Kategori arşivi: Ceza Hukuku

Bu kategoride ceza avukatı tarafından kaleme alınmış ceza soruşturması ve kovuşturması hakkında esasa ve usule ilişkin bilgiler, ceza hukuku genel hükümler ile suç tiplerine ilişkin akademik makaleler yayınlanmaktadır. Yazılarımızda en güncel mevzuat düzenlemeleri ve yargıtay içtihatlarına yer vermeye çalışmaktayız. Ceza soruşturması ve ceza kovuşturmasına ilişkin usuli süreçler hakkında yazılarımızda sizleri bilgilendirmeye çalışıyoruz. Ceza mahkemeleri ülkemizde son yapılan kanuni düzenlemelerle birlikte asliye ceza mahkemesi ve ağır ceza mahkemesi olarak ikiye ayrılmaktadır. Bunun yanında bir takım hukuki koruma tedbirleri ve diğer kanunun görevlendirdiği hususlarda faaliyet göstermekte olan sulh ceza hakimlikleri bulunmaktadır.

Ceza yargılamasından önce ceza soruşturmasını ise cumhuriyet savcılıkları gerçekleştirmektedir. Emniyetin hazırladığı fezlekeyi takiben savcılık gerekli delilleri toplayarak suç işlendiğine ilişkin yeterli şüphe edinmeleri halinde iddianame hazırlayarak mahkemeye sunmaktadırlar. Mahkemenin iddianameyi kabulüyle birlikte ceza yargılaması başlamış kabul edilmektedir. Ceza hukuku ise bir hukuk disiplini olarak kendi içerisinde ceza genel hukuku, ceza özel hukuku, ceza muhakemesi hukuku, infaz hukuku, kabahatler hukuku, uluslararası ceza hukuku, bilişim ceza hukuku gibi çok çeşitli alt dallara ayrılmaktadır. Bu konularda yazılarımızı yayınlamaya devam edeceğiz.

depremle-ilgili-yalan-haber-1

Depremle İlgili Yalan Haber Neşri

Türkiye, nüfusunun %70’den fazlası birinci ve ikinci derece deprem bölgesinde yaşayan bir deprem ülkesidir. Geçtiğimiz günlerde Marmara Denizi’nin Silivri Açıkları’nda gerçekleşen 5.7 şiddetindeki deprem ve artçıları, halkın ‘’Büyük İstanbul Depremi’’ hususundaki endişe ve korkularını arttırmıştır. Sosyal medyanın daha da etkinleşmesiyle beraber nereden geldiği belli olmayan provokatif veya yalan haberler çoğalmış; toplum nezdindeki huzursuzluk, endişe ve korkuları daha üst bir boyuta taşımıştır. İstanbul Valiliği’nin sosyal medyada depremle ilgili asılsız iddialarda bulunan, paylaşan ve dağıtanlarla ilgili soruşturma başlatıldığını açıklamasıyla beraber söz konusu haberlerin ceza hukuku bakımından incelenmesi zaruri hale gelmiştir.

depremle-ilgili-yalan-haber-1

5237 sayılı yeni Türk Ceza Kanunu genel anlamda yalan haber neşrini suç olarak düzenlememiştir.  Ancak ve ancak; özel bazı durumların veya saiklerin bulunması halinde depremle ilgili yalan haber neşri cezalandırılabilecektir.

Kişilerin huzur ve sükununu bozma
Madde 123- (1) Sırf huzur ve sükûnunu bozmak maksadıyla bir kimseye ısrarla; telefon edilmesi, gürültü yapılması ya da aynı maksatla hukuka aykırı başka bir davranışta bulunulması halinde, mağdurun şikayeti üzerine faile üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir.

Genel anlamda yalan haber neşri suç olarak düzenlenmemiş olmakla beraber söz konusu fiil Yargıtay kararlarında hukuka ayrı bir davranış olarak tanımlanmıştır. Suçun maddi unsuru olan hukuka aykırı davranış, depremle ilgili yalan haber neşrinde somutlaşır. Ayrıca söz konusu madde, manevi unsur yönünden ‘’huzur ve sükunu bozmak’’ saikini aramaktadır. Depremle ilgili yalan haber neşrinin öznesi ancak ve ancak maksadının huzur ve sükunu bozmak olması halinde cezalandırılabilecektir. Failin tek bir fiille birden fazla kişiyi mağdur etmesi halinde ise farklı neviden fikri içtima hükümleri uygulama alanı bulacaktır; fakat şikayete tabi bir suç olması nedeniyle birden fazla kişinin şikayeti şarttır.

Örneğin; bir mesajlaşma uygulamasında bir ya da birden fazla kişiye sırf kişi ya da kişilerin huzur ve sükûnunu bozmak maksadıyla gerçekle örtüşmeyen bir şekilde  ‘’Antalya’da yarın 7,9 şiddetinde deprem bekleniyor’’ yazılması bu suçun kapsamına girecektir. Söz konusu haberin gerçekten inanılarak paylaşılıyor olması halinde ise bu suç kapsamının dışında kalacaktır. Çünkü saik unsuru eksik kalacaktır.

Savaşta yalan haber yayma
Madde 323- (1) Savaş sırasında kamunun endişe ve heyecan duymasına neden olacak veya halkın maneviyatını sarsacak veya düşman karşısında ülkenin direncini azaltacak şekilde asılsız veya abartılmış veya özel maksada dayalı havadis veya haber yayan veya nakleden veya temel milli yararlara zarar verebilecek herhangi bir faaliyette bulunan kimseye beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir.

Söz konusu madde, özel bir durum olan savaş halinde yalan haber neşrini düzenlemiştir. Suçun maddi unsuru, asılsız veya abartılmış veya özel maksada dayalı havadis veya haber yayma veya nakletme veya temel milli yararlara zarar verebilecek herhangi bir faaliyette bulunmadır. Söz konusu suçun bir soyut tehlike suçu olması sebebiyle fiilin savaş sırasında kamunun endişe ve heyecan duymasına neden olacak veya halkın maneviyatını sarsacak veya düşman karşısında ülkenin direncini azaltacak nitelikte olması yeterlidir. Depremle ilgili yalan haber neşrinin bu nitelikte olup olmadığı somut olaya göre tespit edilecektir.

