Kategori arşivi: Tazminat Hukuku

Tazminat hukuku kategorisi mevzuatımızın pek çok alanında düzenlenen tazminat düzenlemelerini bir araya getiren bir kategoridir. Tüketici hukukundan, idare hukukuna, ticaret hukukundan, rekabet hukukuna pek çok alandaki tazminat makalelerini buradan takip edebilirsiniz.

temerrüt ihtarı

Temerrüt İhtarı ve Temerrüde Düşürmek Kavramları

Temerrüt borcun istenebilir hale gelmesi ancak borçlunun buna karşı ödememekte direnmesi anlamına gelmektedir. Sözleşmeden kaynaklanan bir borcun ihtarname ile miktar ve ödeme süresi belirtilmek suretiyle istenilmesi neticesinde borçlu temerrüde düşer ve bu tarih itibariyle alacaklı faiz talebinde bulunabilir. Haksız fiilden kaynaklanan bir alacakta borçlu haksız fiil tarihinde, sebepsiz zenginleşmede ise sebepsiz zenginleşme tarihinde mütemerrid olur.

temerrüt ihtarı

Temerrüt oluşabilmesi için yani borçlunun mütemerrit hale getirilebilmesi için borcun muaccel olması yani istenebilir olması ayrıca alacaklının da ihtar ile bunu talep etmesi şartları sağlanmalıdır. Eğer borçlunun ihtara karşı bir defi savunması varsa örneğin borcun zamanaşımına uğradığına ilişkin zamanaşımı defi veya iki tarafa borç yükleyen akitlerde alacaklının kendi üzerine düşen ve daha önce ifa etmesi gereken edimi ifa etmediğine ilişkin ödemezlik defi ileri sürülmesi halinde temerrüt gerçekleşmez.

Borcun istenebilir yani muaccel olması borcun ödeme vadesinin gelmiş olması anlamına gelir ihtar ise muaccel olan borcun ödenmesini talep etmek olarak anlaşılmaldır. İhtar için her hangi bir şekil şartı yoktur ancak ihtarın açık ve muhteviyatında borç miktarını da barındırması gerekir. Kanun sadece tacirler arasında yapılacak temerrüt ihtarlarının noter, iadeli taahhütlü mektup ya da telgraf ile yapılması şartını getirmiştir. Dava açılması da tek başına temerrüde düşüren bir ihtar olarak kabul edilmektedir.

Eğer borcun ifa edileceği gün tarafların anlaşması ile belirlenmiş bir kesin gün ise, vade tayin edilmiş olmayıp tarafların anlaşması neticesinde bir muacceliyet ihbarı ile tayini söz konusu olmuş ise, son olarak da borcun mahiyeti gereği artık ihtarda bulunmanın bir anlam ifade etmeyeceği kabul edilebiliyorsa artık temerrüd ihtarına gerek kalmadan borçlu mütemerrid olur.

Temerrüd ihtarının en önemli neticesi ihtarın borçluya tebliği tarihi itibariyle artık alacağa temerrüt faizi işlemeye başlamasıdır. Peki temerrüd faizi ne demek ? Borçlunun muaccel olan borcunu ödememesi neticesinde temerrüde düşmesi halinde işlemeye başlayan faize temerrüd faizi denilmektedir. Eğer ihtarda bir süre belirtilmiş veya ödeme bir şarta bağlanmış ise faiz sürenin bitiminden ya da şartın gerçekleşmesinden itibaren işlemeye başlar.

Temerrüd halinde borçlu kural olarak beklenmedik hal nedeniyle oluşacak zararlardan sorumlu olacaktır. Ancak bu sorumluluktan temerrüde kusuruyla düşmediğini veya zamanında ödeseydi dahi beklenmedik halden dolayı zararın meydana geleceğini ispatlamakla kurtulabilir.

Temerrüd gerçekleşirse alacaklı 3 adet seçimlik hakkından birini kullanabilir:

  • Gecikmeden kaynaklı zararın tahsili ile birlikte borcun ifasını talep edebilir.
  • Borcun ifasından vazgeçerek borcun ifa edilmemesindne doğan zararını yani müspet zararının tazminini isteyebilir.
  • Borcun ifasından vazgeçmekle birlikte sözleşmeden dönerek (yani kendi üzerine düşen edimi de ifa etmekten vazgeçerek) menfi zararının yani bu sözleşmeye güvenerek gerçekleştirdiği masrafların ve zararının tazminini isteyebilir.
ipotek kaldırma

Ecrimisil Tazminatı Haksız İşgal Tazminatı Nedir ?

Ecrimisil tazminatı yani diğer bir ifade ile haksız işgal tazminatı bir taşınmazın her hangi bir hak ve yetkiye dayanmadan, iyi niyetli olmaksızın kullanılması sonucunda taşınmaz maliki lehine hükmedilen bir tazminat çeşididir.

Ecrimisilin hukuki temeli Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nda haksız eylem olarak nitelendirilmiş ve bu haksız işgal neticesinde en az kira miktarınca zararın tazmini öngörülmüştür. Herhangi bir hak ve yetki olmaksızın başkasının taşınmazını işgal eden kişi, bu taşınmazı kullanmak, semerelerinden yararlanmak suretiyle haksız şekilde bir kazanç elde etmektedir.

Ecrimisil tazminatı örneğin başkasına ait taşınmaz üzerinde yapı inşa edilerek ikamet edilmesi halinde, kira sözleşmesinin sona erdirilmesine rağmen kiracının ikameti tahliye etmeyerek kullanmaya devam etmesi halinde, kamu idarelerinin kanuna uygun bir şekilde kamulaştırma kararı almaksızın taşınmaza el atması halinde talep edilebilmektedir.

