terekenin tespiti

Terekenin Tespiti Davası

Terekenin tespiti davası miras bırakanın aktif ve pasif malvarlığının yani menkul ve gayrimenkul kıymetler ile borçlarının diğer bir ifadeyle terekenin tespiti için açılan bir tespit davası türüdür. Bu dava ile murisin yani miras bırakanın malvarlığının kül halinde yani tamamının tespitinin sağlanması ve buna göre mirasçının nasıl bir pozisyon alacağının belirlenmesi amaçlanır.

Miras bırakanın mevcut malvarlığı yanında ölümü öncesinde elinden çıkartmış olduğu, sattığı ya da bağışladığı malvarlığı değerlerinin de bu dava ile tespiti istenir. Kimi zaman miras bırakanın sağlığında gerçekleştirdiği bağışlamalar ya da muvazaalı satışlar mirasçının yasal miras haklarını ihlal etmekte ve bu işlemler için de dava yoluna gidilmesi gerekebilmektedir.

terekenin tespiti

Terekenin tespiti davası diğer miras davaları ile birlikte talep edilebileceği gibi bağımsız olacak sadece tespit amacıyla da açılabilir. Kimi zaman mirasçıların terekenin tamamı hakkında bilgi sahibi olması mümkün olamamaktadırlar. Miras murisin vefati ile resen mirasçılara elbirliği mülkiyeti ile geçer ve örneğin mirasın reddi yoluna gidecek olan bir mirasçının, yasal süreleri kaçırmadan mirasın tamamı hakkında bilgi sahibi olması en doğal hakkıdır.

Miras davaları hakkındaki yazımız:
https://www.tabakhukuk.com/miras-davasi/

Davayı Kimler Açabilir ?

Bu davayı açabilmek için davaya açan kişinin hukuki yararının bulunması gerekir. Şüphe yok ki yasal veya atanmış mirasçılar bakımından bu hukuki yararın var olduğunu kabul etmek gerekir. Terekenin tamamını tüm aktif ve pasifleriyle birlikte bilmek ve buna göre diğer mirasçılar ile nasıl hareket edeceklerini ya da ne tür davalar açabileceğini belirlemek için bu tespit davasının açılması gerekecektir.

Mirasçı olmayan terekenin tespiti davası açabilir mi ? Yasal veya atanmış mirasçı olmayan kişinin bu davayı açması halinde mahkeme hukuki yarar yokluğundan dolayı usulden ret kararı verecektir. Örneğin vasiyet alacaklısının da bu davayı açmakta hukuki yararı yoktur, çünkü vasiyet alacaklısının kendisine vasiyet edilen alacağı somut olarak bilmekte olduğundan ancak bu vasiyetin kendisine intikalini sağlayacak davaları açması mümkün olacaktır.

Terekenin Tespiti Nasıl Yapılır ?

Mahkeme öncelikle tarafların beyanlarını esas alarak murisin terekesine dahil olan aktif ve pasifleri tespit ederek ardından kendisi de ilgili kurumlara müzekkere yazarak ve miras hukuku alanında uzman bilirkişi heyetinden rapor alarak murisin tenkis davası gibi miras davalarında esas saklı payları ve tasarruf oranlarını tespite yarayacak şekilde murisin terekesini tespit eder.

Murisin terekesi içerisindeki malvarlığının örneğin gayrimenkulün değeri dava tarihi değil murisin vefat tarihine göre belirlenir çünkü mirasın intikal tarihi murisin vefatı tarihidir. Esasen vefat ile birlikte başka bir işleme gerek kalmadan mirasçılar resen malvarlığı üzerinde elbirliği ile malik olurlar ancak bu malvarlığının intikali için gerekli intikal prosedürleri veya açılacak davalar miras hukukunun konusunu teşkil etmektedir.

Dava Nerede ve Nasıl Açılır ?

Terekenin tespitinde görevli mahkeme sulh hukuk mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise murisin son ikametinin bulunduğu yer mahkemesidir. Yani tespit talepli bu davanın murisin son ikametgahının bulunduğu yerdeki sulh huluk mahkemesinde açılması gerekir aksi halde mahkeme incelemeyi yapmayıp yetkisizlik nedeniyle usulden ret karar verecektir.

Tereke Tespit davasının açılması için herhangi bir zamanaşımı süresi yoktur. Bu davayı açmakta hukuki yararı bulunanlar hukuki yararları devam ettiği müddetçi terekenin tespitini talep edebilirler. Bu bakımındna bir zamanşımı ya da hak düşürücü süre bulunmamaktadır.

SGK rücu davası

SGK Rücu Davası Hakkında Bilmeniz Gerekenler

İş hayatının; işveren, işçi ve diğer ilgililer açısından beraberinde getirdiği pek çok farklı hukuki sonuç bulunmaktadır. Kanun koyucu da bu sonuçlar için birbirinden farklı uygulamalar öngörmüş ve gerek İş Kanunu’nda gerek sair mevzuatlarda bu uyuşmazlıklara yer vermiştir. Bu durumlardan biri de her ne kadar karşılaşılmak istenmese de İş Kazalarıdır. İş kazaları halinde açılan dava türleri arasında SGK tarafından açılan SGK rücu davası da bulunmaktadır.

