Kategori arşivi: İcra Hukuku

İcra ve İflas Kanunu’ndan doğan icra hukuku içerikli yazıları bu kategori altında paylaşıyoruz. İcra takibi, kambiyo senetleri, icra ceza uygulamaları, haciz uygulamaları, cebri satışlar hakkında güncel bilgiler içeren yazılarımızı buradan takip edebilirsiniz.

konkordato

Konkordato Şartları ve İşleyişi

Kanunlarımızda 1930’lu yıllardan beri mevcut olan ancak uygulamaya 2018 yılında başlayan bir hukuki düzenleme olan konkordatonun genel itibariyle ne olduğu, sürecin nasıl işlediği ve bu sistem ile neyin amaçlandığını yazımızda ele aldık. Konuyla ilgili sorularınız bizlere iletişim kanallarımız vasıtasıyla iletebilirsiniz.

Konkordato Nedir ?

Konkordato borçlarını ödeyemeyen veya borçlarını ödeyememe tehlikesi altına giren borçluların, işletmelerinin devamını sağlamak ve borçlarını da yapılandırmak suretiyle ödeyebilmek için başvuracakları bir hukuki yoldur. Tüzel kişiler gibi gerçek kişiler de bu sürece tabi olabilir. Bizzat borçlunun kendisi tarafından Asliye Ticaret Mahkemesi’ne başvurmak suretiyle talep edilebileceği gibi çok örneği görülmese de alacaklılar da borçlunun konkordatoya girmesini mahkemeden isteyebilir.

Konkordato için mahkemeden mühlet alan borçlu bu süreç içerisinde alacaklarını ödemek zorunluluğundan kurtulurlar. Çünkü kanun bu süreç içerisinde borçlu şirkete icra takibi gerçekleştirilemeyeceğini kabul etmiştir. Bunun istisnası işçi alacakları ve borcu rehinle temin edilmiş alacaklar için başlatılacak rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takiptir. Ancak bu süreçte rehinli malın muhafazası ve satışı da istenemez.

Ayrıca bu süreçte faizler de durur. Faizlerin durması alacaklıların aleyhine borçlunun ise lehine gibi gözükse de bu durum sürecin sonunda alacaklılarla yapılan anlaşmanın alacaklılarla kabulü ve mahkeme tarafından da tasdiki şartına bağlanmıştır. Eğer süreç sonunda alacaklılarla anlaşma yapılamaz ve konkordato tasdik edilmezse bu süreçte işlemediği düşünülen faizler de geçmişe dönük olarak işlemiş kabul edilecektir.

Faiz işlememe kuralının iki istisnası vardır. Bunlardan ilki işçi alacakları diğerleri ise rehinle temin edilmiş alacaklardır. Bunlara faiz işlemeye devam edeceğinden ve kural olarak konkordato anlaşmasından da etkilenmeyeceğinden bu alacaklılar anlaşma dışında tutulur ve az sonra anlatacağımız oylamaya da dahil edilmezler.

konkordato

Konuyla ilgili mevzuat hükümleri İcra ve İflas Kanunu’nun 285 ve devamı maddelerinde, Konkordato Komiserliği ve Alacaklılar Kuruluna Dair Yönetmelik, Konkordato Talebine Eklenecek Belgeler Hakkında Yönetmelik’te yer almaktadır.

İflastan Farkı Nedir ?

İflasta borca batık olan borçlu iflas kararı ile birlikte artık tasfiye sürecine girer, yani bu süreçte müflisin tüm malvarlıklarının satılarak borçluların alacaklarının karşılanması amaçlanır. Borçlu tasfiye sürecinde olduğundan tüzel kişiliği de sona erer ve idaresi iflas idaresine geçer. Bu noktadan sonra ancak bu tasfiyeye yönelik iş ve işlemler gerçekleştirebilir. Tasfiye tamamlandığında da artık şirketin herhangi bir hükmü kalmaz.

Konkordato halinde ise borçlu/şirket tasfiye edilmez, tüzel kişiliği de sona ermez. Borçlu şirket daha önce olduğu gibi iş ve işlemlerine devam eder. Ancak bu süreç içerisinde mahkeme şirketi denetlemek üzere 1 veya 3 tane konkordato komiseri atar. Bu komiserler şirketin hem faaliyetlerin denetler hem de alacaklılarla yapacağı ödeme anlaşması için zemin hazırlarlar.

Konkordato Şartları Nelerdir ?

Şirketin borçlarını ödeyemeyecek hale gelmesi veya ödeyememe riskinin doğması en önemli şartlardan biridir. Talebin kabul edilmesi için şirketin bu borçlarını ödemek için başarı şansı yüksek ve malvarlığı ile orantılı bir proje sunması gerekir. Ayrıca mevzuatta aranan şartları sağlayan bağımsız denetim kuruluşlarından makul güvence raporu alınması gerekir.

İki çeşidi vardır, bunlardan biri tenzilat konkordatosu diğeri ise vade konkordatosudur. Borçlu anlaşma kapsamında hem tenzilat hem de vade teklif edebilir. Örneğin borçlu, borçlarının %80’ini, 1 yıl ödemesiz dönem sonrası aylık eşit taksitlerle 3 yıl içerisinde ödeyeceği teklifinde bulunabilir.

Başvuruda mahkemeye sunulan ön projede borçlu bu teklifinin yanında süreç içerisinde şirketin ve işletmenin devamını nasıl sağlayacağını, borcunu temin etmek için hangi kaynakları kullanacağını, ne tür projelerinin bulunduğunu ortaya koması gerekir. Elbetteki bunların başarı şansını ve gerçekleşme ihtimalini hem mahkemenin atayacağı komiserler denetleyecek hem de alacaklılar ve mahkeme denetleyecektir.

Alacaklıların Durumu Nedir ?

Alacaklılar eğer işçi alacaklısı değilse veya alacakları rehinle temin edilmemişse bu süreçte borçluya karşı icra takibi başlatamayacaklardır. Onların yapması gereken şirketin mühlet içerisinde projesini hazırlayarak mahkemeye sunması ve alacaklılar toplantısının yapılmasını beklemektir. Bu süreçte komiserler alacaklılara bildirim yaparak alacaklarını bildirmelerini ihtar ederler.