Ecrimisil Davası ve Zamanaşımı

Ecrimisil davası bağımsız olarak açılabileceği gibi, men-i müdahale veya tapu iptal tescil gibi davalar ile birlikte de talep edilebilir. Ecirmisil tazminatının hesaplanmasına taşınmazın bizatihi kullanımından doğan zarar (kullanım bedeli), taşınmaza verilen diğer zararlar (örneğin ağaçların kesilmesi, taşınmazdaki yapının yıkılması gibi), taşınmazdan elde edilen veya edilmesi ihmal edilen kâr (örneğin ağaçlardaki meyvelerin toplanması, taşınmaz üzerine ticari bir faaliyet gerçekleştirilmesi gibi) kalemler dahil olabilmektedir.

Ecrimisil tazminatı talebi bakımından 5 yıllık zamanaşımı söz konusudur. Davalının zamanaşımı itirazında bulunması takdirde dava tarihinden geriye 5 yıllık sürece ilişkin tazminat talep edilebilecektir.Ecrimisil davası bakımından görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesi yetkili mahkeme ise taşınmazın bulunduğu yer mahkemeleridir.

Ecrimisil Tazminatının Hesaplanması

Haksız işgalin gerçekleştiğini ve zararı ispatlama yükümlülüğü ecrimisil tazminatı talep eden davacı üzerindedir. Davacı keşif, bilirkişi incelemesi ve diğer delillerle işgali ve meydana gelen zararı ispat edebilir.

Mahkeme keşif yaparak taşınmazın ve uyuşmazlığın içeriğine göre uzman bilirkişilerden alacağı rapor neticesinde zarar miktarını belirler. Örneğin tarım arazilerinde, arazi üzerindeki mahsulün değeri ve neticede meydana gelen zararın belirlenmesinde il ve ilçe tarım müdürlüklerinden resmi veriler getirtilir, kullanım bedelinin hesaplamasında emsal kira araştırması yapılır, işgal hususunda tanıklar dinlenebilir.

adam çalıştıranın tazminat sorumluluğu

Adam Çalıştıranın Tazminat Sorumluluğu

Adam çalıştıranın sorumluluğu Türk Borçlar Kanunu’nun 66. maddesinde bir kusursuz sorumluluk hali olarak düzenlenmiş bulunmaktadır. Bu düzenlemeye göre adam çalıştıran, çalıştırdığı kişinin verdiği zararlardan kendi kusuru bulunmasa dahi kusursuz sorumluluk prensibine göre sorumlu olacak ve meydana gelen zararı tazminat edecektir.

Adam çalıştıranın sorumluluğu
MADDE 66- Adam çalıştıran, çalışanın, kendisine verilen işin yapılması sırasında başkalarına verdiği zararı gidermekle yükümlüdür.
Adam çalıştıran, çalışanını seçerken, işiyle ilgili talimat verirken, gözetim ve denetimde bulunurken, zararın doğmasını engellemek için gerekli özeni gösterdiğini ispat ederse, sorumlu olmaz.
Bir işletmede adam çalıştıran, işletmenin çalışma düzeninin zararın doğmasını önlemeye elverişli olduğunu ispat etmedikçe, o işletmenin faaliyetleri dolayısıyla sebep olunan zararı gidermekle yükümlüdür.
Adam çalıştıran, ödediği tazminat için, zarar veren çalışana, ancak onun bizzat sorumlu olduğu ölçüde rücu hakkına sahiptir

Örnek vermek gerekirse bir çalışanın işyerinde gerçekleştirdiği işle ilgili faaliyeti esnasında üçüncü kişilere karşı verdiği zarardan işyerinin sahibi olan kişi yani adam çalıştıran da sorumlu olacaktır. Ancak kanun bazı şartlar altında işverenin bu sorumluluktan kurtulabilmesini öngörmüştür. İşveren TBK 66/2’ye göre işçiyi seçerken, talimat verirken, gözetim ve denetimde bulunurken, zararı engelleyici gerekli özen tedbirlerini aldığını ispatlarsa sorumluluktan kurtulacaktır.

Genel olarak işletmenin faaliyeti neticesinde meydana gelen zarardan da yine işveren TBK 66. maddesi gereği sorumludur. Ancak işveren işyerinin çalışma düzeninin zararın doğmasını önlemeye elverişli olduğunu ispat ederek yine sorumluluktan kurtulabilecektir. Örneğin bir işyerinde meydana gelen iş kazasında işverenin sorumluluğu gündeme gelebilmektedir. İşveren gerekli emniyet tedbirlerini aldığını, iş sağlığı ve güvenliği mevzuatına uyun hareket ettiğini, işyerinde bulunması gereken güvenlik teçhizatının, uyarıların mevcudiyetini, gerekli eğitimlerin çalışanlara verildiğini ispat etmek koşuluyla sorumluluktan kurtulabilecektir.

adam çalıştıranın tazminat sorumluluğu

Bağımlılık İlişkisi

Burada işveren ve işçi arasında bir bağımlılık ilişkisinin yani emir, talimat ilişkisinin bulunması aranmaktadır. Bu ilişki çoğu zaman hizmet sözleşmesi, iş sözleşmesi olarak karşımıza çıkmakla birlikte kimi zaman vekalet sözleşmesi, eser sözleşmesi bulunan durumlarda da bağımlılık halinin var olduğu görülebilmektedir. Nitekim Yargıtay’ın da bu yönde kararları mevcuttur. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2012/7-216 E., 2010/231 K., 28.04.2010 T.)