SGK rücu davası

İşçi ya da eğer kendilerini etkileyen bir durum oluşmuş ise işçinin yakınları; işyeri bünyesinden kaynaklanan ya da bağımsız bir üçüncü kişinin gerçekleştirdiği bir eylem sonucunda ortaya çıkan zararının karşılanması için dava yoluna gidebilir. Bu davada husumet öncelikle işverene yöneltilir. Ancak bir maluliyet durumu ortaya çıkarsa ya da ölüm gerçekleşirse Sosyal Güvenlik Kurumu da uyuşmazlığa dâhil olabiliyor. SGK yapacak olduğu ödemeleri SGK Rücu Davası ile işverenden ya da bu istenmeyen sonucun gerçekleşmesinde kusuru olan üçüncü bir kişiden alabiliyor.

İş Kazası Tazminat Davası Hakkındaki Yazımızı Okuyabilirsiniz:
https://www.tabakhukuk.com/is-kazasi-tazminat/

SGK Rücu Davasında Bilirkişi Raporu

SGK Rücu Davasında işverenin ve eğer varsa üçüncü bir kişinin sorumlu olduğu tutar tarafların kusuru oranında belirlenmektedir. Kusur oranı ise Bilirkişi Raporları ile tespit edilir. Davaya bakan hâkimin görevlendireceği Bilirkişi; olayın ortaya çıkış nedenini ve sair tüm etmenleri dikkate alarak tarafların kusur oranını ölçtüğü bir rapor hazırlar. Taraflar kendilerine tebliğ edilen bu Rapora yasal süresi içerisinde itiraz edebilirler. Yapılan itiraz SGK Rücu davası için bekletici mesele kabul edilir ve değerlendirmeye alınır. Değerlendirme sonucunda hâkim yeni bir Rapor alınmasına karar verebilir. Böyle bir durumda dosya aynı bilirkişiye tekrar ya da farklı bir bilirkişiye gönderilir. Bilirkişi Raporu kesinleştiğinde kusur oranları taraflar için uygulama alanı bulur.

Bir örnek ile açıklamak gerekirse toplam 100.000 liralık bir zararın varlığı söz konusu olursa; %30 kusuru ile sorumlu olan işveren; bunun karşılığında Sosyal Güvenlik Kurumuna 30.000 liralık bir ödeme yapacaktır. Bu tür ödemelerin tamamının tek seferde yapılmasına gerek yoktur. Tabi bu tazminat hesabı aktüerya bilirkişileri olarak da ifade edilen hesap bilirkişileri tarafından yapılan teknik bir hesaplama yöntemi ile gerçekleştirilmektedir.

Kusur oranına göre yüklenen sorumluk neticesinde ortaya çıkan SGK Rücu alacaklarının yapılandırılarak taksitlendirilmesi de mümkündür. 7143 Sayılı Kanun ile yapılan düzenlemenin ardından bu taksitlendirme işlemlerinde; eğer şartları mevcutsa faiz oranları da sıfırlanıyor. Yani rücu alacağını Anapara tutarı üzerinden uzun yıllara bölmek mümkün olabiliyor.

Aleyhine SGK Rücu alacağına hükmedilen işveren ya da eğer varsa üçüncü kişi; kuruma ya da alacak için İcra Takibi başlatılmış ise; söz konusu kurumun yetkili avukatına giderek borcun taksitlendirilmesini talep edebilir. Bedelin bölünebileceği toplam ay sayısı SGK Rücu alacağının tutarına ve borçlunun talebine göre değişkenlik gösterecektir. Yapılandırma sözleşmesi talebinde bulunurken hukuki bir yardım alınması borçlu kişinin faydasına olacaktır. Zira yapılandırma isteyen kişinin sahip olduğu haklardan bazılarına sözleşmede yer verilmeyebilir. Kaldı ki yapılandırma için belirli dönemler mevcut olup; bu dönemlerin dışında ilgili kurum tarafından yapılandırma işlemi yapılmamaktadır.

SGK resmi internet sitesi:
http://www.sgk.gov.tr/wps/portal/sgk/tr/ana-sayfa/hosgeldiniz

SGK Rücu Davası Zamanaşımı Süresi

SGK Rücu davalarında zamanaşımı süresi işveren ve üçüncü kişi için ayrı ayrı düzenlenmiştir. Eğer rücu edilecek kişi üçüncü bir kişi ise uygulanacak zamanaşımı kanunda “Haksız Fiiller” için düzenlenen zamanaşımı süresi olan 2 yıldır. Ancak eğer kurumun rücu edeceği kişi; işveren konumunda ise bu kez özel olarak düzenlenen zamanaşımı süresi uygulanacaktır. Bu süre de kanunumuzda 10 yıl olarak düzenlenmiştir. Bu süreleri aşan zaman diliminde borç sona ermese de artık kurumun uyuşmazlık konusu alacağı talep hakkı zamanaşımı definde bulunulması ile birlikte düşmektedir. Zamanaşımına uğrayan bir borcu eğer; borçlusu kendi isteği ile ödemez ise alacaklının alacağını talep edebilme hakkı yoktur.

nafaka yükümlülüğünün ihlali

Nafaka Yükümlülüğünün İhlali ve Hapis Cezası

Dünyada kabul gören değerlerin değişmesi ile birlikte artık insanların birbirlerine olan ihtiyacı azalmaya başladı. Bu durumun dolaylı etkisi neticesinde de evli çiftlerin boşanma oranlarında her yıl büyük bir artışın görülmesine neden oldu. Ancak boşanmak hali tamamen bir ayrılık anlamına gelmeyip beraberinde pek çok farklı sorumluluğu getiriyor. Bu sorumluluklardan insanın aklına ilk geleni ise nafaka yükümlülüğü. Nafaka yükümlülüğünün ihlali ise hukukumuzda tazyik hapsini gerektirir bir suç olarak düzenlenmiş bulunmaktadır.