Alacaklılar toplantısı komiserlerin başkanlığında ve borçlunun da hazır bulunduğu bir ortamda yapılır. Borçlunun projesi okunur ve alacaklıların oylamasına sunulur. Alacaklıların kabul etmediği teklif yürürlüğe giremez ve konkordato süreci nihayete erer. Kanunda aranan çoğunlukla alacaklılar bu projeyi kabul ederlerse mahkemenin tasdik süreci başlar. Mahkemenin tasdiki ile birlikte anlaşma yürürlüğe girer ve borçlu tarafından icra edilmeye başlar.

Ne Kadar Sürer ve Nasıl Sonuçlanır ?

Başvurudan itibaren kanunda öngörülmüş bir takım süreler vardır. Şirketin konkordato için gerekli belgeleri toplayıp mahkemece öngörülen gider avansını da depo ettikten sonra 3 aylık geçici mühlet verilir. Bu sürede komiserler inceleme yaparak mahkemeye ön projenin gerçekleşme ihtimali ve inandırıcılığı konusunda mahkemeye rapor verirler. Eğer bu sürenin yeterli olmadığı kanısına varılırsa mahkeme geçici mühlet 2 ay daha uzatılır.

Toplam 5 aylık sürecin sonucunda eğer mahkeme de projenin inandırıcılığı ve gerçekleşme ümidi bulunduğuna kanaat verirse borçluya 1 yıllık kesin mühlet verir. Bu mühlet esas itibariyle borçlunun hazırlanan proje konusunda alacaklılarla anlaşma yapması için tanınmış bir mühlettir. Zorunlu durumlarda bu süre de 6 ay daha uzatılabilir. Bu süreçte alacaklılar belirlenir, çekişmeli alacakların oylamaya katılıp katılamayacağı konusunda mahkeme karar verir ve alacaklılar toplantısı yapılarak bir sonuca varılır. Toplantı sonucunda mahkemenin tasdik aşamasına geçilir ki bu süreçte de mahkeme 6 aylık da ek süre kararı verebilmektedir.

Nihayetinde geçici mühlet, kesin mühlet ve tasdik süreci dahil anlaşma süresi toplam da 29 ayı bulabilmektedir. Artık mahkemenin tasdikinden sonra süreç borçlunun taahhüdüne uygun şekilde borçlarını ifa sürecidir. Ancak konkordato projesinin başarı şansının bulunmadığı kanaatine varılırsa hiç bu aşamalara gelinmeden daha erken dönemlerde de konkordato sonlandırılabilir.

Konkordato Komiserinin Görevi Nedir ?

Konkordato komiserleri en az 5 yıllık tecrübeye sahip ve bu konuda eğitim almış kişilerden oluşur. Mahkeme bir veya üç adet komiser atayabilmektedir. Eğer komiserler üç kişi olacaksa biri hukukçu, diğerleri mali müşavir ya da, bir hukukçu, bir mali müşavir, bir şirketin iştigal alanıyla ilgili mühendis de olabilmektedir.

Komiserler bu süreçte şirketin projesinin uygulanabilirliği ve başarı şansını denetleyip mahkemeye rapor ederler. Ayrıca şirketin yani borçlunun alacaklılarla toplantı yapması sürecini organize ederler. Komiserlere mesailerinin karşılığı olarak mahkemece takdir edilen bir ücret ödenmektedir. Bu ücretin ilk 5 ay için olan kısmı daha başvuru aşamasında borçlu tarafından depo edilmek mecburiyetindedir.

Alacaklılarla yapılacak anlaşmanın tasdiki ile birlikte komiserlerin de görevi sona erer. Bu aşamada mahkeme yapılan anlaşmanın uygulanmasını denetlemek üzere bir kayyum atar. Bu kişi de komiserlerden bir tanesi olabilir.

Konkordato İlan Eden Şirketleri Nasıl Öğrenirim ?

Konkordato ilan eden şirketler hem Ticaret Sicil Gazetesi hem de Basın İlan Kurumu internet adresinde yayınlanmaktadır. Konkordato takip veya konkordato listesi gibi bunun haricinde bir yayın bulunmamaktadır. Konkordato ilanı haricinde süreçteki diğer ilanlar da, örneğin alacaklarının alacaklarını bildirmeye davet ilanı aynı şekilde ticaret sicil gazetesi ve basın ilan sitesinde yayınlanmaktadır.

Görüldüğü üzere konkordato aslında bir tasfiye işlemi değil borç yapılandırması sürecidir. Bu süreç devam ederken de borçlunun icra takibi tehdidinden geçici olarak kurtulup işletme faaliyetini devam ettirmesi amaçlanmıştır. Ancak süreç tamamen alacaklılar aleyhine de işlemez. Alacaklıları koruyan hükümler olduğu gibi, süreç sonunda yapılan anlaşma kapsamında alacaklarını bir miktar tenzilat veya vadelendirme ile alacaklarını da alabilmeleri amaçlanmaktadır.

Kambiyo Senetlerine Özgü İcra Takibi

Kambiyo Senetlerine Özgü İcra Takibi

Alacağını gününde tahsil edemeyen alacaklılar kamu gücü ile alacağını elde edebilmek için icra takibi başlatıyor. İcra takibi ise ilamlı ya da ilamsız olarak iki türlüdür. İlam; bir mahkeme kararı ya da mahkeme kararı niteliğinde belge olarak tanımlanabilir. İlamsız icra takibi türlerinden biri de Kambiyo Senetlerine Özgü İcra Takibidir. Alacaklının elinde tahsil edemediği Poliçe, bono ya da çek varsa bu takip yoluna başvurabilir.

Kambiyo Senetlerine Özgü İcra Takibi

Kambiyo Senetlerine Özgü İcra Takibinin normal bir icra takibine göre daha avantajlı olduğu kabul edilir. Şöyle ki; ilk olarak ilamsız icra takibinde itiraz süresi 7 gün ise kambiyo senetlerine özgü icra takibinde itiraz süresi ise 5 gündür. Yapılan itiraz da yine ilamsız icra takibinden farklı olarak icra takibini durdurmaz. Bu durum her ne kadar alacaklı lehine olsa da borçlu yani kambiyo senedi düzenleyen için de tehlikelidir. Zira bu tür kıymetli evrakların kaybı mümkündür. İlgili senet eğer hamiline olarak düzenlenmiş ise üçüncü bir kişi bu evrakı eline geçirdiğinde gerekli protestoyu çekerek düzenleyen aleyhine kolaylıkla bir icra takibi başlatabilir.