Örneğin; geçtiğimiz günlerde Marmara Denizi’ndeki 5,8’lik deprem sonrası sosyal medyada dolaşıma sokulan “Ben Ayça’nın abisiyim… Patron ben arama kurtarmada görev yapıyorum biliyorsun. Bu gece için uyarı yapıyorlar biliyorsun. İmkân varsa çok evlerde kalmayın. Asıl kırılması gereken 45 kilometrelik bir fay varmış. O dolmuş onu bekliyorlar. Haberin olsun, bir acil durum çantası yap. Giyecek içecek ne varsa; bu gece dışarıda kalın” şeklindeki ses kaydı savaş esnasında dolaşıma sokulmuş olsaydı bu suç kapsamına girecekti. Çünkü kamunun endişe ve heyecan duymasına neden olacak nitelikte bir haberdir. İstanbul’da birçok insan bu paylaşım sebebiyle geceyi sokaklarda geçirmiştir. Fakat mevcut durumda, Türkiye, herhangi bir savaş halinde olmadığı için söz konusu paylaşım sahibinin bu suç tipi üzerinden cezalandırılması mümkün değildir.

Fiyatları etkileme
Madde 237- (1) İşçi ücretlerinin veya besin veya malların değerlerinin artıp eksilmesi sonucunu doğurabilecek bir şekilde ve bu maksatla yalan haber veya havadis yayan veya sair hileli yollara başvuran kimseye üç aydan iki yıla kadar hapis ve adlî para cezası verilir. (2) Fiil sonucu besin veya malların değerleri veya işçi ücretleri artıp eksildiği takdirde ceza üçte biri oranında artırılır.

Suçun maddi unsuru, yalan haber veya havadis yayma veya sair hileli yollara başvurmadır. 1.fıkranın soyut tehlike suçu olması sebebiyle söz konusu fiilin işçi ücretlerinin veya besin veya malların değerlerinin artıp eksilmesi sonucunu doğurabilecek nitelikte olması gerekir. Depremle ilgili yalan haber neşrinin bu nitelikte olup olmadığı somut olaya göre tespit edilecektir. Söz konusu suçta ayrıca saik unsuru da aranmaktadır. Bu saik ise işçi ücretlerinin veya besin veya mallarının değerlerinin artması ya da eksilmesidir. 2.fıkrada ise suçun daha fazla cezayı gerektiren nitelikli hali düzenlenmiştir. Söz konusu fiil sonucu besin veya malların değerlerinin veya işçi ücretlerinin artması ya da azalması aranmaktadır. Bu yönüyle tipik bir somut tehlike suçudur.

TCK’ da düzenlenen suçlar dışında Sermaye Piyasası Kanunu’nda da yalan haber neşri ile alakalı düzenlenen suç mevcuttur:

Piyasa dolandırıcılığı
MADDE 107 –
(2) (Değişik: 27/3/2015-6637/11 md.) Sermaye piyasası araçlarının fiyatlarını, değerlerini veya yatırımcıların kararlarını etkilemek amacıyla yalan, yanlış veya yanıltıcı bilgi veren, söylenti çıkaran, haber veren, yorum yapan veya rapor hazırlayan ya da bunları yayan ve bu suretle menfaat sağlayanlar iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılırlar

Suçun maddi unsuru; yalan, yanlış veya yanıltıcı bilgi vermek, söylenti çıkarmak, haber vermek, yorum yapmak veya rapor hazırlamak ya da bunları yaymak ve bu suretle menfaat sağlamaktır. Kanun koyucu, söz konusu suçun gerçekleşmesi için saik unsuru aramıştır: sermaye piyasası araçlarının fiyatlarını, değerlerini veya yatırımcıların kararının etkilemek. Depremle ilgili yalan haber neşrinin amacının sermaye piyasası araçlarının fiyatlarını, değerlerini veya yatırımcıların kararlarını etkilemek olması manevi unsur bakımından şarttır.

Yazar: MEHMET BATUHAN ÖZ

tehdit suçu

Tehdit Suçu ve Cezası Nedir ?

Günümüzde ikili insan ilişkilerinde taraflardan birinin yaşadığı anlık heyecan, gerilim ve agresiflik gibi bazı duygular neticesinde istenilmeyen kelimeler kullanılabiliyor. Eğer fail; karşı taraf ile yakın bir ilişki içerisinde olursa bu kelimeler herhangi bir probleme yol açmıyor. Ancak karşı tarafın yaklaşımı her zaman aynı olmayabilir. Özellikle kullanılan kelimeler karşı tarafın; huzurunu, sükutunu ya da karar verme yetisini etkiliyorsa durum artık tehdit suçu oluşmaktadır.

Böyle bir durumda da eğer karşı taraf şikayet yolu ile Savcılığa başvuracak olursa 6 aydan 5 yıla kadar bir hapis cezası ile karşı karşıya kalabilir. Eğer kanunda basit olarak belirtilen şekli ile gerçekleşecek olursa Tehdit suçunun cezası Adli Para Cezasına çevrilebilir. Basit tehdit suçunun en çok görülen hali ise sözlü tehdit suçu ve mesajla tehdit suçudur.

tehdit suçu

Sözlü Tehdit Suçu ve Cezası

Tehdit suçu silah yolu ile, cebir kullanılarak ya da sözlü olarak işlenebilir. Bu hallerin içerisinde şüphesiz ki en “basit” olarak nitelendirilebilecek hal sözlü tehdit suçudur. Türk Ceza Kanunu’nun 106. Maddesinde belirtilen şekli ile Sözlü Tehdit suçunun cezası 6 ay ile 2 yıl arasında değişkenlik gösterebilir. Burada önemle belirtilmesi gereken nokta ise tehdidin kişinin kendisine yönelebileceği gibi bir yakınına da yönelebileceğidir.

Yani “seni öldürürüm” kelimesi tehdit suçunu oluştururken “senin kardeşini öldürürüm” kelimesi de tehdit suçu kapsamına alınıyor. Eğer Sözlü Tehdit suçu ile ilgili bir soruşturma ya da kovuşturma başlatılmış ise savunma; kullanılan kelimelerin bir anlık öfkenin, duygu birikiminin sonucu olduğu ve kimseye zarar verme maksadının olmadığı biçiminde olması sanık lehine bir değerlendirme yol açabilir.

Mesajla Tehdit Suçu ve Cezası

Cep telefonu kullanımının yaygınlık göstermesi ile birlikte hem suç türleri hem de suç işlemede kullanılan araçlarda çeşitlilik arttı. Bu durumun sonuçlarından biri de mesaj yolu ile işlenen tehdit suçu. Yukarıda belirtilen sözlü tehdit gibi Mesajla Tehdidin cezası da 6 ay ile 2 yıl arasında değişkenlik gösteriyor.