nafaka yükümlülüğünün ihlali

Sanılanın aksine nafaka boşanan eşlerden birinin ölümüne kadar sürmek zorunda değildir. Çeşitli şartların mevcudiyeti ile nafaka yükümlülüğünün kaldırılması mümkündür. Nafaka veren ya da nafaka alanın sosyal ve ekonomik durumunda meydana gelen değişiklikler ile nafaka yükümlülüğü kendiliğinden ortadan kalkabilir. Ayrıca Aile Mahkemesine yapılacak bir başvuru neticesinde hâkim artık nafaka verilip; alınmasına yer olmadığı kanaatine ulaşılırsa yardım nafakası sona erebilir. Çocuklar için ödenen iştirak nafakasının sona ermesi ise daha farklı koşullara bağlanmıştır. Nafaka ödenen çocuğun belirli bir yaşa ulaşması; eğitim hayatının sona ermesi, kız çocuklar için evlenmesi gibi hallerde babanın iştirak nafakası ödeme yükümlülüğü sona erecektir.

Nafaka Ödememe Cezası

Hukukumuzda nafaka; yardıma muhtaç kimsenin hayatını idame ettirebilmesi için ihtiyacı olan asgari tutarı alabilmesidir. Hal böyle iken nafakanın ödenmesinin bir keyfiyete bırakılması mümkün değildir. Kanun koyucu da bu durumu böyle yorumlamış ve kanunu hazırlarken bir nafaka ödememe cezası öngörmüştür. Bu düzenleme uyarınca; nafaka veren ödeme yükümlülüğünü yerine getirmez ve nafaka alanı mağdur edecek olursa; nafaka alanın yapacak olduğu şikâyet neticesinde 3 aya kadar tazyik hapsi ile karşılaşır.

Nafaka ödememe cezasında şikâyet zamanaşımı süresi 3 aydır. Ödenmeyen nafaka borçları hakkında 3 ay içerisinde bir şikâyette bulunulmaz ise şikâyet hakkı düşecektir. Bu da aslında son 3 aya ait gecikmiş nafakanın ödenmesi ile hapis cezasından kurtulma imkanını doğurmaktadır.

Yardım Nafakası Hakkında Bilgi Almak İçin:
https://www.tabakhukuk.com/yardim-nafakasi/

Bu hapis cezasının amacı tam bir cezalandırma olmayıp; nafaka vereni birikmiş nafaka borcu hakkında ödeme yapmaya teşvik etmektir. Bu nedenle nafakada alınan hapis cezasının HAGB ya da para cezasına çevrilme gibi bir durum söz konusu değildir. Ancak nafaka yükümlüsü eğer nafaka borcunu öder ise hakkında başlatılan şikâyet iptal olacak ya da hüküm kesinleşip infaz aşamasına gelinmiş ise de hapis cezasını tamamlamasına gerek olmaksızın özgürlüğüne kavuşacaktır.

Belirtilmesi gereken bir diğer husus da birikmiş nafaka alacakları için şikâyette bulunulamaz. Yukarıda değindiğimiz gibi geriye dönük 3 ay için bu şikayet mümkündür. Zira bu cezanın amacı aylık ödemelerin devamlılığını sağlamaktır. Hal böyle olunca; toplu ve yüklü miktarda nafaka alacaklarının nafaka verenden tahsil edilememesi halinde geçmiş borçlarla ilgili şikayet dikkate alınmayacaktır. Böyle durumlarda birikmiş nafaka borcu taksitlendirilmelidir. Bu çözüm yolu hem nafaka veren hem de nafaka alan için mantıklı olacaktır.

Nafaka Hapis Cezası Nasıl Kalkar?

Nafaka yükümlülüğünün ihlali sebebiyle nafaka ödememe hapis cezası İcra Ceza Mahkemeleri’nde görülen bir dava türüdür. Duruşmalı bir yargılama yapılır ve hâkim önündeki delillere ve taraf beyanlarına göre bir karar verir. Şunu söyleyebilirim ki İcra Ceza Mahkemesi hakiminin hüküm verirken göz önüne alması gereken ilk unsur şikâyete konu ödemelerin yapılıp yapılmadığıdır. Bu nedenle hakkınızda böyle bir ceza yargılaması devam ediyorsa doğrudan şikâyetin konusu olan taksiti öderseniz nafaka alacaklısının şikayeti düşüyor ve herhangi bir hapis cezası ile karşılaşmıyorsunuz.

Yoksulluk Nafakası İçin Bilgi Almak İçin:
https://www.tabakhukuk.com/yoksulluk-nafakasi/

Olur da ödemeyi yapamazsanız ya da ödeme yaptığınız bir aylık nafaka ödemesi şikâyet konusu olursa hâkimi bu konuda duruşmada savunma yapmanız gerekiyor. Eğer savunmanız kabul görmez ve hâkim nafaka veren aleyhine 3 aylık tazyik hapis cezasına hükmederse; sanık 7 gün içerisinde bir sonraki numaralı İcra Ceza Mahkemesine verecek olduğu itiraz dilekçesi ile nafaka hapis cezasını kaldırabilir.