BAKINIZ:
İcra Takibine Nasıl İtiraz Edilir ?
Hacze Nasıl İtiraz Edilir ?

Kambiyo Takibi Nasıl Başlatılır?

Bu yola gidebilmek için elinizde bir kambiyo senedinin olması gerektiğinden bu yazının ilk bölümlerinde bahsetmiştik. Kambiyo senetlerine mahsus icra takibi açarken bu senedin mutlaka icra dairesine verilmesi gerekiyor. Teslim edilmesi gereken ise senedin nüshası değil senedin aslı olmalıdır. Aksi halde takip dosyasını inceleyen İcra Müdürü tarafından takip başlamadan iptal edilebilir.

Bunu Da Okuyun: İcra Takibi Nasıl Yapılır ?
https://www.tabakhukuk.com/icra-takibi-nasil-yapilir/

Bunun dışında kambiyo takibi açılırken dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta da yetki konusudur. Zira takip yetkisiz icra dairesinde başlatılacak olursa İcra Mahkemesi kararı ile takibin durması söz konusu olacaktır. İcra takiplerinde genel yetki kuralı da takibin borçlunun yerleşim yerinde açılmasıdır. Bu hususlar çerçevesinde başlatılan takipte İcra Dairesi tarafından gönderilen tebligatın borçluya ulaşmasının devamındaki 5. günün sonunda eğer borçlu takibe itiraz etmez ise takip kesinleşecektir.

Bu aşamadan sonra alacaklı talepte bulunarak borçlunun malvarlığı üzerine haciz koydurabilir ve hacizli malvarlığını İcra Dairesi kanalı ile satışa çıkararak paraya çevrilip alacağının tahsil edilmesini sağlayabilir.

Kambiyo Senetlerinde İcra Takibine İtiraz

Kambiyo Senetlerine Özgü İcra yolu ile icra takibi başlatılan borçlu bu takibe üç şekilde itiraz edebilir.

Bu itiraz yollarından biri “İmzaya İtiraz” yoludur. Borçlu takibe konu senedin altındaki imzanın kendisine ait olmadığını, senedin başkası tarafından sahte olarak düzenlendiğini ileri sürebilir. Bu itiraz, takibin başladığı yerdeki İcra Mahkemesi’ne yapılır. Yapılan itiraz yine İcra Hukuk Mahkemelerinde incelenir. Hakim değerlendirmede bulunurken önündeki tüm somut delilleri inceler. Eğer gerekli görürse dosyayı bilirkişi olarak Adli Tıp’a gönderebilir. Eğer itirazın neticesinde takip borçlusunun haksız yere, yalnız takibi duraksatmak için takibe itiraz etmiş ise aleyhinde takip miktarının %20’ si oranında bir tazminata hükmedilir.

Diğer bir itiraz yolu da “Borca İtirazdır.” Bu itiraz yolunda ise borçlu; vade gününde ödeme yaptığını, alacağın artık talep edilemeyeceğini zira zamanaşımına uğradığını, takas yolu ile borcun sona erdiğini ve sair gerekçeler ile artık takibe konu olabilecek bir borcun bulunmadığını beyan ederek takibi iptal etmeyi amaçlar. İtirazın nereye yapılacağını ve yargılamada nasıl bir yol izlenmesini gerektiğinden imzaya itiraz bölümünde bahsetmiştik.

Kambiyo senetlerinde icra takibine itirazın son yolu ise “Yetkiye İtiraz.” Borçlu, aleyhinde başlatılan takipte mevcut icra dairesinin değil de başka bir icra dairesinin yetkili olduğunu beyan ederek takibe itiraz edebilir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken nokta verilen itiraz beyanında yetkili olduğu düşünülen icra takibinin gösterilmesi zorunludur.

Not: E-devlet icra takibi sorgusu için tıklayın.

icra takibine nasıl itiraz edilir

Hacze Nasıl İtiraz Edilir ?

Ülkemizde kişi başına düşen gelir düzeyinin azalması ile birlikte pek çok insan icra takibine uğramaya başladı. Bu durumda da hacze itiraz nasıl yapılır sorusu ön plana çıkmaya başladı. Öyle ki 2018 yılında toplamda 1 milyona yakın icra takip işlemi gerçekleştirildi. Bu takiplerin çoğu bankalar tarafından başlatılırken bazen asıl borç ile hiç alakası olmayan kimseler de; kanun maddelerinin kötüye yorumlanması neticesinde borçlu olarak gösteriliyor.

Bu duruma yasal süresi içerisinde itiraz edilmemesi halinde de evde ya da işyerinde haciz durumu ile karşılaşılıyor. Ancak eve gelen her haciz bütün eşyalarınızın alınacağı, tahliye edileceği anlamına da gelmiyor. Şöyle ki yapılan hacze itiraz etmek mümkün. Avukatın borçluya karşı olan tavrından tutun da icra memurunun işlemlerine kadar pek çok gerekçe ile haciz işlemi yargı yoluna taşınarak uyuşmazlık çözüme kavuşturuluyor.

hacze nasıl itiraz edilir

İcra Takibine İtiraz Etmek Haciz İşlemini Durdurur

İcra ve İflas Kanunu uyarınca borçlu, hakkında başlatılan icra takibine ödeme emri kendisine tebliğ edildikten sonra 7 gün içerisinde itiraz edebilir. Borçlu hazırladığı itiraz dilekçesini takibin başlatıldığı İcra Dairesi’ne teslim ederek icraya itiraz edebilir. Yapılan işlem İcra Müdürü’nün onayından sonra takibi durduracaktır.

Duran icra takibinin devam etmesi için alacaklının ya da alacaklı avukatının İtirazın Kaldırılması ya da İtirazın İptali yoluna giderek durumu yargı merciine taşıması gereklidir. Ancak icraya itiraz edilirken dikkat edilmesi gereken bir husus var. Şöyle ki; alacaklının itirazı yargı yoluna taşımasından sonra hâkim alacaklı lehine karar verirse; itiraz eden borçlu aleyhine borcun %20’si oranında bir İcra İnkar Tazminatına da hükmediliyor. Yani itirazınız eğer haksız borcunuzu 1/5 oranında fazla ödüyorsunuz.