Suçun alt sınırı sabit olup; aşan kısım hakkında değerlendirme yapılırken; failin duruşmadaki davranışları, yaşı, suç geçmişi gibi etkenler dikkate alınıyor. Eğer böyle bir durumla karşı karşıya kalmak istemiyorsanız; çok yakınınız dahi olsa birine mesaj ya da mail yolu ile sert ve “tehdit” olarak değerlendirilebilecek sözler yazmamanızı tavsiye ederiz. Zira bu tür durumlarda şikayetçi tarafın elinde yazılı bir delil bulunduğu için fail için savunma yapabilme alanı daralmaktadır.

Tehdit Suçunun Cezasını Arttıran Nitelikli Halleri

  • Tehdit suçu işlenirken “Silah kullanılırsa” ceza aralığı 2 – 5 yıldır.
  • Tehdit suçu işlenirken “İmzasız Mektup kullanılırsa” ceza aralığı 2 – 5 yıldır.
  • Tehdit suçu “Birden Fazla Kişi Tarafından Birlikte” işlenirse ceza aralığı 2 – 5 yıldır.
  • Tehdit suçu “Bir Suç Örgütünün Adı Kullanılarak” işlenirse ceza aralığı 2 – 5 yıldır.

Türk Ceza Kanunu’nun 106/2 fıkrası ve devam hükümlerinde belirtildiği üzere ilgili suçun ağırlaştırıcı halleri bunlardır. Yani suç basit tehdit olmaktan çıkar ve faile verilecek olan cezanın hem alt sınırı hem de üst sınırı değişir.

Tehdit suçu ve cezası hakkında belirtilmesi gereken bir diğer önemli husus da 2017 tarihli düzenleme ile artık bu suçun Uzlaştırma Kurumu kapsamına alınmış olduğudur. Şöyle ki fail hakkında Tehdit suçu ile alakalı bir soruşturma başlamış ise; soruşturmayı yapan Cumhuriyet Savcısı aracılığı ile şikayetçi taraf ile fail arasında görüşme gerçekleşir. Bu görüşmelerin amacı olayı yargıya intikal ettirmeden anlaşma yolu ile bir sonuca bağlamaktır. Bu şekilde hem tarafların ortak bir noktada buluşması hem de yargının iş yükünün azalması amaçlanmıştır.

hapis cezasının ertelenmesi

Hapis Cezasının Ertelenmesi Nedir ?

Hukukumuzda ceza hukuku yargılamasının temel amacı sanıldığı gibi intikam duygusu ya da sanığın ağır bir cezaya çarptırılması değil; bunun tam aksine sanığın, failin ıslah edilmesidir. Bu nedenle ceza hukuku; kendine özgü farklı metotlar ile failin tekrar topluma kazandırılmasını amaçlar. Bu metotlardan biri de Hapis Cezasının Ertelenmesi uygulamasıdır.

hapis cezasının ertelenmesi

Böyle bir durumda yargılama normal hali ile sona erer. Hâkim, hükmünü açıklar. Ardından eğer şartları varsa Hapis Cezasının Ertelenmesine karar verebilir. Ancak böyle bir hal ile karşı karşıya kalan sanığın önemle dikkat etmesi gereken husus, ceza erteleme sonrası tekrar suç işlememesi gerektiğidir. Çünkü böyle bir durumda erteleme uygulaması ortadan kalkar ve hem halihazırda işlediğiniz suçun yargılaması neticesindeki hem de erteleme konusunu oluşturan cezanın infazı gerçekleşir.

BUNU DA OKU
Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Hakkındaki Yazımız:

https://www.tabakhukuk.com/hukmun-aciklanmasinin-geri-birakilmasi/

Hapis Cezasının Ertelenmesinde Aranan Şartlar

Ceza yargılamasının amacının failin ıslahı olduğundan bahsetmiştik. Bu noktada da failin hangi şartlar altında ve ne kadarlık bir zaman dilimin ıslah olup yeniden topluma kazandırılabileceğini yargılamayı yapan hâkim belirleyecektir. Ancak bu belirlemenin sınırları kanun koyucu tarafından belirlenmiş ve hâkimin sahip olduğu yetkiyi keyfi kullanıma sürüklemesinin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. İşte Hapis Cezasının Ertelenmesi halinde de kanun koyucu bazı şartların mevcudiyetini aramıştır.

  • Sanığın daha önce kasten işlenen bir suçun faili olmaması gerekir. (Kasıtlı suç için 3 üzeri hapis cezasına mahkum olmamak gereklidir.)
  • Erteleme kararı verilmesi halinde sanığın suç işlemekten uzak kalacağı yönünde bir kanaate ulaşılmış olması
  • Verilen cezanın 2 yıldan daha az süreli olması gerekir.
  • Suçtan zarar görenin (kamu ya da gerçek kişinin) zararının ödenmesi gerekir. Öyle ki zarar görenin zararı giderilene kadar failin cezaevinde kalmasına karar verilebilir. Eğer fail; söz konusu zararı karşılarsa hakimin kararı ile serbest bırakılır.

Kanunda verilen ceza için aranan 2 yıllık süre için iki istisnai durum mevcuttur. Eğer fail 18 yaşından küçükse ya da 65 yaşından büyükse bu 2 yıllık süre 3 yıla çıkmaktadır.

Ertelenen Cezanın Sabıka Kaydına Etkisi

Bir cezanın ertelenmesi için sanığın ya da Cumhuriyet Savcısının bu yönde bir talebinin olmasına gerek yoktur. Eğer yukarıda verilen koşullar bulunuyorsa yargılamayı yapan hakim kendiliğinden ertelemeye karar verecektir. Ancak cezanın ertelenmesine ilişkin bir talep varsa hakimin bu talep hakkında olumlu ya da olumsuz bir talep vermesi gerekmektedir. Eğer olumlu bir karar verilir de sanık hakkındaki hapis cezasının ertelenmesi söz konusu olursa; ceza yine de kişinin sabıka kaydında yer alır. Zira ertelenmiş olsa bile ortada bir hapis cezası bulunmaktadır.