Bir iş sözleşmesi ve hizmet sözleşmesinde işverenin işçiye emir ve talimat vermesi olağandır, bu durumlarda işveren işçinin verdiği zararlardan sorumlu olacaktır. Söz gelimi bir bina yapımının öngörüldüğü eser sözleşmesinde ise eğer işveren yüklenici firmaya emir ve talimat veriyor, yapılan işi sahada emir ve talimatlarıyla takip ediyorsa yine yüklenicinin verdiği zararlardan işverenin de adam çalıştıran sıfatıyla sorumluluğu doğabilecektir.

Zararın Tazmini

Asliye hukuk mahkemesinde açılacak tazminat davasında kusuru bulunduğu oranda zararı meydana getiren çalışan ve kusuru bulunsun ya da bulunmasın adam çalıştıran konumundaki işveren davalı olarak gösterilecektir. Mahkeme zararın niteliğine göre öncelikle tarafların kusur oranlarının belirlenmesi yönünden uzman bilirkişi heyetinden kusur raporu alacak ve akabinde aktüerya bilirkişisi marifetiyle zarar miktarını tespit edecektir.

Hesaplanan tazminattan zarar görenin kusuru oranında indirim yapılır ve bakiye tazminat miktarından davalılar müteselsil olarak sorumlu tutulur. Ancak unutmamak gerekir ki çalışanın sorumluluğu kusur sorumluluğu olduğundan o ancak kusuru oranında sorumlu tutulabilir, adam çalıştıranın sorumluluğu ise kusursuz sorumluluk olduğundan çalışanın kusuru olmasa dahi meydana gelen zarardan sorumlu tutulur.

Zamanaşımı

Adam çalıştıranın tazminat sorumluluğu bakımından zamanaşımı süresi zarar görenin zararı ve zarara sebep olanı öğrenmesinden itibaren 2 yıl ve her halükarda zarar verici fiilin üzerinden 10 yıl geçmekle dolmaktadır. Eğer meydana gelen haksız fiil aynı zamanda bir ceza davasına konu olmuş ise ceza zamanaşımı uygulanır ve 2 yıllık süre uzar.

İfa Yardımcısının Fiilinden Sorumluluktan Farkı Nedir ?

Türk Borçlar Kanunu’nun 116. maddesinde düzenlenen diğer bir kusursuz sorumluluk hali olan ifa yardımcısının fiilinden sorumluluk, adam çalıştıranın sorumluluğuna benzemekle birlikte aralarında bir takım farklar bulunmaktadır.  Öncelikle ifa yardımcısının fiilinden sorumluluk halinde ifa yardımcısı ifasına yardım ettiği kişi ile hukuki bir ilişki içerisinde olan üçüncü kişiye zarar vermektedir, adam çalıştıranın sorumluluğunda ise adan çalıştıran ile zarara uğrayan üçüncü şahıs arasında biz sözleşme, hukuki ilişki bulunmamaktadır.

Adam çalıştıranın sorumluluğunda çeşitli kurtuluş beyinneleri yani sorumluluğu kaldıran durumlar öngörülmüş iken ifa yardımcısında bu beyinneler söz konusu değildir. Yine her iki durum arasında zamanaşımı bakımından da fark bulunmaktadır. İfa yardımcısının fiilinden sorumluluk halinde zamanaşımı 10 yıl iken, adam çalıştıranın sorumluluğunda 2-10 yıllık süreler öngörülmüştür. Son fark olarak ifa yardımcısının fiilden ifa sahibinin sorumluluğu yapılacak bir anlaşma ile kaldırılabilirken, adam çalıştıranın sorumluluğunun kaldırılması bakımından bu tür bir sözleşme yapma imkanı bulunmamaktadır.

İfa Yardımcısının Fiilinden Sorumluluk Hakkında: https://www.tabakhukuk.com/ifa-yardimcisinin-fiilinden-sorumluluk/

İfa Yardımcısının Fiilinden Sorumluluk

Hukuk sistemimize göre bir kimsenin yükümlenmiş olduğu bir edimi kural olarak bizzat kendisinin ifa etmesi zorunluluğu bulunmamaktadır. Bunun istisnası ifayı gerçekleştirecek kişinin şahsının sözleşmenin mahiyeti gereği karşı taraf için önem arzetmesidir. Örnek vermek gerekirse; kombinizin tamiri veya bakımı için çağırdığınız bir usta bu işlemi yardımcısı ile gerçekleştirebilir. Bu kanunen kabul edilebilir bir durum iken bir heykeltraşa verdiğiniz heykel yapım işini heykeltraşın başkasına yaptırması kabul edilemez. İfa yardımcısı kullanılabilen durumlarda bu yardımcının verdiği zararlardan dolayı ifa yükümlüsünün kusursuz sorumluluğu söz konusudur. Yazımızda ifa yardımcısının fiilenden sorumluluk konusunu Yargıtay kararları ışığında ele aldık.

ifa yardımcısının fiilinden sorumluluk

Yardımcı Kişilerin Fiillerinden Sorumluluk

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu‘nun 116. maddesinde düzenlenen bu kusursuz sorumluluk haline göre edimin bir yardımcı ile ifa edilmesi halinde yardımcının meydana getirdiği zararlardan, asıl ifa yükümlüsü sorumlu olmakta ve edimi ifa etmesi icap etmektedir. Bu sorumluluk taraflarsa yapılacak bir anlaşma, örneğin sözleşme metnine eklenecek bir madde ile ortadan kaldırılabilir. Ancak kanuni tek istisna olarak işin yürütülmesinin ilgili makamların iznine tabi tutulmuş olması durumunda ifa yardımcısının fiilinden sorumluluk ortadan kaldırılamayacaktır.