İcra takibine itiraz hakkında ayrıntılı bilgi için:
https://www.tabakhukuk.com/icra-takibine-nasil-itiraz-edilir/

Kesinleşmiş Hacze İtiraz

İcra takibine 7 günlük süre içerisinde itiraz edilmez ise takip kesinleşiyor. Bu aşamadan sonra alacaklı isterse borçlunun evine ya da iş yerine haciz işlemi için gidilebilir. Haciz işlemi ile karşılaşan borçlunun da bir takım hakları bulunuyor. Ancak önemle belirtmek gerekiyor ki; İcra Memuru ve alacaklı vekili adresinize geldiğinde sert tavırlardan ve şiddetten kaçınmanız gerekiyor. Eğer böyle bir durum olursa aynı adrese tekrar polis gücü ile gelinebilir. Bu durum hem dosya borcunun artmasına hem de haklı iken haksız duruma düşmenize neden olabilir. Peki hacze nasıl itiraz edilir ? İş yerine ya da eve gelen hacze itiraz edebilmek için farklı seçeneğiniz var:

  • Eğer haciz eve gelmiş ise, İcra ve İflas Kanunu’nun 82/3 fıkrası uyarınca eşyalarınızın sizin zorunlu ihtiyacınız olduğunu ve hepsinden 1’er adet olduğunu beyan edebilirsiniz. Ancak böyle bir durumda gerçekten de eşyalardan birer tane olmalıdır. Aksi halde fazla olan eşya haciz tutanağına yazılacaktır.
  • Eğer bizzat evin tapu kaydına haciz konulmuş ise bu durumda da İcra ve İflas Kanunu’ndaki borçlunun haline münasip ev ilkesi devreye girmektedir. Eğer borçlunun ikamet amaçlı sahip olduğu tek bir ev varsa bu ev haczedilemez ve borçlu hacze itiraz edebilir. Ev lüks denebilecek bir durumda ise bu durumda da satış sonrası elde edilen meblağdan borçlunun haline münasip bir ev için gerekli bedel borçluya ayrıldıktan sonra kalanı üzerinde icra işlemleri tatbik edilir.
  • İş yerine gelen hacze itiraz ederken de o işyerinin sizin olmadığını ya da işyeri sizin olsa da eşyaların üçüncü bir kişiye ait olduğunu beyan edebilirsiniz. Böyle bir durumda da olay yargı yoluna taşınacak ve hâkim önüne gelen delilere göre bir karar verecektir.

Hacze itiraz edebilmek için bir diğer seçenek de Memur Muamelesini şikâyet. Devlet memurunu haczedilmemesi gereken bir şeyi haczettiğini ya da kanuna aykırı başka bir işlemde bulunduğu kanaatine ulaştığınızda bu işlemin ardından 7 günlük yasal süresi içinde durumu yargı yoluna taşıyabilir ve söz konusu işlemi iptal ettirebilirsiniz.

Eğer yukarıdaki ihtimaller de gerçekleşmez ise borcu taksitler halinde ödeme teklifinde bulunabilirsiniz. Yine İcra ve İflas Kanunu uyarınca böyle bir hakkınız bulunuyor. Taksit teklifini alacaklının ya da alacaklı vekilinin kabul etmesi halinde sizin ödeme gücünüze göre bir taksit planı oluşturulur ve borcunuzu buna göre ödeyebilirsiniz.

Taahhüdü İhlal Cezası Hakkında:
https://www.tabakhukuk.com/taahhudu-ihlal-cezasi/

tahliye

Gayrimenkul Üzerindeki Haciz Nasıl Kaldırılır ?

Kesinleşen bir icra takibi neticesinde icra dosyası üzerinden borçlunun gayrimenkulleri üzerine haciz şerhi işlenebilmektedir. Haciz şerhi alacaklı veya vekilinin talebi ile icra müdürlüğü tarafından gayrimenkulün bulunduğu yer tapu müdürlüğüne yazılacak müzekkere ile konulmaktadır. Peki borçlu tapudaki haciz kaldırmak için neler yapabilir, gayrimenkul üzerindeki haciz nasıl kaldırılır ?

gayrimenkul üzerindeki haciz

Borcun ödenmesi

İcra müdürlüğü aracılığı ile konan taşınmaz üzerindeki haciz borcun ödenmesi ile kaldırılabilir. Bunun için öncelikle haczin hangi icra müdürlüğü aracılığı ile ve hangi dosya üzerinden konulduğunun tapu kaydından öğrenilmesi gerekmektedir.

Haczin konduğu dosya öğrenildikten sonra icra müdürlüğüne müracaat edilerek dosyanın kapak hesabının yani işlemiş faiz, masraf ve vekalet ücreti dair o gün itibariyle ödenmesi gereken toplam miktarın hesaplanması talep edilir. 

Kapak hesabı neticesinde belirtilen miktarın icra veznesine yatırılması halinde dosya borcunun kapatılması ile birlikte icra dosyası kapanacağı gibi gayrimenkul üzerindeki şeyh de tapu müdürlüğüne yazılacak fek yazısı ile kaldırılır.

Ödeme Taahhüdünde Bulunulması

Borçlunun icra dosyası borcunu belirli vadeler dahilinde ödeceyeceğine dair ödeme taahhüdünde bulunması halinde borçlu veya vekili ile yapacağı bir protokol neticesinde haczin fekkini talep şansı olabilir. Belirli vadeler dahilinde borcun ödeneceği yönündeki taahhüd neticesinde icra müdürlüğüne talepte bulunarak haczin fekki için tapu müdürlüğüne müzekkere yazılması sağlanabilir.

Yalnız ödeme taahhüdünün önemli bir sonucu olarak, borcun belirlenen ödeme vadesinde ödenmemesi haline alacaklının icra ceza mahkemesine başvurması neticesinde borçlunun tazyik hapsine karar verilmesi mümkün olabilmektedir. Borcun ödenmemesi değil ancak taahhüdün ihlal edilmesi 3 aya kadar hapis cezasını gerektiren bir suç olarak İcra ve İflas Kanunu‘nda düzenlenmiş bulunmaktadır.