Eğer müşteki yani nafaka alacaklısı şikayetçi duruşmaya gelmezse hakim şikayeti düşürür ve dosyayı kapatır. Ancak bu durum nafaka borçlusu için geçerli değildir. Nafaka borçlusu usulüne uygun davete rağmen duruşmaya gelmese dahi yokluğunda hapis cezası verilmesi mümkündür. Ödemenin yanında alacaklı ile anlaşarak nafakanın ödenmesi doğrultusunda bir ödeme planı için mutabakata varılırsa, bu aynı zamanda şikayetten vazgeçme anlamına geleceğinde dosya kapanacak ve dava düşecektir.

tehdit suçu

Tehdit Suçu ve Cezası Nedir ?

Günümüzde ikili insan ilişkilerinde taraflardan birinin yaşadığı anlık heyecan, gerilim ve agresiflik gibi bazı duygular neticesinde istenilmeyen kelimeler kullanılabiliyor. Eğer fail; karşı taraf ile yakın bir ilişki içerisinde olursa bu kelimeler herhangi bir probleme yol açmıyor. Ancak karşı tarafın yaklaşımı her zaman aynı olmayabilir. Özellikle kullanılan kelimeler karşı tarafın; huzurunu, sükutunu ya da karar verme yetisini etkiliyorsa durum artık tehdit suçu oluşmaktadır.

Böyle bir durumda da eğer karşı taraf şikayet yolu ile Savcılığa başvuracak olursa 6 aydan 5 yıla kadar bir hapis cezası ile karşı karşıya kalabilir. Eğer kanunda basit olarak belirtilen şekli ile gerçekleşecek olursa Tehdit suçunun cezası Adli Para Cezasına çevrilebilir. Basit tehdit suçunun en çok görülen hali ise sözlü tehdit suçu ve mesajla tehdit suçudur.

tehdit suçu

Sözlü Tehdit Suçu ve Cezası

Tehdit suçu silah yolu ile, cebir kullanılarak ya da sözlü olarak işlenebilir. Bu hallerin içerisinde şüphesiz ki en “basit” olarak nitelendirilebilecek hal sözlü tehdit suçudur. Türk Ceza Kanunu’nun 106. Maddesinde belirtilen şekli ile Sözlü Tehdit suçunun cezası 6 ay ile 2 yıl arasında değişkenlik gösterebilir. Burada önemle belirtilmesi gereken nokta ise tehdidin kişinin kendisine yönelebileceği gibi bir yakınına da yönelebileceğidir.

Yani “seni öldürürüm” kelimesi tehdit suçunu oluştururken “senin kardeşini öldürürüm” kelimesi de tehdit suçu kapsamına alınıyor. Eğer Sözlü Tehdit suçu ile ilgili bir soruşturma ya da kovuşturma başlatılmış ise savunma; kullanılan kelimelerin bir anlık öfkenin, duygu birikiminin sonucu olduğu ve kimseye zarar verme maksadının olmadığı biçiminde olması sanık lehine bir değerlendirme yol açabilir.

Mesajla Tehdit Suçu ve Cezası

Cep telefonu kullanımının yaygınlık göstermesi ile birlikte hem suç türleri hem de suç işlemede kullanılan araçlarda çeşitlilik arttı. Bu durumun sonuçlarından biri de mesaj yolu ile işlenen tehdit suçu. Yukarıda belirtilen sözlü tehdit gibi Mesajla Tehdidin cezası da 6 ay ile 2 yıl arasında değişkenlik gösteriyor.

Suçun alt sınırı sabit olup; aşan kısım hakkında değerlendirme yapılırken; failin duruşmadaki davranışları, yaşı, suç geçmişi gibi etkenler dikkate alınıyor. Eğer böyle bir durumla karşı karşıya kalmak istemiyorsanız; çok yakınınız dahi olsa birine mesaj ya da mail yolu ile sert ve “tehdit” olarak değerlendirilebilecek sözler yazmamanızı tavsiye ederiz. Zira bu tür durumlarda şikayetçi tarafın elinde yazılı bir delil bulunduğu için fail için savunma yapabilme alanı daralmaktadır.

Tehdit Suçunun Cezasını Arttıran Nitelikli Halleri

  • Tehdit suçu işlenirken “Silah kullanılırsa” ceza aralığı 2 – 5 yıldır.
  • Tehdit suçu işlenirken “İmzasız Mektup kullanılırsa” ceza aralığı 2 – 5 yıldır.
  • Tehdit suçu “Birden Fazla Kişi Tarafından Birlikte” işlenirse ceza aralığı 2 – 5 yıldır.
  • Tehdit suçu “Bir Suç Örgütünün Adı Kullanılarak” işlenirse ceza aralığı 2 – 5 yıldır.

Türk Ceza Kanunu’nun 106/2 fıkrası ve devam hükümlerinde belirtildiği üzere ilgili suçun ağırlaştırıcı halleri bunlardır. Yani suç basit tehdit olmaktan çıkar ve faile verilecek olan cezanın hem alt sınırı hem de üst sınırı değişir.

Tehdit suçu ve cezası hakkında belirtilmesi gereken bir diğer önemli husus da 2017 tarihli düzenleme ile artık bu suçun Uzlaştırma Kurumu kapsamına alınmış olduğudur. Şöyle ki fail hakkında Tehdit suçu ile alakalı bir soruşturma başlamış ise; soruşturmayı yapan Cumhuriyet Savcısı aracılığı ile şikayetçi taraf ile fail arasında görüşme gerçekleşir. Bu görüşmelerin amacı olayı yargıya intikal ettirmeden anlaşma yolu ile bir sonuca bağlamaktır. Bu şekilde hem tarafların ortak bir noktada buluşması hem de yargının iş yükünün azalması amaçlanmıştır.

hapis cezasının ertelenmesi

Hapis Cezasının Ertelenmesi Nedir ?

