmak isteyen eş, boşanma haricinde karşı taraftan tazminat, nafaka gibi çeşitli taleplerde bulunabilir. Aynı şekilde kendisine karşı dava açılan eş de boşanmak istiyorsa o da cevap dilekçesinde karşı taraftan tazminat, nafaka gibi taleplerde bulunabilir. Boşanma hususuna ve hangi tarafın tazminat veya nafakaya hak kazanacağına çekişmeli yargılamanın neticesinde hakim belirleyecektir.

Peki hakim tazminatı neye göre belirler ? Burada önemli olan tarafların kusur durumlarıdır. Bir tarafın tazminata hak kazanabilmesi için boşanmaya giden süreçte karşı tarafın daha kusurlu olduğunu mahkeme huzurunda delilleriyle ispat etmesi gerekir. Aşağıdaki linki yer alan yazımızda fiziksel şiddet, psikolojik şiddet gibi kusura ilişkin olarak öne sürülebilecek iddiaları ve ayrıntılarını bulabilirsiniz.

GÖZAT: Boşanma Sebepleri https://www.tabakhukuk.com/bosanma-sebepleri/

Boşanma ve Diğer Talepler

Eğer boşanmak isteyen taraf, boşanmaya sebep olan olaylarda kusursuz olduğunu veya karşı tarafın daha kusurlu olduğunu tanık veya diğer delilleriyle ispatlayabilirse mahkeme boşanma kararı vereceği gibi eğer talep edilirse boşanma ile birlikte karşı tarafın kusuru oranında maddi ve manevi tazminata da hükmedebilir.

Nafaka ise tarafların kusur durumlarından bağımsız olarak boşanma ile maddi anlamda yoksulluğa düşecek taraf lehine, diğer eşin maddi durumu ile orantılı bir şekilde takdir edilmektedir. Eş kendisi için tazminat istiyorsa bu yoksulluk nafakası, müşterek çocuk için istiyorsa iştirak nafakası olarak adlandırılmaktadır.

Tarafların on sekiz yaşından küçük müşterek çocukları varsa bunların hangi tarafın velayetine verileceği de yine tarafların kusur durumlarından bağımsız olarak çocukların menfaati gözetilmek suretiyle hakim tarafından belirlenmektedir. Bu noktada hakim kendini ifade edebilecek yaştaki çocukları uzman pedagog eşliğinde dinleyebilir, uzman pedagogtan bu konuda rapor hazırlamasını isteyebilir, tarafların sosyal ve ekonomik durumunu da göz önünde bulundurarak bir karara varır.

Çekişmeli Boşanma Süresi

Çekişmeli boşanmalar, anlaşmalı boşanmalara göre daha uzun sürebilmektedir. Bunun sebebi tarafların haklılık durumlarının tespiti açısından mahkemenin gerçekleştirmesi gereken usuli işlemlerdir. Anlaşmalı boşanmada taraflar tüm konularda mutabık olduklarından bir gün içerisinde dahi boşanabilmeleri mümkündür. Yine taraflar verilen karara razı olduklarından hükmü temyiz etmemekte ve hızlı bir şekilde boşanma kesinleşmektedir.

Çekişmeli boşanma davasında ise öncelikle dilekçeler teatisinin tamamlanması beklenmekte, karşılıklı dilekçeler verildikten sonra tarafların delilleri toplanmakta, ilgili kurumlardan getirtilmesi gereken bilgi ve belgeler için müzekkereler yazılmakta, tarafların tanıklarının dinlenilmesi için celseler açılmakta, müşterek çocuklar varsa onların velayeti hususunda bilirkişi raporları beklenmekte, boşanma ile ilgilisi bulunan ceza davası varsa bu davaların neticelenmesi beklenebilmekte ve böylece davanın ilk derece mahkemesinde neticelenmesi bir iki yılı bulabilmektedir.

Taraflardan birinin aleyhinde olan mahkeme hükmünü istinaf ve temyiz etmesi halinde bir de üst yargı mercilerindeki süreç başlamakta, bu sürece bir iki yıl daha eklenebilmektedir. Alanında uzman bir boşanma avukatı elbette usuli süreçleri iyi bildiğinden bu süreci bir nebze kısaltabilse de çekişmeli boşanma davası sürecinin anlaşmalı boşanma kadar hızlı bir şekilde neticelendirilmesi çoğu zaman mümkün olamamaktadır.

Çekişmeli boşanma hakkındaki sorularınızı yazımızın altına yorum bölümüne ekleyebilirsiniz.

Zina Nedeniyle Boşanma Davası

Türk Medeni Kanunu’nda çeşitli boşanma davası türleri düzenlenmiştir. Zina nedeniyle boşanma davası bu dava türlerinden bir tanesidir. Uygulamada genelde şiddetli geçimsizlik olarak ifade edilen evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma davası açıldığı görülmektedir. Ancak eğer zina söz konusuysa zina nedeniyle boşanma avukatı yardımıyla boşanma davası açmak daha kolay ve daha hızlı sonuç alınabilecek bir yoldur.