Taahhüdü İhlal Cezası Hakkındaki Yazımız:

https://www.tabakhukuk.com/taahhudu-ihlal-cezasi/

Haczin Düşmesi

İcra ve İflas Kanunu’nda alacaklının haczettiği menkuller için 6 ay, gayrimenkuller için 1 yıl içerisinde satış talep etme süresi öngörülmüştür. Gayrimenkul üzerine haciz konduktan sonra 6 ay içerisinde alacaklı satış talep etmezse gayrimenkul üzerindeki haciz düşer ve tapu müdürlüğüne yazılacak müzekkere ile tapu üzerindeki haciz şerhi kaldırılır.

İcra ve İflas Kanunu madde 110
Bir malın satılması kanuni müddet içinde istenmez veya icra müdürü tarafından verilecek karar gereği gerekli gider onbeş gün içinde depo edilmezse veya talep geri alınıp da kanuni müddet içinde yenilenmezse o mal üzerindeki haciz kalkar. Hacizli malın satılması yönündeki talep bir defa geri alınabilir. 
Haczedilen resmi sicile kayıtlı malların, icra dairesiyle yapılacak yazışmalar sonucunda haczinin kalktığının tespit edilmesi hâlinde, sicili tutan idare tarafından haciz şerhi terkin edilir ve işlem ilgili icra dairesine bildirilir. 
Birinci fıkra gereğince haczin kalkmasına sebebiyet veren alacaklı o mala yönelik olarak, haczin konulması ve muhafazası gibi tüm giderlerden sorumlu olur.

Menfi Tespit Davası ve Borcun Depo Edilmesi

Borçlu kesinleşen bir icra takibine karşı borçlu olmadığı iddiasında ise menfi tespit davası açabilir.  Açılan menfi tespit davasında mahkemeden icra dosyası için ihtiyati tedbir kararı vermesi talep edilebilir. Mahkeme teminat karşılığında ihtiyati tedbir kararı alabilir.

Mahkemenin menfi tespit davasında alacağı ihtiyati tedbir icra veznesine girecek olan bedelin alacaklıya ödenmemesi şeklinde olacaktır. Bu da tek başına hacizn kaldırılmasını sağlayacak bir tedbir kararı değildir. Bu durumda borçlu veya vekili icra müdürlüğüne başvurarak ve borcun tamamını icra veznesine depo ederek gayrimenkul üzerindeki haczin fekkedilmesini sağlayabilir.

Haricen Tahsil veya Alacaktan Feragat

Alacaklı veya vekilinin borcu haricen tahsil ettiğini veya alacaktan feragat ettiğini icra müdürlüğüne beyan etmesi ile birlikte tapu üzerindeki haczin fekki sağlanabilir. Borç haricen ödenmiş olabileceği gibi alacaklı ile yapılacak bir anlaşma neticesinde alacaklı veya vekilinin bu talepte bulunması sağlanabilir.

Haricen tahsil veya alacaktan feragaat halinde icra müdürlüğü haricen tahsil veya feragat harcının yatırılmasını talep eder. Bu harç normal şartlarda paranın icra müdürlüğü vasıtası ile ödenmesi halinde alınacak olan harcın yarısı kadardır. Bu harç alacaklı tarafından yatırılabileceği gibi taraflar arasındaki anlaşmaya göre borçlu tarafındanda yatırılabilir.

Alacaklının sadece haczin fekki talebi dahi haricen tahsil veya feragat olarak yorumlanarak harcın yatırılması talep edilir. İcra müdürlüğü haricen tahsil veya feragaat harcı yatırılmadan salt alacaklı talebi ile haczi kaldırmaz. Dosyada birden fazla haczin bulunması halinde bunlardan birinin veya bir kısmının fekkedilmesi hali istisnadır.

icra takibine nasıl itiraz edilir

İcra Takibine Nasıl İtiraz Edilir ?

Alacaklı tarafından gerçekleştirilen ilamsız icra takibi itiraz edilmediği taktirde kesinleşir ve borçlunun malvarlığı üzerinde haciz işlemleri gerçekleştirilebilir. Bunu engellemenin yolu itirazdır. Peki icra takibine nasıl itiraz edilir ?

icra takibine nasıl itiraz edilir

Yazıyı okumaya başlamadan önce hatırlatma:
Eğer takip kesinleştiyse ve haciz aşamasına geçildiyse hacze itiraz yazımızı okuyabilirsiniz.

İlamsız İcra Takibi

İlamsız icra takibi alacaklının elinde alacağını kesin olarak ortaya koyan bir mahkeme ilamı, senet, sözleşme vs. bulunmasa dahi icra müdürlüğüne vereceği bir takip talebi ile başlatılabilen icra takibidir.

BAKINIZ: İcra Takibi Nasıl Yapılır ?
https://www.tabakhukuk.com/icra-takibi-nasil-yapilir/

Alacaklı takip talebinde borçluyu, alacak miktarını ve alacağının dayanağını belirtir. İcra müdürlüğü borçluya takip talebindeki bilgileri içeren bir ödeme emri gönderir. İşte bu noktada itiraz süreci başlar.

İcra Takibine İtiraz

Borçlu olduğu iddia edilen şahıs eğer borçlu değilse veya herhangi bir sebepten dolayı borcu ödememekte haklı olduğunu düşünüyorsa ödeme emrine karşı 7 gün içerisinde itiraz etmesi gerekir. İtiraz edilmesi halinde icra takibi durur. Borca, faize, icra müdürlüğünün yetkisine itiraz edilebilir, kısmi itirazda bulunulabilir. 

Ödeme emrine itiraz doğrudan takibin başlatıldığı icra müdürlüğüne verilecek bir dilekçe ile gerçekleştirilebileceği gibi, başka bir yerdeki icra müdürlüğünden muhabere yöntemiyle de gönderilebilir. Önemli olan ödeme emrinin tebliği alındığı tarihi takip eden 7. gün mesai bitimine kadar itiraz dilekçesinin verilmiş olmasıdır.

Takibin Durması

İcra takibi alacaklının itirazı ile durursa borçlunun takibe devam edebilmesi için elindeki belgelere göre icra hukuk mahkemesinde itirazın kaldırılması veya genel görevli mahkemede itirazın iptali davası açması gerekir. Açılan dava neticesinde alacaklının haklı olduğu anlaşılırsa takibe devam edilir.