Yardımcı kişilerin fiillerinden sorumluluk
MADDE 116- Borçlu, borcun ifasını veya bir borç ilişkisinden doğan hakkın kullanılmasını, birlikte yaşadığı kişiler ya da yanında çalışanlar gibi yardımcılarına kanuna uygun surette bırakmış olsa bile, onların işi yürüttükleri sırada diğer tarafa verdikleri zararı gidermekle yükümlüdür.
Yardımcı kişilerin fiilinden doğan sorumluluk, önceden yapılan bir anlaşmayla tamamen veya kısmen kaldırılabilir.
Uzmanlığı gerektiren bir hizmet, meslek veya sanat, ancak kanun veya yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütülebiliyorsa, borçlunun yardımcı kişilerin fiillerinden sorumlu olmayacağına ilişkin anlaşma kesin olarak hükümsüzdür.

Yargıtay Kararlarından Örnekler

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi bir kararında petrol nakliye işini üstlenen davalı şirket çalışanının nakliye sonrası boşaltım yapılırken yakıt tanklarını karıştırması neticesinde benzin ve mazotun birbirine karışmasına sebebiyet vererek petrolü zayi etmesi ve davacı şirketi zarara uğratması eyleminde davalı şirket çalışanının kusurundan dolayı davalı şirketin TBK 116. maddesi uyarınca sorumlu olacağını tespit etmiştir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2016/3049, 2017/5904, 31/10/2017)

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2016 yılında vermiş olduğu bir kararda ingilizce eğitimi veren bir yaz okuluna kayıt olan 9 yaşındaki kız çocuğuna okula öğrencileri taşıyan servisin şoförü tarafından cinsel istismar suçunun işlendiğinin ceza yargılamasında sabit hale gelmesi akabinde ailenin açtığı manevi tazminat davasında; eğitim kurumu şirketi ve servis minibüsünün sahibi hakkında manevi tazminata hükmedilen davanın temyiz incelemesinde Yargıtay davalıların sorumluluğunun Türk Borçlar Kanunu 116. maddesinden kaynaklandığıne belirterek yerel mahkeme hükmünü onamıştır. (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2015/19892 E., 2016/13113 K., 22/11/2016)

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi bir kararında davalı banka şube müdürünün davacının gerçekleştireceği şartlı havale işleminde şartın gerçekleşmemesi halinde havale miktarının faiziyle iadesinin sağlanacağına ilişkin taahhüdüne rağmen havale edilen paranın iade edilmemesi nedeniyle bankaya karşı açtığı tazminat davasında banka şube müdürünün mevzuata aykırı taahhütü nedeniyle bankanın da TBK 116. maddesine göre ifa yardımcısının fiilenden sorumluluk hükümlerine göre sorumlu olacağı belirtilerek yerel mahkemenin aksi yöndeki hükmü bozulmuştur. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/5769 E., 2015/13116 K., 08/12/2015)

Vekaletsiz İş Görme Ne Demektir ?

Vekaletsiz iş görme Türk Borçlar Kanunu’nun 526 ilâ 531. maddeleri arasındaki düzenlenmiş bulunmaktadır. Kanun vekaletsiz iş görme kapsamında iş göreni, iş sahibi menfaatine ve varsayılan iradesine uygun hareket etmekle yükümlü kılmaktadır. Gerçek olan ve olmayan şeklinde ikiye ayrılan vekaletsiz iş görmeyi yazımızda ele aldık.

Vekaletsiz İş Görme Nedir ?

Vekaletsiz iş görme aralarında bir sözleşme veya vekalet ilişkisi olmasa da bir kimsenin başkası adına iş görmesi anlamına gelmektedir. Vekaletsiz iş görme bazen de kendisi adına bir iş gerçekleştirdiğini zannederek aslında başkası menfaatine iş görme şeklinde de meydana gelebilmektedir. Bunlardan ilkine gerçek vekaletsiz iş görme ikincisine ise gerçek olmayan vekaletsiz iş görme denilmektedir.

Aralarında bir sözleşme veya vekalet ilişkisi olmasa da vekaletsiz iş görme kanun gereği taraflar arasında bir borç ilişkisi doğurmaktadır. Bu ilişki hem iş görene hem de iş sahibine bir takım kanuni hak ve yükümlülükler yüklemektedir. İş sahibinin yapılan işe icazet vermesi halinde artık vekaletsiz iş görme hükümleri değil vekalet hükümleri veya duruma göre diğer sözleşme hükümleri uygulanır.

Vekaletsiz İş Görme Örneği

Aşağıda vekaletsiz iş görmeye örnek teşkil edebilecek bazı durumlar sıralanmış bulunmaktadır:

  • Kiracının kiraladığı evin balkonuna bir barbekü alanı inşa etmesi
  • Tadilat yapılan evde ustanın sözleşme kapsamında olmayan fazladan işler yapması
  • Hayvanlarını besleyen kişinin kendi hayvanlarıyla beraber komşusunun hayvanlarını da beslemesi
  • İş görenin kendi hayvanları zannederek başkasının hayvanlarını beslemesi ( gerçek olmayan vekalersiz iş görme örneğidir.)