Erteleme hakkında verilen hükmün kesinleşmesi ile birlikte kişi Denetime tabi tutulur. Sanık bu denetim sürecinde yükümlülüklerini yerine getirir ise Türk Ceza Kanunu’nun 51. Maddesinin 8. Fıkrası uyarınca cezasını çekmiş sayılır ve özgürlüğünü kısıtlayıcı hapis cezasını çekmesine gerek kalmaz.

Hapis cezasının ertelenmesi hakkında verilen hüküm Yüksek Mahkemeler olan Bölge Adliye Mahkemeleri ya da Yargıtay’a taşınır ve karar burada bozulsa bile geçerliliğini yitirmez. Sanık bu erteleme kararından yararlanmaya devam edecektir.

Hapis Cezasının Ertelenmesini Düşüren Haller

Erteleme sürecinde kasıtlı bir suç işlenmesi, hakimin uyarısına rağmen; Sanığın yükümlülüklerine uymaması hallerinde; kişi hakkında hapis cezasının ertelenmesine karar verilmiş olsa bile kalan cezanın cezaevinde çektirilmesine karar verilir.

Önemle belirtmek gerekiyor ki cezanın ertelenmesi ancak hapis cezaları için mümkündür. Fail hakkında verilen kısa süreli seçenek yaptırımların, tazyik hapislerinin, disiplin hapislerinin, güvenlik tedbirleri, idari para cezası ve adli para cezalarının ertelenmesi mümkün değildir.

Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçu

Türk Ceza Kanunu’nun 132 ve 133. maddelerinde haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu ve kişiler arasındaki konuşmaların dinlenilmesi veya kaydedilmesi suçları düzenlenmiş bulunmaktadır. Yazımızda genel hatlarıyla kanunun bu iki suç tipini ne şekilde düzenlediğni inceleyeceğiz ve akabinde bu suçlara ilişkin çok sorulan soruları cevaplayacağız.

Yazının sonunda yer alan sık sorulan sorular bölümünde işe iade davasında işçinin patronu ile arasında gerçekleştirdiği telefon görüşme kayıtlarını mahkemeye delil olarak sunması halinde ceza alıp almayacağının ayrıca bu tür ses kayıtlarının boşanma davalarında kullanılmasının suç teşkil edip etmeyeceğinin cevabını bulabilirsiniz.

Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçu ve Cezası

Türk Ceza Kanunu 132. maddesinde düzenlenen haberleşmenin gizliliği ihlal suçu ile kişiler arasındaki haberleşmenin mahremiyetinin korunması amaçlanmış bulunmaktadır. Düzenlemeye göre haberleşmenin gizliliğinin herhangi bir şekilde ihlali, örneğin kişiler arası haberleşmenin tarafların rızasına aykırı olarak bir cihazla veya cihazsız şekilde dinlenmesi 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası ile yargılanmayı gerektiren bir suç olarak düzenlenmiştir. Haberleşmenin kayda alınması ise 2 kat cezayı gerektirmektedir.

Kişiler arası haberleşmenin ifşa edilmesi yani başkalarıyla paylaşılması durumunda ceza 2 yıldan 5 yıla hapis cezası şeklinde uygulanmaktadır. Eğer kişi kendisi ile gerçekleştirilen bir haberleşme fiilini aleni bir şekilde ifşa ederse 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası ile yargılanmakta, ifşanın basın veya yayın organları vasıtası ile gerçekleştirilmesi halinde de aynı cezaya hükmolunmaktadır.

Eğer söz konusu iletişim bir haberleşme değil de alelade bir konuşma ya da söyleşi şeklinde ise haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu değil kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ya da kayda alınması suçu gündeme gelmektedir.

Haberleşmenin gizliliğini ihlal
Madde 132- (1) Kişiler arasındaki haberleşmenin gizliliğini ihlal eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile
cezalandırılır. Bu gizlilik ihlali haberleşme içeriklerinin kaydı suretiyle gerçekleşirse, verilecek ceza bir kat artırılır.
(2) Kişiler arasındaki haberleşme içeriklerini hukuka aykırı olarak ifşa eden kimse, iki yıldan beş yıla kadar hapis
cezası ile cezalandırılır.
(3) Kendisiyle yapılan haberleşmelerin içeriğini diğer tarafın rızası olmaksızın hukuka aykırı olarak alenen ifşa eden
kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İfşa edilen bu verilerin basın
ve yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya hükmolunur.

Kişiler Arasındaki Konuşmaların Dinlenilmesi ve Kayda Alınması

Bu suç Türk Ceza Kanunu’nun 133. maddesinde düzenlenmiştir. Eğer bir kimse başkaları arasındaki konuşmaları bir cihaz yardımıyla dinler ya da kayda alırsa 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası ile yargılanmaktadır. Eğer kayda alınan kayıt aleni olmayan bir ortamda gerçekleştirilen 3 ya da daha fazla kişinin katıldığı söyleşi ise ceza 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası olarak uygulanmaktadır. Bu konuşmaların ifşa edilmesi halinde 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası ve 4000 güne kadar adli parası cezası uygulanmakta, suçun basın veya yayın aracılığı ile işlenmesi halinde de aynı cezanın uygulanması göngörülmektedir.

Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması
Madde 133- (1) Kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaları, taraflardan herhangi birinin rızası olmaksızın bir aletle
dinleyen veya bunları bir ses alma cihazı ile kaydeden kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Katıldığı aleni olmayan bir söyleşiyi, diğer konuşanların rızası olmadan ses alma cihazı ile kayda alan kişi, altı
aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
(3) Kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaların kaydedilmesi suretiyle elde
edilen verileri hukuka aykırı olarak ifşa eden kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve dörtbin güne kadar adlî para cezası ile
cezalandırılır. İfşa edilen bu verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya hükmolunur.

Hem haberleşmenin gizliliğini ihlal hem de kişiler arası konuşmanın dinlenmesi kayda alınması suçlarında failin kamu görevlisi olması ve kamu görevinin sağladığı yetki ile suçu işlemesi ile belirli bir mesleğin verdiği kolaylıktan yararlanılarak suçun işlenmesi halleri nitelikli hal olarak kabul edilmiş, verilen cezanın yarı oranında arttırılacağı kanunda düzenlenmiştir.

Nitelikli haller
Madde 137- (1) Yukarıdaki maddelerde tanımlanan suçların;
a) Kamu görevlisi tarafından ve görevinin verdiği yetki kötüye kullanılmak suretiyle,
b) Belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle,
İşlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.

haberleşmenin gizliliğini ihlal

Konuyla İlgili Sık Sorulan Sorular

Patronum ile aramdaki telefon görüşme kayıtlarını iş davamda delil olarak kullanabilir miyim ?