İtirazın iptali davasında alacağı itirazın kaldırılması ile birlikte borçlunun %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep edebilir. Eğer alacak likit ise, yanmi yargılama yapılmadan da borçlu tarafından bilinebilir durumda olduğu tespit edilirse mahkeme borçlunun borç miktarı haricinde alacağın %20 oranında tazminat ödemesine de hükmedebilir.

Takibin Kesinleşmesi Halinde

Borçlu tarafından ödeme emrine itiraz edilmez ve takip kesinleşirse alacaklı haciz işlemlerine başlayabilir. Bu noktada alacaklı dilerse menfi tespit davası açabilir. Ancak menfi tespit davası açılması tek başına icra takibini durdurmaz.

Borçlu menfi tespit davası ile birlikte icra takibinde yatan paranın alacaklıya ödenmesinin engellenmesi bakımından ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep edebilir. Mahkemenin kabul etmesi halinde, mahkemece belirlenecek bedelin depo edilmesi ile takibe tedbir konur. Takip işlemleri devam etse de alacaklıya ödeme yapılmaz.

Eğer borçlu borcun tamamını teminat olarak icra müdürlüğüne depo ederse icra dosyası aracılığı ile konan hacizlerin kaldırılması ve takip işlemlerin durdurulması mümkün hale gelebilmektedir.

ipotek kaldırma

İpotek Kaldırma Yani İpotek Fekki Hakkında

Gayrimenkul üzerindeki ipoteğin kaldırılması diğer bir deyişle ipoteğin fekki de denilen ipotek kaldırma işlem belirli bir borç karşılığı gayrimenkul üzerine konan ipoteğin borcun ödenmesi neticesinde alacaklının rızası ile veya mahkeme kararı ile sonlandırılması anlamına gelmektedir. Borcun ödenmesi halinde malikin ipoteğin fekkini talep etme gerekirse dava etme hakkı bulunduğu gibi borcun ödenmemesi halinde de alacaklısının ipoteğin paraya çevrilmesi talebinde bulunma hakkı bulunmaktadır.

İpotek Nedir ?

İpotek, gayrimenkuller üzerine belirli bir alacağı temin etmek amacıyla konulan rehin şerhi anlamına gelmektedir. İpteğin konusu borcun ödenmemesi halinde alcaklı ipotek hakkına dayanarak gayrimenkulün icra kanalıyla satışı ve alacağının tahsilini sağlayabilmektedir.

Uygulamada genellikle bankaların kredi verirken, örneğin konut kredilerinde satın alınan konut üzerine ipotek koydukları görülebilmektedir. Bunun dışında ticari sözleşmelerde veya diğer borç ve alacak durumlarında gayrimenkul üzerine ipotek konması mümkündür.

Bir gayrimenkulün iptekli olup olmadığı tapudan öğrenilebilmektedir. Tapu kaydında, ilgili sayfanın ipotekler hanesinde gayrimenkul üzerinde ipotek varsa şerhedilmektedir.

İpoteğin Kaldırılması Yani İpoteğin Fekki

Krediyle alınan evin borcunun tamamen ödenmesi halinde artık tapudaki ipoteğin kaldırılması için gerekli başvurunun yapılması gerekmektedir. Bunun için kredinin kullanıldığı bankaya başvurulup ipotek fek yazısı almak gerekmektedir. Bankanın vereceği ipotek fek yazısı ile gayrimenkulün bulunduğu yer tapu müdürlüğüne başvurarak ipoteğin kaldırılmasını sağlamak mümkün.

İpoteğin bir banka tarafından değil de başkaca bir gerçek ve tüzel kişinin alacağından kaynaklı olarak konulması halinde de ipoteğin kaldırılması için borun ödenmesi ve alacaklısnın ipoteğin terkinini tapudan talep etmesi gerekmektedir. Alacağın tamamı ödenmemiş olsa da eğer alacaklının muvafakati varsa ipoteğin fekkini sağlamak mümkündür.

İpoteğin Fekki Davası

Eğer borcun ödenmesine rağmen alacaklı ipoteğin fekki için gerçi işleleri gerçekleştirmiyorsa veya borcu ödeyecek bir muhatap bulunamıyorsa, ipoteğin kaldırılması davası ile gayrimenkul üzerindeki ipoteğin fekki mümkündür. Bu davanın gayrimenlulün tapudaki maliki tarafından açılması zorunludur. Davalı ise ipotek alacaklısı olan gerçek veya tüzel kişidir.

İpoteğin fekki davası gayrimenkulün bulunduğu yerdeki sulh hukuk mahkemesinde açılır. Eğer borç tamamen ödendiyse ödemeye ilişkin belgeler mahkemeye sunur, eğer borç henüz ödenmemişse borcun tamamı mahkeme veznesine depo edilir.

Mahkeme yapacağı araştırma ile borcun ödenip ödenmediğini tespit eder ve şartların oluştuğuna kanaat getirirse tapudaki ipotek şerhinin terkini yönünde hüküm kurar. Hükmün kesinleşmesi ile birlikte gayrimenkul maliki kesinleşme şerhli gerekçeli hüküm ile birlikte tapuda ipotek şerhinin terkinini sağlayabilir.

İpoteğin Paraya Çevrilmesi

İpotek borçlusunun borcu ödemekte temerrüde düşmesi yani genel anlatımla borcu ödememesi halinde alacaklı ipoteğin paraya çevrilmesi yoluna başvurabilir. Bunun için özel olarak kanunda düzenlenmiş bulunan ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamsız icra takibi başlatılabilir.

Eğer ipotek borçlusu ile ipotekli gayrimenkulün maliki farklı kişilerse örneğin borçlu gayrimenkulü ipotekli şekilde bir üçüncü şahısa satmış ise başlatılacak icra takibinde hem borçlu hem de gayrimenkulün yeni maliki borçlu olarak gösterilir. Ödeme emri her ikisine birden gönderilir. Takip neticesinde ipotekli gayrimenkulün satılarak borcun tahsili mümkündür.

BAKINIZ: İcra takibi Nasıl Başlatılır ?
https://www.tabakhukuk.com/icra-takibi-nasil-yapilir/

avukat

Kredi Borçlusunun Kefilliği Geçerli mi ?