İş Görenin Hakları ve Borçları Nelerdir ?

Vekaletsiz iş gören kişi iş sahibinin menfaatine ve varsayılan iradesine uygun şekilde iş görmesi gerekmektedir. Bu noktada vekaletsiz iş gören işi görürken gerçekleştirdiği ihmalinden de sorumludur. Ancak iş sahibinin uğrayacağı bir zarar tehlikesini veya zararı engellemek için yapmış olması haline zararı daha hafif olacaktır.

Örnek vermek gerekirse komşusunun evinin yandığını gören kişinin bu evi söndürmek için harekete geçmesi halinde vekaletsiz iş görme söz konusudur. Normal şartlarda bu kişinin işi gerçekleştirdiği esnada ihmalkarlığından sorumlu olması gerekirken, bir zararı bertaraf etme iradesiyle hareket etmesi nedeniyle ihmalinden sorumluluğu daha hafiftir.

Eğer iş sahibinin yasakladığı bir iş görülüyorsa iş gören beklenmedik halden de sorumlu olacaktır. Ancak bu noktada yasaklama hukuka ve ahlaka aykırı olmamalıdır. İş sahibi beklenmedik halden dolayı sorumluluktan kurtulmak için işi kendisi görmese dahi beklenmedik halin mevcut zarara neden olacağını ispatlaması gerekecektir.

İş gören sözleşme ehliyetinden yoksunsa, örneğin kısıtlanmış bir kişiyse ancak zenginleştiği ölçüde ve iyi niyetli olmaksızın elinden çıkardığı miktarla sınırlı olarak sınırlı olacaktır.

İş Sahibinin Hakları ve Borçları Nelerdir ?

İş sahibi kendisi menfaatine bir iş görüldüğünden iş görenin zorunlu ve yararlı masraflarını faiziyle birlikte karşılaması gerekmektedir. Ayrıca iş sahibi iş görenin işi görürken üstlendiği edimleri de ifa etmekle yükümlüdür. Bu noktada zarar mevcut ise hakimin takdir ettiği kadarıyla zararı da gidermesi gerekmektedir.

İş görenin işi gerçekleştirirken umduğu neticenin meydana gelmemiş olmasına rağmen yeterli özeni göstermiş olduğu kabul edilebiliyorsa yukarıdaki hükümler aynen uygulanacaktır. İş gören yukarıdaki haklarını iş sahibinden alamaması halinde bunları sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre dava yoluna başvurmak suretiyle alabilecektir.

Gerçek olmayan vekaletsiz iş görme olarak da tabir edilen işin iş sahibinin menfaatine yapılmamış olması halinde dahi iş sahibi iş görmeden doğan faydaları edinme hakkına sahiptir. Ancak bu durumda iş sahibi zenginleştiği ölçüde iş görenin de masraflarını ödemek ve borçlarından kurtarmakla yükümlüdür.

Kefalet Sözleşmesi Şartları ve Kefil Olmak

Bir başkasının borcundan dolayı kefil olmak, başkasının borcu için kefalet sözleşmesi imzalamak hakkında sitemize çokça sorular gelmektedir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu kefalet sözleşmesi bakımından bir takım şekil şartları getirmiştir ve yine önemli bir yenilik olarak borca kefil olurken eşin rızasının alınması gerektiğini düzenlemiştir. Yazımızda kefaletin şekil şartlarını, türlerini ve hukuki sonuçlarını bulabilirsiniz.

kefalet sözleşmesi

Kefalet Sözleşmesi

Kefalet sözleşmesi Türk Borçlar Kanunu’nun 581 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, borçlunun alacaklıya olan borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlenmek anlamına gelmektedir. Kefil olan kişi borcunu ödemediği taktirde alacaklı kefile karşı icra takibine geçerek alacağın kefilin kişisel malvarlığından tahsil edebilecektir.

Kefil olabilmek için fiil ehliyetine sahip olmak, yani 18 yaşını tamamlamış olmak, ayırt etme gücüne sahip olmak yani kefaletin hukuki sonuçlarını kavrayabilecek akli yeteneğe sahip olmak gerekmektedir. Bunun yanında diğer tüm sözleşmelerde olduğu gibi kefilin hata, hile, ikrah, gabin gibi sözleşmeyi sakatlayan sebeplerden birinin varlığı altında kefillik sözleşmesini imzalamamış olması gerekmektedir.

Kefil borçlunun alacaklıya karşı ileri sürebileceği itiraz ve defileri ileri sürebilir. Ancak kanun akıl zayıflığı, yanılma ya da zamanaşımı gibi borçlunun sorumluluktan kurtulabileceği sebeplerin varlığını bilerek kefalet veren kefilin bu sebeplere dayanarak sorumluluktan kurtulamayacağını belirtmektedir. Kefalet sözleşmesinin adli kefalet ve müteselsil kefalet olmak üzere iki türü bulunmaktadır.

Müteselsil Kefil Nedir

Müteselsil kefil, alacaklının borçlu ile birlikte veya borçludan önce kefile karşı icra takibine geçebileceği kefalet türünü ifade etmektedir. Eğer alacak muaccel olmuş yani istenebilir hale gelmiş ise müteselsil kefalet halinde alacaklı ister kefil ve borçluya aynı anda ya da ikisinden birine karşı icra takibi başlatma hakkına sahip olmaktadır.