Hukukumuzda ceza hukuku yargılamasının temel amacı sanıldığı gibi intikam duygusu ya da sanığın ağır bir cezaya çarptırılması değil; bunun tam aksine sanığın, failin ıslah edilmesidir. Bu nedenle ceza hukuku; kendine özgü farklı metotlar ile failin tekrar topluma kazandırılmasını amaçlar. Bu metotlardan biri de Hapis Cezasının Ertelenmesi uygulamasıdır.

hapis cezasının ertelenmesi

Böyle bir durumda yargılama normal hali ile sona erer. Hâkim, hükmünü açıklar. Ardından eğer şartları varsa Hapis Cezasının Ertelenmesine karar verebilir. Ancak böyle bir hal ile karşı karşıya kalan sanığın önemle dikkat etmesi gereken husus, ceza erteleme sonrası tekrar suç işlememesi gerektiğidir. Çünkü böyle bir durumda erteleme uygulaması ortadan kalkar ve hem halihazırda işlediğiniz suçun yargılaması neticesindeki hem de erteleme konusunu oluşturan cezanın infazı gerçekleşir.

BUNU DA OKU
Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Hakkındaki Yazımız:

https://www.tabakhukuk.com/hukmun-aciklanmasinin-geri-birakilmasi/

Hapis Cezasının Ertelenmesinde Aranan Şartlar

Ceza yargılamasının amacının failin ıslahı olduğundan bahsetmiştik. Bu noktada da failin hangi şartlar altında ve ne kadarlık bir zaman dilimin ıslah olup yeniden topluma kazandırılabileceğini yargılamayı yapan hâkim belirleyecektir. Ancak bu belirlemenin sınırları kanun koyucu tarafından belirlenmiş ve hâkimin sahip olduğu yetkiyi keyfi kullanıma sürüklemesinin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. İşte Hapis Cezasının Ertelenmesi halinde de kanun koyucu bazı şartların mevcudiyetini aramıştır.

  • Sanığın daha önce kasten işlenen bir suçun faili olmaması gerekir. (Kasıtlı suç için 3 üzeri hapis cezasına mahkum olmamak gereklidir.)
  • Erteleme kararı verilmesi halinde sanığın suç işlemekten uzak kalacağı yönünde bir kanaate ulaşılmış olması
  • Verilen cezanın 2 yıldan daha az süreli olması gerekir.
  • Suçtan zarar görenin (kamu ya da gerçek kişinin) zararının ödenmesi gerekir. Öyle ki zarar görenin zararı giderilene kadar failin cezaevinde kalmasına karar verilebilir. Eğer fail; söz konusu zararı karşılarsa hakimin kararı ile serbest bırakılır.

Kanunda verilen ceza için aranan 2 yıllık süre için iki istisnai durum mevcuttur. Eğer fail 18 yaşından küçükse ya da 65 yaşından büyükse bu 2 yıllık süre 3 yıla çıkmaktadır.

Ertelenen Cezanın Sabıka Kaydına Etkisi

Bir cezanın ertelenmesi için sanığın ya da Cumhuriyet Savcısının bu yönde bir talebinin olmasına gerek yoktur. Eğer yukarıda verilen koşullar bulunuyorsa yargılamayı yapan hakim kendiliğinden ertelemeye karar verecektir. Ancak cezanın ertelenmesine ilişkin bir talep varsa hakimin bu talep hakkında olumlu ya da olumsuz bir talep vermesi gerekmektedir. Eğer olumlu bir karar verilir de sanık hakkındaki hapis cezasının ertelenmesi söz konusu olursa; ceza yine de kişinin sabıka kaydında yer alır. Zira ertelenmiş olsa bile ortada bir hapis cezası bulunmaktadır.

Erteleme hakkında verilen hükmün kesinleşmesi ile birlikte kişi Denetime tabi tutulur. Sanık bu denetim sürecinde yükümlülüklerini yerine getirir ise Türk Ceza Kanunu’nun 51. Maddesinin 8. Fıkrası uyarınca cezasını çekmiş sayılır ve özgürlüğünü kısıtlayıcı hapis cezasını çekmesine gerek kalmaz.

Hapis cezasının ertelenmesi hakkında verilen hüküm Yüksek Mahkemeler olan Bölge Adliye Mahkemeleri ya da Yargıtay’a taşınır ve karar burada bozulsa bile geçerliliğini yitirmez. Sanık bu erteleme kararından yararlanmaya devam edecektir.

Hapis Cezasının Ertelenmesini Düşüren Haller

Erteleme sürecinde kasıtlı bir suç işlenmesi, hakimin uyarısına rağmen; Sanığın yükümlülüklerine uymaması hallerinde; kişi hakkında hapis cezasının ertelenmesine karar verilmiş olsa bile kalan cezanın cezaevinde çektirilmesine karar verilir.

Önemle belirtmek gerekiyor ki cezanın ertelenmesi ancak hapis cezaları için mümkündür. Fail hakkında verilen kısa süreli seçenek yaptırımların, tazyik hapislerinin, disiplin hapislerinin, güvenlik tedbirleri, idari para cezası ve adli para cezalarının ertelenmesi mümkün değildir.