Kredi alacak kişinin kredi puanının düşük olması, kredi geçmişinin sıkıntılı olması veya alınacak kredinin kefilli kredi türlerinden olması halinde kredi kullandırılılabilmesi için bir kefil göstermesi istenir. Peki kefil gösterilecek kişinin de kredi geçmişi bakımından sıkıntılı olması, kredi notunun zayıf olması veya kendisininin de kredi borçlusu olması kefil olmasına engel teşkil eder mi, kredi borçlusunun kefilliği geçerli mi sorularının cevabını açıklayalım.

Hukuki Açıdan Kredi Borçlusunun Kefilliği

Kefilli kredide krediyi kullanacak kişi ile birlikte kefil olan kişi de kredi sözleşmesini kefil sıfatı ile imzalar. Aslında bu imza kredi veren banka ile kefil arasında bir kefalet sözleşmesi kurulması anlamına gelmektedir. Banka asıl borçludan kredi alacağını tahsil edememesi halinde kefilden talepte bulunabilecek, kefilin de mütemerrid olması yani borcu ödeyemecek durumda olduğunun anlaşılması halinde kefil hakkında da yasal takip başlatılabilecektir.

Kefalet Sözleşmesi şartları ve yasal unsurları bakımından https://www.tabakhukuk.com/kefalet-sozlesmesi/ yazımızı inceleyebilirsiniz.

Bu noktada hukuki olarak kefilin kredi notunun düşük olmasının, kredi geçmişinde sıkıntı bulunmasının, maaşının düşük olmasının, kredi borcunun bulunmasının, malvarlığının bulunmamasının hiçbir sakıncası yoktur. Ancak dikkatinizi çekmek isteriz ki bu hukuki anlamda bir sakınca bulunmadığını ifade etmekle birlikte bu noktada bankaların risk değerlendirmeleri ve takdir yetkileri devreye girmektedir.

Finansal Açıdan Kredi Borçlusunun Kefilliği

Hiçbir banka tahsil edemeyeceği kişiye ve tahsil edemeyeceği miktarda kredi vermek istemez. Dolayısıyla bankalar kredi verirken krediyi kullanacak kişi bakımından bir risk değerlendirmesi yaparak kredi verip vermeyeceklerine veya ne miktar kredi vereceklerine karar vermektedirler. Bu risk değerlendirmesinde kişinin kredinin geri ödenmesi bakımından risk taşıdığı kanaatine varılırsa kendisinden kefil göstermesi talep edilebilmektedir.

Doğaldır ki banka kefil olarak gösterilecek kişinin de kredinin geri ödenmesi noktasında risk değerlendirmesini yapmak zorundadır. Asıl borçlunun borcunu ödememesi ihtimalinde başvurulacak kefilin kredi borcunu ödeyecek güçte olması, kredi geçmişinin sağlıklı olması, kredi notunun yüksek olması, gelirinin yeterli düzeyde olması banka tarafından gözetilir.

Banka tarafından yapılacak değerlendirmede kefilin kredi borcunun olması tek başına bir kredi başvurusunun reddi gerekçesi değildir. Kredi borcu bulunan kefilin kredisini düzenli ödüyor olması, kredi puanının yüksek olması veya mevcut gelir durumunun ve malvarlığının tatmin edici düzeyde olması halinde kefilliğinin kabul edilmesi mümkün olabilir. Ancak kefilin kredi borçlusu olması yanında kredi notunun düşük olması, kara listede olması, maaşının düşük olması gibi çeşitli faktörlerin değerlendirilmesi neticesinde banka tarafından risk grubunda değerlendirilmesi halinde kefilliği reddedilebilecek ve kredi başvurusu da geri çevrilebilecektir.

Bu durumda kredi borçlusunun kefilliği geçerli mi sorusuna verilecek cevap da şu şekilde olmalıdır: kredi borçlusunun kefilliği bakımından hukuken bir engel bulunmamakla birlikte bankanın risk değerlendirmesi neticesinde bu şekilde bir red kararı verebilmesi mümkündür. Yazıda bahsetilen kredi notunuzu https://www.findeks.com/urunler/findeks-kredi-notu bağlantısı aracılığı ile öğrenebilirsiniz.

Kimler Krediye Kefil Olabilir ?

Fiil ehliyeti bulunan yani hukuk düzenimize göre kendi fiili ile hak iktisap edip borç altına girebilme ehliyetine sahip olan herkes kefil olabilir. Ancak az yukarıda linkini verdiğimiz kefalet sözleşmesi hakkındaki yazımızda da belirttiğimiz gibi kanun kefil olmayı bazı özel şartlara tabi kılmış bulunmaktadır. Kişi kendisi fiil ehliyetine sahip olsa dahi kanun kefalet bakımından bazı şekil şartları mevcut değilse kefilliği geçersiz kabul etmektedir. Örneğin kefalet sınırının belirtilmesi, kefilin kendi el yazısı ile kefalet iradesini açıklayarak tarihi de yazmak suretiyle imzalaması bu şartlardan bazılarıdır.

Bir de yeni kanuni düzenlemeler ile hukuk sistemimizde yerini alan kefalet bakımından eşin rızasının alınması gerekliliği söz konusudur. Kişi isterse kredi notu yüksek olsun, geliri yeterli seviyede olsun veya çok varlıklı bir kimse olsun yahut tam tersi kredi borçlusu olsun, kredi notu düşük olsun, kara listede olsun ayrım gözetmeksizin kanun bir kimsenin kefil olurken eşinin yazılı rızasının alınmasını da şart koşmaktadır. Tabi bunun istisnası kişinin kendi mesleki ve ticari faaliyetleri ile ilgili bir konu ile ilgili kefalet sözleşmesi imzalaması halidir. Kanun koyucu bu durumda eşin rızasını aramaz, ancak bunun dışında bir holding patronu dahi olsa, yakının bir borcu nedeniyle kefalet sözleşmesi imzalamak için eşinini yazılı onayını almak mecburiyetindedir.

taahhüdü ihlal cezası

Taahhüdü İhlal Cezası ve Önemli Noktalar

Sitemize gelen sorular arasında borç nedeniyle hapis cezası verilip verilmediğine ilişkin sorular önemli bir yer tutuyor. Yazının başında buna net bir şekilde cevap vermek gerekirse: mevcut kanunlarımıza göre borcun ödenmemesi nedeniyle hapis cezası uygulanmamaktadır ancak borcun belirli bir tarihte veya belirli vadeler dahilinde  ödeneceğine dair yazılı taahhüt verilmesi ve bu taahhüdün ihlal edilmesi halinde hapis cezası uygulanması mümkün hale gelmektedir. Taahhüdü ihlal cezası kanunda 3 aya kadar tazyik hapsi olarak düzenlenmiştir. Yazımızda bu konunun ayrıntılarını ele almaktayız.

taahhüdü ihlal cezası

Taahhüdü İhlal Cezası Kalktı mı ?