Diğer kefalet türü olan adli kefalette ise alacaklının kefile karşı icra takibine geçebilmesi için öncelikle borçluya karşı takibe geçmesi, yapılan takip neticesinde alacağın tahsil edilememesi veya borçlunun iflasına karar verilmiş olması ya da borçlunun konkordato mehili almış olması gerekmektedir. Bu şartların varlığı halinde alacaklı kefile karşı takibe geçebilecektir.

Şekil Şartları

Kanun, kefalet sözleşmesi için yani bir borca kefil olmak için bir takım şekil şartları düzenlemiştir. Eğer bu şartlar yerine getirilmemiş ise geçerli bir kefalet bulunmadığından kefilin sorumluluğu söz konusu olmayacaktır. Sitemize gelen soruların büyük bir kısmına verdiğimiz cevaplarda belirttiğimiz bu şartları aşağıda saymış bulunmaktayız

Kefil Olmak İçin Gerekli Şekil Şartları

  • Kefilin sorumlu olduğu borç miktarı yazılmalı
  • Kefalet tarihi belirtilmeli
  • Müteselsil kefalet söz konusu ise açıkça yazılmalı
  • Tüm bunlar kefilin el yazısı ile yazılmış olmalı
  • Eşin kefalet için yazılı rızası alınmış olmalı

Kefil Olmak İçin Eşin Rızası

Türk Borçlar Kanunu’nun 584. maddesinde borca kefil olabilmek için eşten yazılı rıza alma şartını getirmiştir. Ayrılık kararı veya yasal olarak ayrı yaşamayı haklı kılan bir sebep mevcut olmadıkça eşlerin bir borca kefil olabilmesi için diğer eşten yazılı şekilde izin almaları gerekmektedir. Kefalet tarihinden sonra alınan onay niteliğindeki rızanın geçerli olmayacağı, kefil olmadan önce veya kefil olma esnasında yazılı rızanın mevcut olması gerektiği madde metninden anlaşılmaktadır.

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu 23/03/2018 tarihinde çek ve bono gibi kambiyo senetlerine kefil olarak imza atabilmek için eşin rızasının gerekip gerekmeyeceği hususunda Yargıtay’ın farklı dairelerinin içtihadları arasındaki ihtilafın giderilmesi için toplanmış bulunmaktadır. Sonuç: Yargıtay bu tür kambiyo senetlerine kefil olma durumunda eşin rızasının aranmayacağı doğrultusunda içtihad oluşturmuştur.

Kanun koyucu 28/03/2013 tarihli kanun değişikliği ile bir takım kefalet sözleşmeleri bakımından istisnalar getirmiş bulunmaktadır. Buna göre ticari işletme sahibi veya ticaret şirketi ortak ya da yöneticilerinin işletme veya şirketle ilgili verecekleri kefaletlerde, esnaf veya sanatkarlar odasına kayıtlı esnaf ve sanatkarların mesleki faaliyetleri ile ilgili verecekleri kefaletlerde,  27/12/2006 tarihli ve 5570 sayılı Kamu Sermayeli Bankalar Tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek kefaletler ile tarım kredi, tarım satış ve esnaf ve sanatkârlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletler bakımından eşin rızası aranmayacaktır.

Kartel Faizi Davası ve Rekabet İhlali Yapan 12 Banka

Rekabet kurumu 2013 yılında yaptığı bir soruşturma neticesinde aşağıda zikredilen 12 bankanın yine aşağıda zikredilen süreler arasında kartel uygulaması gerçekleştirdiğini tespit ederek ilgili bankalara idari para cezası uyguladı. Böylece bu süreçte bankalardan kredi kullanan kişilere de kartel faizi nedeniyle uğradıkları zararları tazmin etme fırsatı doğdu. Ayrıntılarını yazımızda bulabilirsiniz.

kartel faizi

Kartel Faizi Nedir ?

Kartel faizi, 12 adet bankanın bir araya gelerek rekabet hukukuna aykırı bir şekilde mevduat, kredi ve kredi kartı işlemlerinde uygulanacak faiz oranlarını arttırması anlamına geliyor. Tarih olarak 21.08.2007 ilâ 22.09.2011 arasını kapsayan bu süreçte ilgili 12 bankanın ortak aldıkları kararla müşterilerine uygulayacakları faiz oranlarını arttırmak suretiyle rekabet hukukunu ihlal ettikleri Rekabet Kurumu ve Danıştay kararı ile tespit edildi.

Kartel uygulaması yaptıkları tespit edilen 12 banka
1. Akbank, 2. Garanti Bankası, 3. Halk Bankası, 4. Vakıflar Bankası, 5. Yapı ve Kredi Bankası, 6. Ziraat Bankası, 7. Denizbank, 8. Finans Bank, 9. HSBC Bank, 10. ING Bank, 11. Türk Ekonomi Bankası, 12. İş Bankası

Kartel Faizi Uygulamasının Tespit Edildiği Yasal Süreç

Kartel uygulaması ile ilgili 12 bankanın 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4. maddesini ihlal ettikleri Rekabet Kurumu tarafından tespit ve ilan edildi.

Rekabet Kurumu 08.03.2013 tarihli ilgili kararı tam metni için bakınız.
“Kurum bu kararında 12 banka açısından rekabet hukuku ihlalinin gerçekleşmiş olduğunu tespit etmiş ve bankalara yıllık gayri safi gelirleri üzerinden değişik oranlarda idari para cezası uygulamıştır.”