Kambiyo Senetlerine Özgü İcra Takibi

Kambiyo Senetlerine Özgü İcra Takibi

Alacağını gününde tahsil edemeyen alacaklılar kamu gücü ile alacağını elde edebilmek için icra takibi başlatıyor. İcra takibi ise ilamlı ya da ilamsız olarak iki türlüdür. İlam; bir mahkeme kararı ya da mahkeme kararı niteliğinde belge olarak tanımlanabilir. İlamsız icra takibi türlerinden biri de Kambiyo Senetlerine Özgü İcra Takibidir. Alacaklının elinde tahsil edemediği Poliçe, bono ya da çek varsa bu takip yoluna başvurabilir.

Kambiyo Senetlerine Özgü İcra Takibi

Kambiyo Senetlerine Özgü İcra Takibinin normal bir icra takibine göre daha avantajlı olduğu kabul edilir. Şöyle ki; ilk olarak ilamsız icra takibinde itiraz süresi 7 gün ise kambiyo senetlerine özgü icra takibinde itiraz süresi ise 5 gündür. Yapılan itiraz da yine ilamsız icra takibinden farklı olarak icra takibini durdurmaz. Bu durum her ne kadar alacaklı lehine olsa da borçlu yani kambiyo senedi düzenleyen için de tehlikelidir. Zira bu tür kıymetli evrakların kaybı mümkündür. İlgili senet eğer hamiline olarak düzenlenmiş ise üçüncü bir kişi bu evrakı eline geçirdiğinde gerekli protestoyu çekerek düzenleyen aleyhine kolaylıkla bir icra takibi başlatabilir.

BAKINIZ:
İcra Takibine Nasıl İtiraz Edilir ?
Hacze Nasıl İtiraz Edilir ?

Kambiyo Takibi Nasıl Başlatılır?

Bu yola gidebilmek için elinizde bir kambiyo senedinin olması gerektiğinden bu yazının ilk bölümlerinde bahsetmiştik. Kambiyo senetlerine mahsus icra takibi açarken bu senedin mutlaka icra dairesine verilmesi gerekiyor. Teslim edilmesi gereken ise senedin nüshası değil senedin aslı olmalıdır. Aksi halde takip dosyasını inceleyen İcra Müdürü tarafından takip başlamadan iptal edilebilir.

Bunu Da Okuyun: İcra Takibi Nasıl Yapılır ?
https://www.tabakhukuk.com/icra-takibi-nasil-yapilir/

Bunun dışında kambiyo takibi açılırken dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta da yetki konusudur. Zira takip yetkisiz icra dairesinde başlatılacak olursa İcra Mahkemesi kararı ile takibin durması söz konusu olacaktır. İcra takiplerinde genel yetki kuralı da takibin borçlunun yerleşim yerinde açılmasıdır. Bu hususlar çerçevesinde başlatılan takipte İcra Dairesi tarafından gönderilen tebligatın borçluya ulaşmasının devamındaki 5. günün sonunda eğer borçlu takibe itiraz etmez ise takip kesinleşecektir.

Bu aşamadan sonra alacaklı talepte bulunarak borçlunun malvarlığı üzerine haciz koydurabilir ve hacizli malvarlığını İcra Dairesi kanalı ile satışa çıkararak paraya çevrilip alacağının tahsil edilmesini sağlayabilir.

Kambiyo Senetlerinde İcra Takibine İtiraz

Kambiyo Senetlerine Özgü İcra yolu ile icra takibi başlatılan borçlu bu takibe üç şekilde itiraz edebilir.

Bu itiraz yollarından biri “İmzaya İtiraz” yoludur. Borçlu takibe konu senedin altındaki imzanın kendisine ait olmadığını, senedin başkası tarafından sahte olarak düzenlendiğini ileri sürebilir. Bu itiraz, takibin başladığı yerdeki İcra Mahkemesi’ne yapılır. Yapılan itiraz yine İcra Hukuk Mahkemelerinde incelenir. Hakim değerlendirmede bulunurken önündeki tüm somut delilleri inceler. Eğer gerekli görürse dosyayı bilirkişi olarak Adli Tıp’a gönderebilir. Eğer itirazın neticesinde takip borçlusunun haksız yere, yalnız takibi duraksatmak için takibe itiraz etmiş ise aleyhinde takip miktarının %20’ si oranında bir tazminata hükmedilir.

Diğer bir itiraz yolu da “Borca İtirazdır.” Bu itiraz yolunda ise borçlu; vade gününde ödeme yaptığını, alacağın artık talep edilemeyeceğini zira zamanaşımına uğradığını, takas yolu ile borcun sona erdiğini ve sair gerekçeler ile artık takibe konu olabilecek bir borcun bulunmadığını beyan ederek takibi iptal etmeyi amaçlar. İtirazın nereye yapılacağını ve yargılamada nasıl bir yol izlenmesini gerektiğinden imzaya itiraz bölümünde bahsetmiştik.

Kambiyo senetlerinde icra takibine itirazın son yolu ise “Yetkiye İtiraz.” Borçlu, aleyhinde başlatılan takipte mevcut icra dairesinin değil de başka bir icra dairesinin yetkili olduğunu beyan ederek takibe itiraz edebilir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken nokta verilen itiraz beyanında yetkili olduğu düşünülen icra takibinin gösterilmesi zorunludur.

Not: E-devlet icra takibi sorgusu için tıklayın.

kira sözleşmesi

Kira Sözleşmesi Nasıl Sona Erer ?