Yargıtay 12. ceza dairesi 2018 tarihli kararında sanığın çalıştığı şirketteki işinden çıkarılması nedeniyle şirket yetkilisi olan mağdurlarla yapmış olduğu telefon görüşme kayıtlarını açmış olduğu işe iade davasına delil olarak sunması şeklinde sübutu kabul edilen olayda, kayda aldığı konuşma içeriklerini üçüncü kişi ya da kişilerle paylaştığı ve/veya çoğaltarak dağıttığına ilişkin hakkında bir iddia ileri sürülmeyen sanığın, açmış olduğu işe iade davasındaki iddialarını ispatlama amacını taşıyan eyleminde, hukuka aykırı hareket etme bilinciyle davranmadığı gözetilerek sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekir, eklinde karar vermiştir. (Yargıtay 12. ceza dairesi 2017/6566, 2018/3607, 28.03.2018)

Boşanma davasına delil teşkil etmesi için ikiden fazla kişinin bulunduğu ortamdaki konuşmaları kayda alabilir miyim ?

Yargıtay 12. ceza dairesinin 2018’de verdiği bir kararda sanığın boşanma aşamasında olan abisi ile yengesinin de bulunduğuı bir ortamdaki konuşmaları kayda alma amacının abisi ile yengesi arasındaki aile içi geçimsizliğe ilişkin görgüsünü destekleyen delilin muhafazasını sağlama amacını taşıyan eyleminde, hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle davrandığının kabul edilemeyeceği gerekçesiyle suç oluşmayacağı tespitinde bulunmuştur. Dolayısıyla boşanma davasına kanıt olması amacıyla gerçekleştirilen benzeri eylemler söz konusu içtihada göre suç olarak değerlendirilemeyecektir. (Yargıtay 12. ceza dairesi 2017/7297, 2018/3968, 04.04.2018)

Boşanma davasına delil olması için eşimin konuşmalarını kayda alabilir miyim ?

Yargıtay 12. ceza dairesi 2017 yılında verdiği kararında eşinin kendisine karşı gerçekleştirdiği hakaretleri ses cihazı ile kayda alması ve akabinde açtığı boşanma davasında bu ses kayıtlarını mahkemeye delil olarak sunması eylemini ses kayıtlarının üçüncü kişi ya da kişilerle paylaştığı ve/veya çoğaltarak dağıttığına ilişkin hakkında bir iddia ileri sürülmediği, haksız bir saldırı altında ve başkaca şekilde ispatlanması mümkün olmayan bir hal içerisinde iken, kaybolma olasılığı bulunan delillerin muhafazasını sağlayıp, daha sonra açtığı boşanma davasına sunarak, aile içi geçimsizliğin kaynağının eşinin olumsuz davranışları olduğunu ispatlama amacını taşıyan eyleminin suç oluşturmayacağına hükmetmiştir.

Yargıtay 12. ceza dairesi 2015’teki bir kararında bu eylemi suç olarak kabul etmemiş, sanığına beraatine hükmetmiştir. Gerekçe olarak da görüşmenin yüzyüze gerçekleştirilmemiş olması nedeniyle TCK 133 kapsamında değerlendirilemeyeceği, başkaları arasındaki telefon görüşmesi olmadığı için de TCK 132 1-2. fıkraları kapsamında girmeyeceği belirtilmiştir. TCK 132 3. fıkra, yani kişinin kendisi ile yapılan haberleşmenin gizliliğini ihlal bakımından yapılan değerlendirmede ise kaydın üçüncü kişilerle paylaşılmamış olması, ses kaydının yer aldığı CD’nin çoğaltılarak başkalarına dağıtılmamış olması, sadece boşanma davasındaki iddiaların ispatlanması amacıyla kullanılmış olması gerekçesiyle suç oluşturmayacağı tespiti yapılmıştır. (Yargıtay 12. CD. 2014/23452, 2015/7250, 04.05.2015)

Görüldüğü üzere Yargıtay örneğin iş davası veya boşanma davası gibi yargılama sürecinde bir iddianın ispatlanması için bu türden bir ses kaydının kullanılmasının suç teşkil etmeyeceği yönünde görüş beyan etmektedir. Ancak burada ses kaydını yapan kişinin başka bir şekilde delil elde etme imkanının bulunmaması, bu ses kayıtlarının üçüncü şahıslarla paylaşmayıp sadece yargılamadaki iddiasını ispatlamak için kullanması, ses kaydının karşı tarafa tuzak kurar nitelikte olmaması gibi kriterlere dikkat edilmesi gerekir.

Trafik Para Cezasına Nasıl İtiraz Edilir ?

Karayolları Trafik Kanunu’na muhalefet eden eylemler bakımından gerçekleştirilen idari para cezaları trafik para cezası olarak tanımlanmaktadır. Trafik para cezaları sürücünün yüzüne karşı veya plakaya yazılabilmektedir. Her iki durumda da trafik para cezasına itiraz etmek mümkündür. Verilen karara karşı da itiraz kanun yolu açık bulunmaktadır.

Trafik Para Cezasının Tebliği

Ceza bazen sürücünün yüzüne karşı kesilmekte ve doğrudan tebliğ edilmekte, bazen de sürücünün gıyabında doğrudan plakaya yazılabilmektedir. Eğer ceza sürücünün yüzüne karşı verilmiş ve doğrudan tebliğ edilmişse cezanın kesildiği gün itibariyle itiraz süreleri devreye girecektir.

Hız cezaları, hatalı park cezaları gibi sürücünün doğrudan yüzüne karşı yazılmayan durumlarda ise gıyapta kesilen ceza ruhsat sahibinin kayıtlı adresine tebliğ edilmekte ve itiraz süreleri ise bu tebliğ ile başlamaktadır. Bu noktada önemli olan adres kayıt sisteminde kayıtlı olan adresin güncel olmasıdır. Eğer adresiniz güncel değilse eski adresinize tebligatın gitmesi ve muhtara tebliğ ile cezanızın itiraz edilemeden kesinleşmesi mümkün olabilmektedir.

trafik para cezasına itiraz

İtiraz Yeri ve Süresi

Trafik para cezasına itiraz cezanın tatbik edildiği yer Trafik Mahkemesine, trafik mahkemesinin olmadığı yerlerde Sulh Ceza Hakimliğine yapılmaktadır. Trafik para cezalarına itiraz süresi Kabahatler Kanunu gereği 15 gündür. Yüze karşı kesilen cezalarda süre cezanın tatbiki ile, adrese tebliğ edilen cezalarda ise süre cezanın tebliği ile başlar. Tebliği takip eden ilk gün 1. gün sayılır, sürenin sonu hafta sonuna veya resmi tatile denk gelirse tatilden sonraki ilk gün itiraz süresinin son günü kabul edilecektir.