Zina nedeniyle boşanma TMK 161’de düzenlenmiştir:
Madde 161- Eşlerden biri zina ederse, diğer eş boşanma davası açabilir.
Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer.
Affeden tarafın dava hakkı yoktur

Kusura dayalı, mutlak ve özel bir boşanma türü olan zina nedeniyle boşanma davasında zinanın varlığı ispatlamak yeterlidir. Ayrıca bu durumun evlilik birliğini temelden sarsmış olması aranmamaktadır. Zinanın varlığının ispatlanması ile dava neticelenmektedir. Ancak bu davayı açabilmek için kanun bazı özel şartlar aramaktadır. Yazımızda bu şartları ve zina davasının kendine özel niteliklerini ele aldık.

zina nedeniyle boşanma davası

Zina Nedeniyle Boşanma Davası Açma Süresi

Kanun bu davayı açabilmek için iki farklı zina davası açma süresi öngörmektedir. Buna göre zina fiilini öğrenen tarafın bu durumu öğrendikten sonra 6 ay içerisinde davayı açması gerekmektedir. Ayrıca bu süre 5 yıl ile sınırlıdır. Her halükarda zina fiilinin üzerinden 5 yıl geçmekle dava açılamaz. Zina davası açacak olanların bu sürelere dikkat etmeleri gerekir.

Ayrıca kanun zinanın affedilmiş olmasını da buna dayanılarak dava açılmasına engel olarak görmektedir. Süreler geçmemiş dahi olsa zina eyleminden sonra eşini affetmiş olan taraf artık bu sebebe dayanarak dava açamaz. Ancak genel boşanma sebeplerine dayanarak evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olması gerekçesi ile boşanma davası açabilir ki bu davanın yargılama ve ispat usulleri daha farklı olacaktır.

Affedilmiş olma durumu sadece somur bir zina eylemine ilişkindir yani ikinci defa zinanın gerçekleşmesi halinde bu süre yeniden başlayacaktır. Eşin zinaya baştan izin vermiş olması halinde dahi bu davanın açılabileceği kabul edilmekle birlikte eşini zinaya teşvik eden tarafın artık buna dayanarak dava açamayacağı kabul görmektedir.

Zina Sebebiyle Boşanma Davasında Deliller

Öncelikle zinanın ne olduğunu tespit etmek gerekir. Zina evli bir kişinin eşinden başka bir kişiyle cinsel münasebeti anlamına gelmektedir. Cinsel münasebet boyutuna ulaşmayan flört aşamasında kalmış bir birliktelik zina olarak değerlendirilmez. Ayrıca eşin kendisiyle ayın cinsten olan bir kişiyle cinsel münasebeti de zina olarak kabul edilmemektedir. Böyle bir durumda başka bir özel boşanma sebebi olan haysiyetsiz hayat sürme nedeniyle boşanma davası açılabilir. Eşe zorla tecavüz edilmesi halinde de zinadan bahsedilemeyeceğin bu durum zina nedeniyle boşanma davasına gerekçe teşkil etmeyecektir.

Peki zina nasıl ispatlanır ? Zina eylemi her türlü delille ispatlanabilir ancak burada dikkat edilmesi gereken nokta şudur ki hukuka aykırı delil elde edilmiş ise bu delil mahkemede dinlenilemeyecektir. Örneğin eşin bulunduğu ortama dinleme cihazı yerleştirilmiş olması halinde elde edilen ses kaydı hukuka aykırı elde edilmiş bir delil olacağından mahkeme bu delili dikkate alamayacaktır.

Zina hususu görgü tanıklarıyla, fotoğraflarla, kamera kayıtlarıyla, yazışma dökümleri, mektuplar ve buna benzer her türlü delille ispatlanabilir. Doğrudan cinsel münasebetin ispatlanamamasına rağmen bunu ortaya koyan durumun yan delillerle ispatlanmış olması halinde de hakim iddianın ispatlanmış olduğu kanaatine ulaşabilir. Ayrıca bir ceza davasında zina fiilin ispatlanmış olması boşanma davası açısından da kesin delil oluşturacaktır.

Zina Davası ve Tazminat

Zina nedeniyle boşanma davası ile birlikte genel boşanma davasında olduğu gibi nafaka ve tazminat talep edilebilir. Zina davası tazminat miktarı durumun özelliklerine, tarafların ekonomik durumlarına göre değişiklik arz edecektir. Zina başlı başına kişilik haklarının ihlali teşkil ettiğinden manevi tazminat talebinde bulunulabilmesi de mümkündür.

Zina nedeniyle boşanma özel bir boşanma türü olduğundan ve bu davanın ispatlanması noktasında deliller son derece önem arz ettiğinden alanında uzman bir boşanma avukatı yardımıyla davanın açılması her zaman sizin avantajınıza olacaktır. Elde edilen delillerin ne derece hukuka uygun olduğu da yine uzman bir avukat ile değerlendirilmelidir. Hukuka aykırı delil elde edilmesinin ceza sorumluluk doğurabileceği de unutulmamalıdır.

Boşanma avukatı hakkında: https://www.tabakhukuk.com/bosanma-avukati/