Günümüzde gayrimenkul fiyatlarının beklenmedik bir seviyeye yükselmesi ile birlikte pek çok insan bir ev satın almaktan ziyade eğer mümkünse aynı evi kiralama yoluna gidiyor. Ancak kira sözleşmeleri de kanunumuzda uzun soluklu olarak düzenlenmiş ve hem kiracıya hem de ev sahibine ağır sorumluluklar yüklüyor. Peki, bir kira sözleşmesi nasıl sona erer?

kira sözleşmesi

Bu noktada dikkat edilmesi gereken husus yapılan sözleşme için bir süre öngörülüp öngörülmediğidir. Ülkemizde genelde bir yıllık yapılan kira sözleşmeleri hukukumuzda “Belirli Süreli Sözleşme” olarak adlandırılıyor. Ancak herhangi bir süre öngörülmeden de kira sözleşmesi yapılması mümkün. Bu tür sözleşmelere de “Belirsiz Süreli Sözleşme” adlandırılması yapılmaktadır. Kira sözleşmesinin feshi durumunda ortaya çıkacak sonuçlar da sözleşmenin belirli süreli ya da belirsiz süreli olmasına göre değişkenlik gösteriyor.

Kiracının Kira Sözleşmesini Feshi

Genelde kira akitlerini fesheden taraf kiracı oluyor. Kiracının kira sözleşmesinin feshini gerçekleştirebilmesi için sözleşmenin bitiş tarihinden en az 15 gün önce bildirimde bulunması gerekli. Eğer bu bildirim yapılmaz ise kira sözleşmesi benzer koşullar altında (kira miktarı yıllık TÜFE oranı doğrultusunda artış gösterebilir.) bir yıl daha kira sözleşmesi uzamış kabul edilir.

Bu düzenlemenin hem kiracıyı hem de ev sahibini güvence altına aldığı kabul edilir. Zira ev sahibi yeni bir kiracı bulmak için yeterli süreye sahipken; kiracı da kiraladığını boşaltmak için 15 günlük bir süreye sahip olacaktır. Ancak insanların kanun hükümlerini bilmemesi / araştırmaması ile genelde bu 15 günlük süreye uyulmuyor. Hal böyle olunca da bu konuda yargı yoluna taşınan pek çok uyuşmazlık oluyor.

Kiraya Verenin Kira Sözleşmesini Feshi

Kiracının aksine ev sahibinin kira sözleşmesini sözleşmenin sona erme tarihinde önceki 15 günlük bildirim süresi ile feshetme hakkı bulunmuyor. Hatta bu hakkını kullanabilmesi için 10 yıllık süreyi beklemek zorunda. Eğer sözleşme gerçekten de 10 yıl sürmüş ise artık uzayan her yıl için en az 30 gün önceden bildirimde bulunmak kaydı ile kiraya veren kira akdini feshedebilir.

Kanun koyucunun böyle bir koşul düzenlemesinin altına yatan temel etken ise “zayıf tarafta” olan kiracıyı korumaktır. Halihazırda kirasını düzenli olarak, aksatmadan ödeyen kiracının düzenini kurduğu konuttan çıkarılması durumu kanunda kabul edilmemektedir. Ancak haklı sebepler var ise kiraya veren kira sözleşmesini herhangi bir sınırlamaya bağlı olmadan sona erdirebilir.

Kira Bedelinin Ödenmemesi Sebebi İle Kira Sözleşmesinin Sona Ermesi

Kiraya verenin eğer haklı sebepleri var ise kira sözleşmesini 10 yıllık süreyi beklemeden sona erdirebileceğini ifade etmiştik. Bu sebeplerden ilki hiç şüphesiz ki kira bedelinin zamanında ve yeter miktarda ödenmemesi olacaktır. Böyle bir durumla karşılaşan ev sahibinin öncelikle kiracıya bir İhtarname göndermesi gerekiyor. Bu İhtarnamede belirtilmesi gerekene hususlar ise şöyledir:

  • Kiraya konu taşınmazın adresi ve kira sözleşmesi bilgisi
  • Hangi dönemlere ilişkin kira bedellerinin ödenmediği ve bu bedellerin ödenmesi istemi
  • Kiracı ile yaşanan diğer durumlar

İhtarname gönderildikten ve kiracıya ulaştıktan sonra kararlaştırılan süre içerisinde kiraya verenin zararı giderilmemiş tekrar bir İhtarname daha gönderilmesi gerekli. İkinci İhtarnameden sonra da geçmiş dönem kira bedelleri ödenmemiş, kiraya verenin zararı giderilmemiş ise artık kiraya veren durumu yargı yoluna taşıyabilir.

BAKINIZ: Kiracı Kirayı Ödemiyor Nasıl Tahliye Ederim ?
https://www.tabakhukuk.com/kiracim-kirayi-odemiyor/

Açılan dava sonucunda mahkemenin kuracağı hüküm kiraya verenin talebine göre değişkenlik gösterecektir. Kiraya veren hem kiralananın tahliye edilip kendisine teslim edilmesini hem de ödenmeyen kira bedellerinin kendisine ödenmesini isteyebilir. Hakim somut olayı değerlendirerek uyuşmazlık hakkında hüküm verecektir.

icra takibine nasıl itiraz edilir

Hacze Nasıl İtiraz Edilir ?

Ülkemizde kişi başına düşen gelir düzeyinin azalması ile birlikte pek çok insan icra takibine uğramaya başladı. Bu durumda da hacze itiraz nasıl yapılır sorusu ön plana çıkmaya başladı. Öyle ki 2018 yılında toplamda 1 milyona yakın icra takip işlemi gerçekleştirildi. Bu takiplerin çoğu bankalar tarafından başlatılırken bazen asıl borç ile hiç alakası olmayan kimseler de; kanun maddelerinin kötüye yorumlanması neticesinde borçlu olarak gösteriliyor.