Eğer trafik para cezası ile birlikte ehliyete el konulması, aracın bağlanması gibi bir uygulama da söz konusu ile artık Sulh Ceza Hakimliği yetkili olmaktan çıkar ve bu kararın iptali için 60 gün içerisinde idari yargıda İdare Mahkemesi’ne başvurmak gerekmektedir.

Başvuru Usulü

Sulh Ceza Hakimliği veya İdare Mahkemesi’ne yapılacak başvurular dava dilekçesi ile gerçekleştirilmektedir. Dava dilekçesi ekinde kimlik, sürücü belgesi ve ruhsat fotokopisi ile ceza tutanağının fotokopisi eklenebilir. Bunun yanında cezanın iptal edilmesini gerektirir her türlü delil, tanık, kamera kaydı bilgisi, görüntü, fotoğraf vs. dilekçe ekinde sunulabilir.

Mahkeme dava dilekçesi ve eklerini cezayı tatbik eden merciye tebliğ ederek hem cevaplarını hem de ceza işlemine ilişkin dayanak belgeleri, tutanakları vs. ister. Mahkeme gerekli görürse duruşma açıp, tanıkları dinleyebilir ve getirtilmesi gereken belgeleri ilgili kurumlardan celp ederek nihai kararını verir. Sulh ceza hakimliği tarafından verilen kararlara karşı itiraz kanun yoluna, idare mahkemesi tarafından verilen kararlara karşı ise temyiz yoluna başvurmak mümkündür.

İdari Para Cezasına İtiraz Hakkında

İdari para cezasına itiraz usulü Kabahatler Kanunu’nda düzenlenmiş bulunmaktadır. Hangi kanun veya yönetmelikten kaynaklanırsa kaynaklansın her türlü idari para cezasına karşı itiraz usulü aynıdır. Trafik cezası, bakaya askerlik cezası, kumar oynama cezası, çevre kirliliği cezası, sigara içme cezası idari para cezalarına örnektir ve tümü için yazımızda ele alacağımız itiraz usulü geçerlidir.

İdari para cezaları idari merciler tarafından uygulanan para cezalarıdır. Adli para cezalarını adli merciler verirken idari para cezalarını istisnai bazı durumlar haricinde idari merciler verir. Adli para cezalarına itiraz usulü Ceza Muhakemesi Kanunu’nda ele alınmışken idari para cezasına itiraz Kabahatler Kanunu 27 ve devamı maddelerinde ele alınmış bulunmaktadır.

İdari Para Cezasına İtiraz

İdari para cezalarına karşı kararın tebliğ veya tefhiminden itibaren 15 gün içerisinde Sulh Ceza Hakimliğine başvurulabilir. İtiraz bakımından yetkili sulh ceza hakimliği idari yaptırımı uygulayan mercinin bulunduğu yer Sulh Ceza Hakimliğidir. İtiraz dilekçe ile bizzat cezanın muhatabı olan kişi, kanuni temsilcisi veya avukatı tarafından verilebilir.

İtiraz üzerine Sulh Ceza Hakimliği itiraz dilekçesini cezayı uygulayan merciiye tebliğ eder ve ilgili idari mercinin itiraza 15 gün içerisinde cevap vermesini ve idari yaptırıma ilişkin işlem dosyasının göndermesini ister. Hakim gelen cevabı itiraz edene tebliğ eder, gerekirse duruşma açarak tarafları dinler, tanık dinleyebilir, keşif yapabilir veya bilirkişi raporu alabilir. Yapacağı yargılama neticesinde hakim idari para cezasını kaldırır veya itirazı reddeder. Eğer ceza miktarı hatalı ise hakim kararında cezanın miktarını da “itiraz edenin lehine olmak şartıyla” değiştirebilir.

Sulh Ceza Hakimliği Kararına İtiraz

Sulh Ceza Hakimliğinin idari para cezasına itirazla ilgili vereceği karara Ceza Muhakemesi Kanunu hakimlik kararlarına itiraz usulüne göre itiraz etmek mümkündür. Bu itirazın süresi Sulh Ceza Hakimliği kararının tebliğinden itibaren 7 gündür. İtiraz dilekçesi kararı veren hakimliğe verilir. Sulh ceza hakimi eğer itirazı yerinde görmezse itirazı incelemekle görevli olan merciye dosyayı gönderir.

İtirazı incelemekle görevli merci bir sonraki numaralı Sulh Ceza Hakimliğidir. Eğer tek Sulh Ceza Hakimliği varsa yargı çevresinde bulunduğu Ağır Ceza Mahkemesi’nin bulunduğu yerdeki nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği görevlidir. İtiraz dosya üzerinden incelenir ve itiraz üzerine verilen karar kesindir.

Kumar Oynama ve Oynatma Suçu ve Cezası Nedir ?

Bu yazımızda sizlere kumar oynatma veya oynamanın suç olup olmadığını, mevzuatta bu eylemler için düzenlenen yaptırımları aktaracağız. Şansa bağlı kazanç sağlayan oyunlar kumar olarak tanımlanmaktadır. Spor müsabakaları için düzenlenen bahis oyunları da bir kumar çeşidi olmakla birlik mevzuatımızda bahis oyunları farklı hukuki düzenlemeler altında ele alınmış bulunmaktadır. Yasa dışı bahisle ilgili aşağıdaki linkte yer alan yazımızı okuyabilirsiniz.

kumar oynatma

Ceza Kanununa Göre Kumar Nedir ?

Kumar oynama suçu bakımından mevzuatımızdaki temel düzenleme Türk Ceza Kanunu 228. maddesidir. Kumar oynanması için yer ve imkan sağlama başlıklı 228. maddenin 6. fıkrasında kumar aşağıdaki şekilde tanımlanmış bulunmaktadır:

TCK 228/6 Ceza Kanununun uygulanmasında kumar, kazanç amacıyla icra edilen ve kar ve zararın talihe bağlı olduğu oyunlardır.