Rekabet Kurulu’nun ilgili kararına karşı açılan iptal davasında Ankara 2. İdare Mahkemesi 25.12.2014 tarih ve 2014/119 E., 2014/1580 K. sayılı kararıyla kararın hukuka uygun olduğundan bahisle davanın reddine karar vermiştir. Kararın temyizi üzerine inceleme yapan Danıştay 13. Dairesi ise 16.12.2015 tarih, 2015/2445 E., 2015/4605 K. sayılı kararıyla temyiz isteminin reddiyle ilk derecem mahkemesi kararının onanmasına hükmederek Rekabet Kurumu kararının hukuka uygun olduğunu ortaya koymuştur.

Ne Kadar Tazminat Alınabilir

Rekabet Kurulu kararında yapılan tespitlere göre konut kredilerin 15 baz puanlık (yani 0,15 faiz oranı farkı anlamına geliyor), ihtiyaç kredilerin 10 baz puanlık ve taşıt kredilerinde de 5 ilâ 20 baz puanlık faiz artırımı yapıldığı belirtiliyor.

Açacağınız davada mahkeme yapılan kartel uygulaması sonucu faiz artırımı sebebiyle ne kadarlık zarara uğradığınızı uzman bilirkişi vasıtasıyla tespit edecektir. Bu nedenle tazminat miktarı bilirkişi raporuna göre belirleneceğinden dava belirsiz alacak davası şeklinde açılabilecektir.

4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun‘un 58. maddesi bu tür durumlarda 3 kat tazminat uygulanması gerektiğini hüküm altına aldığından, açılacak davalarda mahkemelerin uğranılan zararın 3 katı oranında tazminata hükmetmesi gerekmektedir.

ÖRNEK BİR HESAPLAMA YAPMAK GEREKİRSE

  • Yukarıda sayılan 12 bankadan 21.08.2007 ilâ 22.09.2011 tarihleri arasında aldığınız 100.000 TL‘lik konut kredisi olduğu varsayalım:
  • Olması gereken faiz oranı % 1 ise ödemeniz gereken faiz miktarı 72.165 TL
  • 15 baz puan artışı ile oran %1,15 ve neticede ödediğiniz faiz miktarı 84.879 TL
  • 120 ay vadeli 100.000 TL lik konut kredisinde 12.714 TL’lik bir fazla faiz ödemesi söz konusudur.
  • Rekabet Kanunu 58 maddesinde yer alan 3 kat tazminat hükmü nedeniyle mahkemenin 3×12.714=38.142 TL tazminata hükmetmesi gerekir.
  • Özetle 12 ay vadeli 100.000 TL’lik konut kredisinde mahkemenin hüküm altına alması gereken tazminat miktarı 38.142 TL’dir.

Davada Görevli Mahkeme ve Zamanaşımı

Davanın açılacağı mahkeme kredinin hangi amaçlarla çekildiğine göre değişmektedir. Kamu kurumlarının çektikleri kamusal kredilerde görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Eğer ticari amaçlarla çekilen bir ticari kredi söz konusu ise görevli mahkeme ticaret mahkemesidir. Ticari amaçlı olmayan tüketici kredisi, taşıt kredisi, konut kredisi gibi kredilerde ise görevli mahkeme tüketici mahkemesidir.

Tüketici mahkemesinin göreviyle ilgili olarak kredinin miktarı da önem arz etmektedir. Eğer talep edilebilen miktar tüketici hakem heyeti sınırları altında kalıyorsa tüketici mahkemelerine değil tüketici hakem heyetlerine başvurmak gerekmektedir. 2018 yılı itibariyle sınır İl Tüketici Hakem Heyetleri bakımından 6.860,00 TL, İlçe Tüketici Hakem Heyetleri bakımından 4.570,00 TL’dir.

Zamanaşımı

Kartel faizi nedeniyle açılacak tazminat davalarında zamanaşımı süresi ise sözleşmeler bakımından genel dava zamanaşımı süresi olan 10 yıllık zamanaşımı süresidir. Yani örneğin 2010 yılında çekilen bir kredi için dava zamanaşımı süresi 2020’de dolacağından bu tarihe kadar davanın açılması gerekmektedir.

Konuyla ilgili soru ve görüşleriniz için bu yazının altına yorum kısmına yazabileceğini gibi iletişim kanallarımız vasıtasıyla da bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Araç Değer Kaybı Tazminatı Hakkında

Araç değer kaybı meydana gelen trafik kazası neticesinde tamir gören aracın tamir öncesi durumuna göre ikinci el piyasasında yaşadığı değer kaybını ifade etmektedir. Araç her ne kadar tamir edilmiş olsa dahi tamir görmüş olması belirli bir miktar değer kaybı meydana getirmektedir. Meydana gelen bu değer kaybının araç değer kaybı tazminatı olarak kusuru bulunan karşı taraftan tazmin etmek mümkündür.

İkinci el piyasasında aracın değeri belirlenirken tramer yani sigorta bilgi sisteminde hasar kaydının bulunup bulunmaması, boyalı veya değişen parçasının bulunup bulunmaması belirleyici olmaktadır. Hasar kaydı, boyalı veya değişen parçası bulunan araçlar, hasarsız araçlara göre çok daha kolay satılabildiği gibi değer olarak da daha yüksek fiyata satılabilmektedir. Kusurlu olmadığı bir kazada aracı buna benzer bir işlem gören tarafın da yukarıda izah edilen sebeplerle değer kaybı zararı oluşmaktadır.

araç değer kaybı

Değer Kaybı Nasıl Hesaplanır ?