Bu duruma yasal süresi içerisinde itiraz edilmemesi halinde de evde ya da işyerinde haciz durumu ile karşılaşılıyor. Ancak eve gelen her haciz bütün eşyalarınızın alınacağı, tahliye edileceği anlamına da gelmiyor. Şöyle ki yapılan hacze itiraz etmek mümkün. Avukatın borçluya karşı olan tavrından tutun da icra memurunun işlemlerine kadar pek çok gerekçe ile haciz işlemi yargı yoluna taşınarak uyuşmazlık çözüme kavuşturuluyor.

hacze nasıl itiraz edilir

İcra Takibine İtiraz Etmek Haciz İşlemini Durdurur

İcra ve İflas Kanunu uyarınca borçlu, hakkında başlatılan icra takibine ödeme emri kendisine tebliğ edildikten sonra 7 gün içerisinde itiraz edebilir. Borçlu hazırladığı itiraz dilekçesini takibin başlatıldığı İcra Dairesi’ne teslim ederek icraya itiraz edebilir. Yapılan işlem İcra Müdürü’nün onayından sonra takibi durduracaktır.

Duran icra takibinin devam etmesi için alacaklının ya da alacaklı avukatının İtirazın Kaldırılması ya da İtirazın İptali yoluna giderek durumu yargı merciine taşıması gereklidir. Ancak icraya itiraz edilirken dikkat edilmesi gereken bir husus var. Şöyle ki; alacaklının itirazı yargı yoluna taşımasından sonra hâkim alacaklı lehine karar verirse; itiraz eden borçlu aleyhine borcun %20’si oranında bir İcra İnkar Tazminatına da hükmediliyor. Yani itirazınız eğer haksız borcunuzu 1/5 oranında fazla ödüyorsunuz.

İcra takibine itiraz hakkında ayrıntılı bilgi için:
https://www.tabakhukuk.com/icra-takibine-nasil-itiraz-edilir/

Kesinleşmiş Hacze İtiraz

İcra takibine 7 günlük süre içerisinde itiraz edilmez ise takip kesinleşiyor. Bu aşamadan sonra alacaklı isterse borçlunun evine ya da iş yerine haciz işlemi için gidilebilir. Haciz işlemi ile karşılaşan borçlunun da bir takım hakları bulunuyor. Ancak önemle belirtmek gerekiyor ki; İcra Memuru ve alacaklı vekili adresinize geldiğinde sert tavırlardan ve şiddetten kaçınmanız gerekiyor. Eğer böyle bir durum olursa aynı adrese tekrar polis gücü ile gelinebilir. Bu durum hem dosya borcunun artmasına hem de haklı iken haksız duruma düşmenize neden olabilir. Peki hacze nasıl itiraz edilir ? İş yerine ya da eve gelen hacze itiraz edebilmek için farklı seçeneğiniz var:

  • Eğer haciz eve gelmiş ise, İcra ve İflas Kanunu’nun 82/3 fıkrası uyarınca eşyalarınızın sizin zorunlu ihtiyacınız olduğunu ve hepsinden 1’er adet olduğunu beyan edebilirsiniz. Ancak böyle bir durumda gerçekten de eşyalardan birer tane olmalıdır. Aksi halde fazla olan eşya haciz tutanağına yazılacaktır.
  • Eğer bizzat evin tapu kaydına haciz konulmuş ise bu durumda da İcra ve İflas Kanunu’ndaki borçlunun haline münasip ev ilkesi devreye girmektedir. Eğer borçlunun ikamet amaçlı sahip olduğu tek bir ev varsa bu ev haczedilemez ve borçlu hacze itiraz edebilir. Ev lüks denebilecek bir durumda ise bu durumda da satış sonrası elde edilen meblağdan borçlunun haline münasip bir ev için gerekli bedel borçluya ayrıldıktan sonra kalanı üzerinde icra işlemleri tatbik edilir.
  • İş yerine gelen hacze itiraz ederken de o işyerinin sizin olmadığını ya da işyeri sizin olsa da eşyaların üçüncü bir kişiye ait olduğunu beyan edebilirsiniz. Böyle bir durumda da olay yargı yoluna taşınacak ve hâkim önüne gelen delilere göre bir karar verecektir.

Hacze itiraz edebilmek için bir diğer seçenek de Memur Muamelesini şikâyet. Devlet memurunu haczedilmemesi gereken bir şeyi haczettiğini ya da kanuna aykırı başka bir işlemde bulunduğu kanaatine ulaştığınızda bu işlemin ardından 7 günlük yasal süresi içinde durumu yargı yoluna taşıyabilir ve söz konusu işlemi iptal ettirebilirsiniz.

Eğer yukarıdaki ihtimaller de gerçekleşmez ise borcu taksitler halinde ödeme teklifinde bulunabilirsiniz. Yine İcra ve İflas Kanunu uyarınca böyle bir hakkınız bulunuyor. Taksit teklifini alacaklının ya da alacaklı vekilinin kabul etmesi halinde sizin ödeme gücünüze göre bir taksit planı oluşturulur ve borcunuzu buna göre ödeyebilirsiniz.

Taahhüdü İhlal Cezası Hakkında:
https://www.tabakhukuk.com/taahhudu-ihlal-cezasi/