Buna göre bir oyunun kumar olarak tanımlanabilmesi için iki faktör ön plana çıkmaktadır; bunlar kazanç sağlama amacı ve kâr/zararın şansa bağlı olmasıdır. Örnek vermek gerekirse para karşılığı sokak köpeklerinin dövüştürülmesi ve kazananlara ortadaki paraların dağıtılması bu kapsamda değerlendirilebilecektir. Her türlü kumar makineleri, para karşılığı oynanan kağıt oyunları, tombala vs. gibi işin içinde para kazanma ihtimali olan oyun tipleri kumar olarak değerlendirilir. Yazının başında da bahsettiğimiz gibi sanal bahis siteleri bu tanıma girmekle birlikte mevzuatımızda spor bahisleri için özel düzenlemeler bulunduğundan bu madde uygulanmamaktadır.

Kumar Oynatma Suçu

kumar oynatma

Sabah Gazetesi, 31.01.2018

Kumar oynatma, kumar oynanması için yer ve imkan sağlama mevzuatımızda suç olarak kabul edilmiştir. Ceza kanunun 228. maddesi kumar oynatmayı suç olarak düzenlemiş ve bir takım yaptırımlar öngörmüş bulunmaktadır. Buna göre kumar oynanması için yer ve imkan sağlamanın cezası 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası ile 200 günden az olmamak üzere adli para cezasıdır.

Örneğin bir kahvehane veya dernek lokalinde, ziyaretçi veya üyelere para karşılığı oyun oynanmasına imkan sağlanması halinde kahvehane veya lokal sahibi 228. maddeye göre kumar oynatma suçundan yargılanabilecektir. Bunun mutlaka kapalı bir ortam olması şartı da bulunmamaktadır, açık alanda veya bir çadırda dahi kumar oynatılması aynı kapsamda bu imkanı sağlayanlar bakımından ceza davası açılmasına sebebiyet verecektir.

Kanun kumar oynama suçu ile ilgili üç farklı nitelikli hal öngörmüş bulunmaktadır. Bunlar çocukların kumar oynaması için yer sağlanması, bilişim araçları vasıtasıyla kumar oynatılması ve kumar oynatmanın bir örgüt faaliyeti kapsamında gerçekleştirilmesi durumlarıdır. Kanun bu durumlarda cezanın ağırlaştırılmasını öngörmüştür.

Kumar oynatmanın nitelikli halleri

  • Kumar oynatma bakımından temel ceza: 1 yıldan 3 yıla hapis ve en az 200 gün adli para cezası.
  • Çocukların kumar oynaması için imkan sağlama: ceza 1 kat arttırılır.
  • Bilişim araçları vasıtasıyla kumar oynatma: 3 yıldan 5 yıla hapis ve bin ila on bin gün arası adli para cezası.
  • Örgüt faaliyeti kapsamında kumar oynatma: ceza yarı oranında arttırılır.

Kanun çocukları koruma gayesiyle, çocukların kumar oynaması için ortam sağlanması bakımından, yetişkinlerin kumar oynaması için yer ve imkan sağlanmasına göre daha ağır bir cezalandırma sistemi öngörmüştür. 18 yaşından küçüklerin erişiminin mümkün olduğu kumar oyunları bakımından kanunun bu ağırlaştırılmış hali uygulanacaktır.

Sanal kumar oyunları bakımından da kanun daha ağır bir cezalandırma düzenlemiş bulunmaktadır. Bunun amacı da internet üzerinden kitlelere ulaşımın çok kolay olması, sanal kumar oyunlarının yaygınlaşması gibi sebeplerle internetteki sanal kumarın engellenmek istenmesidir. Son olarak da kumar oynatmanın bir suç örgütü faaliyeti kapsamında gerçekleştirilmesi durumu ağırlaştırıcı sebep olarak düzenlenmiştir.

Kumar Oynama Suçu

Peki kumar oynamak suç mudur, kumar oynayanlar bakımından bir adli veya idari yaptırım var mıdır ? Kanunlarımızda kumar oynamak hapis cezası veya adli para cezasını gerektirir bir suç olarak düzenlenmemiştir. Ancak Kabahatler Kanunu’nun 34. maddesinde kumar oynanması idari para cezası uygulanmasını gerektirir bir kabahat olarak düzenlenmiş bulunmaktadır.

Kumar
Madde 34 – (1) Kumar oynayan kişiye, yüz Türk Lirası idarî para cezası verilir. Ayrıca, kumardan elde edilen gelire el konularak mülkiyetin kamuya geçirilmesine karar verilir.
(2) Bu kabahat dolayısıyla idarî para cezasına ve el koymaya kolluk görevlileri, mülkiyetin kamuya geçirilmesine mülkî amir karar verir.

Bu düzenlemeye göre kumar oynayanlar hakkında illerde valilik, ilçelerde ise kaymakamlıklar tarafından idari para cezası kesilmesi ve kumardan elde edilen paraya el konulması mümkündür. Kanundaki idari para cezası her yıl güncellenmekle birlikte 2017 yılı için geçerli ceza miktarı 227 TL, 2018 yılı için ise 259 TL’dir.

Tekerrür Nedir ve Mükerrirlere Özgü Ne Demek

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 58. maddesinde tekerrür hükümleri düzenlenmiştir. Peki tekerrür nedir ve mükerrirlere özgü ne demek sorularına cevap vermek gerekirse; ceza sistemimizde failin belirli şartlar dahilinde ve belirlenen süreler içerisinde birden fazla suç işlemesine tekerrür bu tür durumlara ilişkin düzenlenen özel hükümlere de mükerrirlere özgü hükümler denilmektedir. Yazımızda tekerrür kavramını ve şartlarını ele alacağız.