Hayır, taahhüdü ihlal cezası İcra ve İflas Kanunu’nun 340. maddesinde hali hazırda mevcudiyetini korumaktadır. İlgili kanunda yer alan düzenlemeye göre borcunu belirli bir tarihte tek seferde veya taksitler halinde ödeyeceğine dair yazılı şekilde taahhütname veren borçlunun, makul bir sebep olmaksızın taahhüdünü ihlal etmesi halinde üç aya kadar tazyik hapsi uygulanmaktadır.

Herhangi bir ödeme taahhüdünde bulunmayan borçlunun, sırf bu borcunu ödememesi sebebiyle hapsine karar verilemez. Hapis cezasının uygulanabilmesi borçlu aleyhine başlatılan icra takibinden sonra borçlunun borcunu ödeyeceğine dair yazılı taahhüt imzalamış olması şarttır.

Taahhüdün Şartları Nelerdir ?

Taahhüt icra borcu taksitlendirme şeklinde verilebileceği gibi borcun belirli bir tarihte tek seferde ödeneceği şeklinde de verilebilir. Taksitlendirme şeklindeki taahhüt İcra ve İflas Kanunu 111. maddesinde sayılan şartlar dahilinde tek taraflı olarak borçlunun icra dairesine başvurusu ile alacaklının yokluğunda yapılabileceği gibi 111. maddedeki şartlar bulunmaksızın alacaklı ve borçlunun muvafakati ile istedikleri koşullarda da gerçekleştirilebilir.

Yalnız taahhüdün ihlalinde ceza uygulanabilmesi için taahhüdün mutlaka yazılı olarak verilmiş olması, ödenecek borç miktarının asıl alacak, takip tarihinden taahhüt tarihine, taahhüt tarihinden ödeme tarihine kadarişleyecek faiz miktarları, vekalet ücreti, icra harç ve masrafları şeklinde kalem kalem ve açık bir şekilde belirlenmiş olması, ödeme tarihinin ve taksitlendirme varsa taksit tarihlerinin yazılmış olması şarttır. Tarafların anlaşması ile gerçekleştirilecek taahhüt takibin her aşamasında verilebilir, örneğin haciz esnasında icra takip memurunun huzurunda haciz tutanağına geçirilen taahhüt geçerli kabul edilmektedir.

Taahhüdü İhlal Suçunun Şartları Şunlardır

  • Taahhüt yukarıdaki şekli şartları taşımalıdır.
  • Ödeme taahhüdü para borçları için verilmiş olmalıdır.
  • Belirlenen tarihte borç ödenmemiş olmalıdır.
  • Borçlunun makul yani kendi kusurundan kaynaklanmayan bir mazereti bulunmamalıdır.
  • Alacaklı icra ceza mahkemesine şikayette bulunmalıdır.
  • Şikayet için 3 ay ve 1 yıllık hak düşürücü süreler dolmamış olmalıdır.

Yargılama Usulü Hakkında Bilgiler

Yukarıda anılan şekilde alınan bir taahhüt var ve borçlu bu taahhüdünü ihlal etmiş yani vadesi gelmesine rağmen borcu ödememiş ise alacaklı icra ceza mahkemesine yapacağı bir şikayet başvurusu ile borçlunun cezalandırılmasını talep edebilir. Şikayet hakkı taahhüt ihlalinin öğrenildiği tarihten itibaren 3 ay ve her halükarda ihlal suçu üzerinden 1 yıl geçmekle düşmektedir. Taahhüdü ihlal zamanaşımı süresi ise 2 yıldır. Yani cezanın kesinleşmesini takiben 2 yılın geçmesi ile artık ceza uygulanamaz hale gelir.

Mahkeme taahhüdü ihlal şikayetinin incelemesini yaparak, müştekinin usulüne uygun verdiği taahhüdünü ihlal ettiğini tespit ederse 3 aya kadar tazyik hapsine hükmeder. Taahhüdü ihlal davası nasıl düşer ? Verilen hapsin türü tazyik hapsi olduğundan borcun tamamının veya o tarihe kadar ödenmesi gereken miktarın ödenmesi ile ceza düşer. Ayrıca şikayete bağlı bir suç olduğundan alacaklının şikayetinden vazgeçmesi halinde de taahhüdü ihlal cezası düşmektedir.

Birden fazla taahhüdü ihlal suçu işlenmesi cezanın süresi bakımından özellik arz etmetedir. Aynı borç bakımından uygulanan birden fazla taahhüdü ihlal cezası toplamı 3 ayı geçemez. Örneğin borcun ilk taksidini ödemeyen ve taahhüdü ihlal cezası ile cezalandırılan borçlunun hapiste kaldığı 1. ayın sonunda suça konu taksidi ödedikten sonra tahliye edilmesi halinde takip eden taksitlere ilişkin taahhüdünü ihlali halinde en fazla 2 aya kadar taahhüdü ihlal cezasına hükmedilebilecektir.

Taahhüdü ihlal cezasına karşı itiraz süresi kararın borçlunun yüzüne karşı açıklanması halinde tefhimden, yokluğunda karar verilmesi halinde ise tebliğden itibaren 7 gündür. İtiraz dilekçesi kararı veren icra ceza mahkemesine verilir ve inceleme bir sonraki numaralı icra ceza mahkemesi tarafından gerçekleştirilir.

Borç miktarının en yüksek brüt asgari ücretin altında olması halinde taahhüdü ihlal cezası verilemez. 2018 yılı için bu miktar 2.029,00 TL’dir.