Araçta meydana gelen değer kaybı tazminatı genel olarak kaza tarihi itibariyle aracın kazaya uğraması nedeniyle ikinci el piyasasındaki değerinde oluşan kayba göre hesaplanır. Yani söz konusu kaza olmasaydı aracın satılabileceği bedel ile kazaya uğramış ve işlem görmüş haliyle satılabileceği değer arasındaki fark tazminat miktarını oluşturmaktadır.

Dava açılması halinde mahkeme zararın tespitini otomotiv konusunda uzman makine mühendisi veya bazı durumlarda da Adli Tıp Kurumu trafik ihtisas dairesinin hazırlayacağı uzmanlık raporuna göre belirlemektedir. Alınan bilirkişi raporları davacının talep edebileceği tazminat miktarını tüm faktörleri değerlendirerek hesaplamaktadır. Aracın yaşı, kaza öncesi kondisyonu, daha önce geçirdiği bakımlar ve işlemler, daha önce kazasının olup olmaması gibi faktörler tazminat miktarını etkilemektedir.

Bu arada belirtelim ki meydana gelen kazada yüzde yüz kusurlu bulunan taraf aracındaki değer kaybı zararının tazminini isteyemez. Kimse kendi kusurlu hareketinden dolayı lehine bir sonuç elde edemez prensibi gereği ancak karşı tarafın kusurlu olduğu oranda değer kaybı zararının tazminin talep edilmesi mümkündür.

Araç Değer Kaybı Kimden Talep Edilir ?

Trafik kazalarında meydana gelen zararlardan sorumlular;

  • Karayolları Trafik Kanunu başta olmak üzere ilgili mevzuat hükümlerine göre kazada kusuru bulunan aracın sürücüsü,
  • araç işleteni olarak kusursuz sorumluluğu bulunan aracın maliki,
  • kendi nam ve hesabına aracı işleten teşebbüs,
  • uzun süreli kiralamalarda kiralayan,
  • yine uzun süreli rehin ve ariyet alma durumlarında rehin alan ve ariyet alan
  • ve kusurlu aracın zorunlu mali mesuliyet sigortacısıdır.
  • Trafik kazası aynı zamanda bir iş kazası niteliğinde ise işletme sahibi işveren ve diğer ilgililerin sorumluluğu da gündeme gelebilmektedir.

Sigorta Şirketine Başvuru

Meydana gelen trafik kazasında öncelikle sorumluların kimler olduğunu tespit etmek çok önemlidir. İhtiyari Mali Mesuliyet Sigortası olarak adlandırılan kasko sigortaları değer kaybı tazminatını poliçe kapsamına almamakla birlikte bu zararın zorunlu mali mesuliyet sigortası yani kısaca trafik sigortasından karşılanması mümkündür. Bunun için öncelikle kazada kusuru bulunan karşı tarafın trafik sigorta şirketine başvurmak gerekmektedir. Dava açmak için de bu başvuru zorunlu dava şartı olarak kabul edilmektedir.

Aracınız için aldığınız ekspertiz raporuna göre karşı tarafın zorunlu mali mesuliyet sigortası yani trafik sigortasına başvurmanıza rağmen olumsuz yanıt almanız ya da istediğiniz değerin altında bir bedel teklif edilmesi halinde Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvuru hakkınız bulunmaktadır. Aşağıdaki linkten Sigorta Tahkim başvurusu ile ilgili ayrıntılı bilgiye ulaşabilirsiniz:
http://www.sigortatahkim.org/

Dava Yoluna Başvurmak Gerekli midir ?

Karşı tarafın zorunlu mali mesuliyet sigortası yani trafik sigortasından zararı talep edilmesine rağmen olumsuz cevap alınması ya da istenilen miktarın alınamaması halinde dava yoluna başvurmak mümkündür. Trafik sigorta şirketine karşı açılan davada kazada meydana gelen değer kaybı zararı bakımından sorumluluğu bulunan yukarıda sayılan kişiler de davalı olarak gösterilebilir.

Sigorta şirketine karşı açılacak davada görevli mahkeme sigorta hukukunun ticaret kanununda düzenlenmiş olması ve mutlak ticari davalardan sayılması nedeniyle ticaret mahkemeleridir. Dava kazanın meydana geldiği yer veya davalıların yerleşim yerlerinden birinde açılabilir. Esasen bir haksız fiile bağlı tazminat talebi olan değer kaybı talebinde haksız fiile ilişkin yetki kuralları uygulanmaktadır.

Belirli Bir Zamanaşımı Süresi Var mı ?

Değer kaybı talepleri 2 yıllık zamanaşımına tabidir. Bu süre zararın ve zarara sebep olan şahsın öğrenilmesi itibariyle başlar ve 2 yıl içerisinde dava açılmaması halinde dava hakkı zamanaşımına uğrar. Yani karşı tarafın zamanaşımı itirazı üzerine davanın reddine karar verilmesine sebebiyet verir. Son 2 yıl içerisinde meydana gelen ve karşı tarafın kusurlu olduğu davalar bakımından değer kaybı zararınızı talep etmeniz mümkündür.

Araç değer kaybı hakkındaki yukarıda yer alan bilgilerin haricindeki sorularınızı yazıya yorum olarak ekleyebileceğiniz gibi bizlere mesaj olarak da gönderebilirsiniz. Sorularınıza tazminat hukuku alanında uzman avukatlar tarafından cevap verilmektedir. Bunun haricinde yazıyı beğendiyseniz sosyal medya hesaplarınızda paylaşarak sitemize katkıda bulunabilirsiniz.