Öncelikle Türk Ceza Kanunu’ndaki tekerrür düzenlemesine göz atalım:
Madde 58- (1) Önceden işlenen suçtan dolayı verilen hüküm kesinleştikten sonra yeni bir suçun işlenmesi halinde, tekerrür hükümleri uygulanır. Bunun için cezanın infaz edilmiş olması gerekmez.
(2) Tekerrür hükümleri, önceden işlenen suçtan dolayı;
a) Beş yıldan fazla süreyle hapis cezasına mahkûmiyet halinde, bu cezanın infaz edildiği tarihten itibaren beş yıl,
b) Beş yıl veya daha az süreli hapis ya da adlî para cezasına mahkûmiyet halinde, bu cezanın infaz edildiği tarihten itibaren üç yıl,
Geçtikten sonra işlenen suçlar dolayısıyla uygulanmaz.
(3) Tekerrür halinde, sonraki suça ilişkin kanun maddesinde seçimlik olarak hapis cezası ile adlî para cezası öngörülmüşse, hapis cezasına hükmolunur.
(4) Kasıtlı suçlarla taksirli suçlar ve sırf askerî suçlarla diğer suçlar arasında tekerrür hükümleri uygulanmaz. Kasten öldürme, kasten yaralama, yağma, dolandırıcılık, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti ile parada veya kıymetli damgada sahtecilik suçları hariç olmak üzere; yabancı ülke mahkemelerinden verilen hükümler tekerrüre esas olmaz.
(5) Fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış olan kişilerin işlediği suçlar dolayısıyla tekerrür hükümleri uygulanmaz.
(6) Tekerrür halinde hükmolunan ceza, mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilir. Ayrıca, mükerrir hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanır.
(7) Mahkûmiyet kararında, hükümlü hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanacağı belirtilir.
(8) Mükerrirlerin mahkûm olduğu cezanın infazı ile denetimli serbestlik tedbirinin uygulanması, kanunda gösterilen şekilde yapılır.
(9) Mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin, itiyadi suçlu, suçu meslek edinen kişi veya örgüt mensubu suçlu hakkında da uygulanmasına hükmedilir.

Tekerrür Nedir

Tekerrür kelime olarak tekrar etmeyi ifade etmekle birlikte ceza hukukumuzda failin birden fazla suç işlemesi anlamına gelmektedir. Kanunun tekerrür hükümlerini düzenlemesinin amacı failin suç işlemeyi tekrarlamasının önüne geçmek, suçun tekrarı halinde ise faile uygulanacak cezanın ve infazının tatbikini daha ağır şartlara bağlamaktadır.

Çeşitli ceza sistemlerinde tekerrürün şartları farklı şekillerde düzenlenmektedir. Türk ceza hukuku sisteminde ise tekerrür aşağıda açıklayacağımız şartlar dahilinde kabul edilmiş bulunmaktadır. Burada öne çıkan en önemli özellik tekerrür bakımından aynı suçun işlenmesinin şart olmamasıdır. Örneğin kasten işlenmiş olan iki farklı suçun işlenmiş olması da tekerrür kapsamında kabul edilmektedir. Ancak kasten işlenen suçlarla taksirle işlenen suçlar kendi aralarında tekerrüre esas olmamaktadır.

Tekerrür Şartları Nelerdir

Bir hükümlünün suçta tekerrür ettiğini kabul edebilmek için ilk suça ilişkin cezanın kesinleşmesinden itibaren kanunda belirlenen süreler içerisinde yeniden suç işlemiş olması şartı aranmaktadır. İlk suça ilişkin yargılama henüz kesinleşmemiş iken yani ilk derece mahkemesi veya üst mahkemelerde yargılama devam ediyor iken işlenen ikinci suç tekerrür kapsamında değerlendirilmez.

Kanun ikinci suçun işlenmesi için aradığı süre de ilk suçun 5 yıldan fazla süreyle hapis cezasına mahkumiyet ile sonuçlanması halinde 5 yıl, 5 yıl veya daha az süreli hapis cezası veya adli para cezası ile sonuçlanması halinde 3 yıldır. Bu süreler ilk suça ilişkin cezanın kesinleşmesi ile başlamakta, cezanın infazına başlanmış olması şartı aranmamaktadır.

Eğer kişi suç işlerken 18 yaşından küçük ise bu suç tekerrür düzenlemesi kapsamında değerlendirilemez ve tekerrüre esas olamaz. Yine kanunda yer alan düzenlemeye her iki suç birbirinden farklı suçlar olabilir ancak kasıtlı suçlarla taksirli suçlar, sırf askeri suçlarla diğer suçlar arasında tekerrür hükümleri uygulanamamaktadır.

Genel hatlarıyla tekerrür düzenlemesi bu şekilde olmakla birlikte daha iyi anlaşılabilmesi bakımından konuyu bir örnekle açıklayalım: Fail 01.01.2013 tarihinde nitelikli mala zarar verme suçu işliyor ve 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılıyor. Mahkeme hükmü 01.01.2014 tarihinde Yargıtay tarafından onanarak kesinleşiyor. Fail 01.01.2016 tarihinde (yani kanunun aradığı 3 yıllık süre içerisinde) kasten yaralama suçu işliyor. Verilen bu örnekte tekerrür meydana gelmiştir ve fail hakkında mükerrirlere özgü kanun hükümleri tatbik edilecektir.

Tekerrür Sonuçları Nelerdir

Tekerrür halinde suça ilişkin ceza mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmektedir. Bunun önemli bir sonucu koşullu salıverilme koşullarında kendisini göstermektedir. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun‘un mükerrirlere özgü infaz rejimi düzenlemesinin yer aldığı 108. maddesine göre tekerrür halinde hükümlü cezasının üçte ikisini değil dörtte üçünü infaz kurumunda iyi halli olarak geçirmesi halinde koşullu salıverilme düzenlemesinden faydalanabilecektir. Eğer tekerrür hükümleri ikinci defa uygulanmış sa hükümlü artık koşullu salıverilme düzenlemesinde yararlanamamaktadır.

Hakim, tekerrürün gerçekleşmesi halinde cezanın infazından sonra uygulanmak üzere denetimli serbestlik hükümlerinin en az 1 yıl süreyle tatbik edilmesine karar verir. Bu denetim süresi duruma göre 5 yıla kadar uzatılabilmektedir. Hakim bu süreçte hükümlüye bir takım yükümlülükler yükleyebilir. Bu yükümlülüklere uyulmaması halinde 15 ilâ 3 ay arası zorlama hapsi tatbik edilebilmektedir.

Ceza kanunlarımızda bazı suçlar için hapis cezası ile adli para cezası seçimlik olarak düzenlenmiş ve duruma göre hakime bunlardan birini tercih edebilme takdir yetkisi tanımıştır. Tekerrür halinde ikinci suça ilişkin bu türden bir alternatif cezai düzenleme söz konusu ise hakim tekerrür sebebiyle hapis cezasını seçmek mecburiyetindedir.